Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu (TCK 219): Unsurlar, Ceza ve Uygulama
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçu, imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi din görevlilerinin görevlerini yaparken hükümet idaresini, Devlet kanunlarını veya hükümet icraatını alenen kötülemesidir. TCK m. 219/1 uyarınca ceza 1 aydan 1 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; hakim bunlardan yalnızca birine de hükmedebilir. Din görevlisi sıfatından yararlanarak aynı fiili işleyen veya halkı kanunlara ve hükümet emirlerine itaatsizliğe teşvik eden kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır; ayrıca görevden geçici veya sürekli yasaklanmasına karar verilir (m. 219/2). Dini sıfatından yararlanarak başka bir suç işleyen görevlinin cezası altıda bir oranında artırılır (m. 219/4). Suç yalnızca din görevlileri tarafından işlenebilen özgü bir suçtur, resen soruşturulur ve uzlaştırma kapsamında değildir; dava zamanaşımı 8 yıl, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Cuma hutbesinde yürürlükteki bir kanunu hedef alan sözler, bir vaazda cemaati belirli bir yasal yükümlülüğe uymamaya çağıran ifadeler, bir ayin sırasında hükümet icraatının sert biçimde kötülenmesi. Sıradan bir yurttaş bakımından ifade özgürlüğü tartışması olarak kalacak bu sözler, bir din görevlisi görevi başındayken söylediğinde ayrı bir ceza maddesinin konusu olur. Kanun koyucu, kürsünün ve dini sıfatın cemaat üzerindeki etkisini dikkate alarak bu etkinin Devlet idaresi ve kanunlar aleyhine kullanılmasını ayrıca düzenlemiştir. Madde, eski ceza kanunundan aktarılan diliyle Türk Ceza Kanunu’nun en az uygulanan hükümlerinden biridir; bu yüzden hem savcılık hem savunma bakımından en çok yanlış bilinen maddelerdendir. Bu yazıda suçun kimler tarafından işlenebileceğini, beş fıkrasını, benzer suçlardan farkını, ceza ve usul kurallarını ve savunma stratejisini avukat kaleminden anlatıyorum.
Yazı İçeriği
- Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu Nedir? (TCK 219)
- Suçu Kimler İşleyebilir? Din Görevlisi Kavramı
- Benzer Suçlardan Farkı: Hangi Fiil Hangi Maddeye Girer?
- TCK 219 Cezası, HAGB, Erteleme ve Usul
- TCK 219 Fıkraları Karşılaştırma Tablosu
- İfade ve Din Özgürlüğü ile Sınır: Her Eleştiri Suç mudur?
- Savunma ve Şikayet Stratejisi: Adım Adım
- Savunma Dilekçesi Örneği (TCK 219 İsnadında Beraat Talebi)
- İstanbul Ceza Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Madde Gerekçesi ve Uygulamadaki İlkeler
- Sıkça Sorulan Sorular
Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu Nedir? (TCK 219)
Madde 219 – (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine hükmolunabilir.
Madde beş fıkradan oluşur; yukarıda birinci fıkra aynen aktarılmıştır. Metindeki “takbih ve tezyif” ifadesi kötüleme ve küçük düşürme anlamına gelir. Madde gerekçesine göre birinci fıkra, dini görev yapanların görevlerini yerine getirirken Devlet idaresini, kanunlarını veya hükümet icraatını alenen kötülemelerini; ikinci fıkra ise görev sırasında olmasa da sahip olunan sıfattan yararlanılarak aynı fiilin işlenmesini suç saymaktadır. Korunan hukuki yarar kamu barışı ve din hizmetinin siyasi etki aracı haline getirilmemesidir.
Maddenin beş fıkrası kısaca şunları düzenler:
- Birinci fıkra: Din görevlisinin görevini yaptığı sırada, alenen hükümet idaresini, Devlet kanunlarını veya hükümet icraatını kötülemesi.
- İkinci fıkra: Din görevlisinin sıfatından yararlanarak idareyi, kanunları ve kamu dairelerinin görev ve yetkisini kötülemesi ya da halkı kanunlara, hükümet emirlerine veya kamu görevlisinin görevinin gereğine karşı itaatsizliğe teşvik etmesi.
- Üçüncü fıkra: Din görevlisinin sıfatından yararlanarak bir kimseyi, kanuna göre kazanılmış haklara aykırı iş ve sözlere zorlaması veya ikna etmesi.
- Dördüncü fıkra: Din görevlisinin dini sıfatından yararlanarak yukarıdakilerden başka bir suç işlemesi halinde o suçun cezasının altıda bir oranında artırılması.
- Beşinci fıkra: İşlenen suçun tanımında bu sıfat zaten dikkate alınmışsa ayrıca artırım yapılmaması.
Suç kasten işlenir. Dini bir konunun anlatılması, bir kanunun dini açıdan değerlendirilmesi veya genel nitelikte nasihat, kötüleme kastı taşımadıkça bu suçu oluşturmaz.

Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçunda fıkralara göre ceza ve usul (TCK m. 219).
Suçu Kimler İşleyebilir? Din Görevlisi Kavramı
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçu herkes tarafından işlenemez. Kanun faili sıfatıyla belirlemiştir; sıfat yoksa fiil başka bir suç tipine girebilir ama bu maddeye girmez.
- Sayılanlar örnektir. Maddedeki “imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi” ifadesi sınırlı sayım değildir; hangi dine mensup olursa olsun dini hizmet yürüten görevlileri kapsar.
- Görevli olma ölçütü tartışmalıdır. Resmi kadroda bulunan görevliler bakımından sıfat açıktır. Fahri veya gönüllü biçimde dini hizmet veren kişilerin durumu somut olayda ayrıca değerlendirilir.
- Görev sırasında olma şartı birinci fıkra içindir. Vaaz, hutbe, ayin gibi dini hizmetin yerine getirildiği an aranır. Görev dışındaki özel sohbetler birinci fıkranın kapsamında değildir.
- Sıfattan yararlanma diğer fıkralar içindir. İkinci ve üçüncü fıkralarda görev anı değil, dini sıfatın sağladığı etkinin kullanılması belirleyicidir.
- Alenilik aranır. Kötüleme, belirsiz sayıda kişinin duyabileceği biçimde yapılmalıdır. Cemaate hitap bu koşulu sağlar.
- İştirak mümkündür. Sıfatı bulunmayan kişiler suçun faili olamaz; ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Benzer Suçlardan Farkı: Hangi Fiil Hangi Maddeye Girer?
Bir din görevlisinin sözleri birden çok ceza maddesine temas edebilir. Nitelendirme, sözün neyi hedef aldığına ve ne istediğine göre yapılır.
- Kanunlara uymamaya tahrik: Halkı kanuna uymamaya çağıran herkes kanunlara uymamaya tahrik suçu (TCK 217) kapsamında sorumlu olabilir. Aynı çağrıyı dini sıfatından yararlanarak yapan görevli bakımından özel hüküm olan m. 219/2 uygulanır.
- Kin ve düşmanlığa tahrik: Söz bir inanç grubunu veya mezhebi hedef alıyorsa halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu (TCK 216) gündeme gelir ve dördüncü fıkradaki artırım tartışılır.
- Suç işlemeye tahrik: Cemaat belirli bir suçu işlemeye çağrılmışsa suç işlemeye tahrik suçu (TCK 214) uygulanır.
- Hakaret: Belirli bir kişinin onurunu hedef alan sözler hakaret suçu kapsamındadır.
- İnanç hürriyetinin engellenmesi: Bir kimsenin cebir veya tehditle dini inancını açıklamaya ya da değiştirmeye zorlanması inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme suçu (TCK 115) kapsamında değerlendirilir.
- Ortak hüküm uygulanmaz: Basın ve yayın yoluyla işlenme halindeki artırımı düzenleyen TCK 218 ortak hüküm, yalnızca kendisinden önceki maddeler için geçerlidir.
TCK 219 Cezası, HAGB, Erteleme ve Usul
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçunda cezalar görece düşüktür; ancak ikinci ve üçüncü fıkralardaki görevden yasaklanma yaptırımı, bir din görevlisi için hapis cezasından daha ağır sonuç doğurabilir.
- Birinci fıkra: 1 aydan 1 yıla kadar hapis ve adli para cezası; hakim yalnızca birine de hükmedebilir.
- İkinci ve üçüncü fıkra: 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile birlikte görevden sürekli veya geçici olarak yasaklanma.
- Dördüncü fıkra: Dini sıfattan yararlanılarak işlenen başka suçun cezası altıda bir oranında artırılır.
- Adli para cezasına çevirme: 1 yıl veya altındaki hapis cezası, diğer koşullarla birlikte adli para cezasına çevrilebilir.
- HAGB ve erteleme: Sonuç ceza 2 yıl veya altında olduğundan, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme mümkündür.
- Basit yargılama usulü: Üst sınır 2 yılı aşmadığından basit yargılama usulü uygulanabilir.
- Usul: Suç resen soruşturulur, şikayet süresi yoktur, uzlaştırma kapsamında değildir. Dava zamanaşımı 8 yıl, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
- Disiplin sorumluluğu: Kamu görevlisi olan din görevlileri bakımından ceza yargılamasından bağımsız olarak disiplin soruşturması yürütülür; soruşturma izni usulünün uygulanıp uygulanmayacağı da ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerindeki Türk Ceza Kanunu tam metninden, dosyanızın güncel durumuna ise e-Devlet dava dosyası sorgulama ekranından ulaşabilirsiniz.
TCK 219 Fıkraları Karşılaştırma Tablosu
| Fıkra | Fiil | Aranan koşul | Ceza | Ek sonuç |
|---|---|---|---|---|
| m. 219/1 | İdareyi, kanunları, icraatı kötüleme | Görev sırasında ve alenen | 1 ay – 1 yıl hapis ve/veya adli para | Yok |
| m. 219/2 | Kötüleme veya halkı itaatsizliğe teşvik | Sıfattan yararlanma | 3 ay – 2 yıl hapis ve adli para | Görevden yasaklanma |
| m. 219/3 | Kazanılmış haklara aykırı işe zorlama veya ikna | Sıfattan yararlanma | 3 ay – 2 yıl hapis ve adli para | Görevden yasaklanma |
| m. 219/4 | Başka bir suç işleme | Dini sıfattan yararlanma | İlgili suçun cezası altıda bir artırılır | İlgili suça göre |
| m. 219/5 | Sıfatın zaten dikkate alındığı suçlar | Suç tanımında sıfatın yer alması | Artırım yapılmaz | Yok |
İfade ve Din Özgürlüğü ile Sınır: Her Eleştiri Suç mudur?
Madde, bir yandan laiklik ilkesinin korunmasına, diğer yandan ifade ve din özgürlüğünün sınırlandırılmasına ilişkindir. Bu nedenle dar yorumlanması gerekir.
- Kötüleme ile değerlendirme ayrılır. Bir düzenlemenin dini hükümlerle ilişkisini açıklamak veya görüş bildirmek, küçük düşürme kastı taşımadıkça kötüleme değildir.
- Görev alanı içindeki anlatım korunur. Din görevlisinin inanç esaslarını, ibadetleri ve ahlak kurallarını anlatması görevinin gereğidir.
- Siyasi propaganda ayrı sonuç doğurur. Kürsünün siyasi parti lehine veya aleyhine kullanılması, ceza hukukundan bağımsız olarak disiplin hukukunun konusudur.
- Anayasa ve Sözleşme ölçütleri uygulanır. Müdahalenin kanuni dayanağı, meşru amacı ve demokratik toplumda gerekliliği somut olayda tartışılmalıdır.
- Uygulama sınırlıdır. Bu maddeden açılan dava sayısı azdır; mahkemeler hükmü çoğunlukla kötüleme kastının açık olduğu olaylarla sınırlı uygulamaktadır.
Savunma ve Şikayet Stratejisi: Adım Adım
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçundan soruşturma, genellikle bir vaaz veya hutbe kaydının şikayet konusu yapılmasıyla başlar. Savunmada belirleyici olan, konuşmanın bütünü ve bağlamıdır.
- Konuşmanın tam kaydını temin edin. Kesilmiş video parçaları yerine konuşmanın tamamı ve varsa yazılı metni dosyaya sunulmalıdır.
- Fıkrayı netleştirin. İsnadın birinci fıkraya mı yoksa görevden yasaklanma sonucu doğuran ikinci veya üçüncü fıkraya mı dayandığı ilk aşamada belirlenmelidir.
- Sıfat ve görev anını tartıştırın. Konuşmanın görev sırasında yapılıp yapılmadığı ve kişinin din görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığı belgelerle ortaya konmalıdır.
- Kötüleme kastını inceleyin. Sözlerin dini bir konunun anlatımı, genel nasihat veya değerlendirme olduğu; küçük düşürme amacı taşımadığı gösterilmelidir.
- Aleniyeti denetleyin. Konuşmanın kaç kişiye, hangi ortamda yapıldığı ve kaydın kim tarafından yayıldığı araştırılmalıdır.
- Soruşturma usulünü kontrol edin. Kamu görevlisi olan din görevlilerinde soruşturma izni usulüne uyulup uyulmadığı denetlenmelidir.
- Disiplin sürecini birlikte yürütün. Ceza dosyasındaki savunma ile disiplin soruşturmasındaki savunma birbiriyle çelişmemelidir.
- Lehe hükümleri talep edin. Yalnızca adli para cezasına hükmedilmesi, erteleme ve HAGB talepleri yazılı olarak sunulmalıdır.
Savunma Dilekçesi Örneği (TCK 219 İsnadında Beraat Talebi)
Bir vaaz veya hutbe nedeniyle görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçundan açılan davada sunulacak savunma dilekçesinin örneği aşağıdadır.
İSTANBUL … ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE
Açıklamalar
- İddianameye konu konuşma, müvekkilin …/…/2026 tarihli vaazının yalnızca birkaç dakikalık bölümüne dayanmaktadır. Konuşmanın tam kaydı ve metni ekte sunulmuştur.
- Konuşmanın bütünü incelendiğinde müvekkilin dini bir konuyu anlattığı; hükümet idaresini, Devlet kanunlarını veya hükümet icraatını küçük düşürme amacı taşımadığı görülmektedir.
- TCK m. 219 kasten işlenebilen bir suçtur. Müvekkilin kötüleme kastıyla hareket ettiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmamaktadır.
- Müvekkil halkı herhangi bir kanuna veya hükümet emrine uymamaya çağırmamıştır; bu nedenle ikinci fıkranın uygulanma koşulları da oluşmamıştır.
- Mahkeme aksi kanaatte ise; müvekkilin sabıkasız oluşu gözetilerek yalnızca adli para cezasına hükmedilmesini, takdiri indirim uygulanmasını ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ediyoruz.
Deliller
Konuşmanın tam kaydı ve yazılı metni, görev belgesi, tanık beyanları ve her türlü yasal delil.
Sonuç ve İstem
Açıklanan nedenlerle; suçun yasal unsurları oluşmadığından müvekkilin beraatine, aksi halde lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.
Av. Muhammet Sarıkaya
İmza
Not: Bu örnek genel bir çerçevedir. Savunmanın merkezinde konuşmanın bütünü ve kötüleme kastının bulunmadığını gösteren bağlam yer almalıdır.
İstanbul Ceza Avukatı Muhammet Sarıkaya

Bu suçta savunmanın omurgası üç sorudur: Kişi din görevlisi sıfatını taşıyor mu, sözler görev sırasında veya bu sıfattan yararlanılarak mı söylendi ve amaç kötülemek miydi? Üçünden biri eksikse suç oluşmaz. Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Ceza Avukatı olarak din görevlileri hakkında yürütülen soruşturma ve davalarda müdafilik yapmakta; konuşma kayıtlarının bütün olarak değerlendirilmesini, fıkra nitelendirmesini ve disiplin süreciyle eşgüdümü birlikte yürütmektedir.
Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır; ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarında çalışmaktadır. Mesleki geçmişi için avukat hakkında bilgi sayfasını inceleyebilirsiniz.
Madde Gerekçesi ve Uygulamadaki İlkeler
Bu maddeye ilişkin yayımlanmış yüksek mahkeme kararı sınırlıdır. Aşağıda uydurma künyeler yerine, madde gerekçesinden ve genel ceza hukuku ilkelerinden çıkan ve savunmada doğrudan kullanılabilecek ölçütler verilmiştir.
Birinci fıkra görev anına, ikinci fıkra sıfata bağlıdır
Madde gerekçesi
Gerekçeye göre birinci fıkra, dini görev yapanların görevlerini yerine getirirken Devlet idaresini, kanunlarını veya hükümet icraatını alenen kötülemelerini suç haline getirmiştir. İkinci fıkrada ise din hizmeti verenlerin görev sırasında olmasa da sahip oldukları sıfattan yararlanarak ve alenen aynı fiili işlemeleri suç olarak belirlenmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: İddianamede fiilin hangi fıkraya girdiği açık değilse ek savunma hakkı saklı tutulmalıdır; çünkü görevden yasaklanma yalnızca ikinci ve üçüncü fıkralarda vardır.
Suç özgü suçtur, sıfat ispatlanmalıdır
Genel ilke
Failin kanunda sayılan veya benzeri bir dini hizmet sıfatını taşıması suçun kurucu unsurudur. Sıfatın varlığı atama belgesi, görev kaydı veya fiili görev yürütme olgusuyla ortaya konmadıkça bu maddeden hüküm kurulamaz.
Avukat Kaleminden Özet: Sıfat tartışmalıysa nitelendirme genel hükümlere, örneğin kanunlara uymamaya tahrik suçuna kayabilir; bu geçiş ceza ve ek yaptırım bakımından lehe sonuç doğurur.
Kötüleme kastı konuşmanın bütününden çıkarılır
Genel ilke
Kasıt, tek bir cümleye değil konuşmanın tamamına, yapıldığı ortama ve konusuna bakılarak belirlenir. Dini bir konunun anlatımı sırasında yürürlükteki bir düzenlemeye değinilmesi, küçük düşürme amacı ortaya konmadıkça suçun manevi unsurunu oluşturmaz.
Avukat Kaleminden Özet: Kırpılmış video kayıtlarına dayanan iddianamelerde ilk talep, konuşmanın tam kaydının getirtilmesi olmalıdır.
Özel hüküm genel hükme göre önceliklidir
Genel ilke
Aynı fiil hem kanunlara uymamaya tahrik suçunu hem de bu maddenin ikinci fıkrasını ihlal ediyorsa, faile özgü düzenleme olan ikinci fıkra uygulanır; aynı fiil nedeniyle iki ayrı ceza verilemez.
Avukat Kaleminden Özet: Sevk maddelerinde iki hüküm birlikte gösterilmişse mükerrer cezalandırma itirazı yapılmalıdır.
Sıfat zaten suçun unsuruysa artırım yapılmaz
TCK m. 219/5
Dördüncü fıkradaki altıda bir oranındaki artırım, işlenen suçun tanımında dini sıfatın esasen dikkate alındığı hallerde uygulanmaz. Bu kural, aynı olgunun iki kez failin aleyhine değerlendirilmesini önler.
Avukat Kaleminden Özet: Artırım uygulanan hükümlerde, temel suçun tanımı ve nitelikli halleri beşinci fıkra yönünden ayrıca denetlenmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma suçunun cezası nedir?
TCK m. 219/1 uyarınca 1 aydan 1 yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir veya bunlardan birine hükmedilir. İkinci ve üçüncü fıkralarda ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
Bu suçu kimler işleyebilir?
Yalnızca imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi din görevlileri işleyebilir. Bu sıfatı taşımayan kişiler fail olamaz, ancak iştirak hükümlerine göre sorumlu tutulabilir.
Vaazda bir kanunu eleştirmek suç mudur?
Dini bir değerlendirme veya görüş bildirme tek başına suç değildir. Suç, görev sırasında alenen ve küçük düşürme kastıyla kötüleme yapılması halinde oluşur.
Din görevlisi görevden yasaklanabilir mi?
Evet. İkinci ve üçüncü fıkralardan mahkumiyet halinde hapis ve adli para cezasının yanında görevden sürekli veya geçici yasaklanmaya da karar verilir.
TCK 219 şikayete bağlı mıdır?
Hayır. Suç resen soruşturulur, şikayet süresi yoktur ve uzlaştırma kapsamında değildir. Dava zamanaşımı 8 yıldır.
Bu suçta HAGB veya erteleme mümkün mü?
Evet. Sonuç ceza 2 yıl veya altında olduğundan, diğer koşullar da varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme mümkündür.
Din görevlisi başka bir suç işlerse cezası artar mı?
Dini sıfatından yararlanarak başka bir suç işlemişse o suçun cezası altıda bir oranında artırılır; sıfat suçun tanımında zaten yer alıyorsa artırım yapılmaz.
Avukat’a Sor
Bir vaaz, hutbe veya konuşma nedeniyle hakkınızda görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma isnadıyla soruşturma başlatıldıysa; konuşmanın bütününü, fıkra nitelendirmesini ve disiplin sürecini birlikte değerlendirelim.
Avukat’a Sor İstanbul Ceza Avukatı

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Bu alanlarda bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.