Aile Hukuku
Mal Paylaşımı Davası
Mal paylaşımı davası, boşanma kesinleştikten sonra eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi için Aile Mahkemesinde açılan davadır. 01.01.2002 sonrası için geçerli yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş, evlilik içinde edinilen malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağına sahiptir; eşin çalışıp çalışmaması bu hakkı etkilemez. Dava, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir ve boşanma davasından ayrı olarak açılır.

Mal paylaşımı davası, boşanmanın “ikinci yarısı”dır ve çoğu zaman ilk yarıdan daha çetin geçer. En sık karşılaştığımız iki yanılgı şudur: “Boşanma davasında mallar da paylaşılır” ve “Ev hanımıydım, hiçbir malda hakkım yok”. İkisi de yanlıştır. Mal paylaşımı boşanma davasının konusu değildir; ayrı bir dava gerektirir. Ve kanun, evi çekip çeviren, çocukları büyüten eşin emeğini görünmez saymaz: Evlilik içinde edinilen malların artık değerinin yarısı, tapuda kimin adı yazarsa yazsın, kural olarak diğer eşin alacağıdır. Bu yazıda mal paylaşımı davasının nasıl açıldığını, katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı kavramlarını, hesaplama yöntemini, mal kaçırmaya karşı önlemleri, 10 yıllık zamanaşımını ve emsal Yargıtay kararlarını avukat gözünden anlatıyoruz.

Mal Paylaşımı Davası Nedir?

Mal paylaşımı davası; evlilik birliği içinde edinilen malvarlığının, eşler arasındaki mal rejimi kurallarına göre tasfiye edilmesi ve tarafların alacaklarının karara bağlanması için açılan davadır. Hukuki dayanağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 202 ve devamı maddeleridir.

İlk ve en önemli bilgi: Mal paylaşımı, boşanma davasının konusu değildir. Boşanma davasında yalnızca boşanma, velayet, nafaka ve tazminat karara bağlanır. Mal rejiminin tasfiyesi için ayrı bir dava açılır; düğün takıları da tasfiyenin değil, ayrı bir ziynet eşyası alacağı davasının konusudur. Tasfiye davası boşanma davasıyla eş zamanlı açılabilir; ancak mahkeme, boşanma kesinleşmeden tasfiyeye karar veremez ve boşanma dosyasını bekletici mesele yapar. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayılır (TMK m. 225); yani boşanma davasından sonra edinilen mallar paylaşıma girmez.

Hangi Mal Rejimi Uygulanır? 2002 Öncesi ve Sonrası

Uygulanacak kurallar, evliliğin dönemine göre ikiye ayrılır:

  • 01.01.2002 öncesi dönem: Eski Medeni Kanun döneminde yasal rejim mal ayrılığıydı. Bu dönemde edinilen mallar kimin üzerine kayıtlıysa onundur; diğer eş ancak malın edinilmesine yaptığı somut katkıyı ispatlayarak katkı payı alacağı isteyebilir.
  • 01.01.2002 sonrası dönem: Yürürlükteki yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir. Eşler noterde farklı bir mal rejimi sözleşmesi yapmadıysa bu rejim kendiliğinden uygulanır ve evlilik içinde edinilen malların artık değeri kural olarak yarı yarıya paylaşılır.

2002 öncesinde evlenip sonrasında da evli kalan çiftlerde iki dönem ayrı ayrı değerlendirilir: 2002 öncesi mallar için katkı payı, sonrası için katılma alacağı esasları uygulanır.

Kişisel Mal ve Edinilmiş Mal Ayrımı

Paylaşımın iskeleti bu ayrımdır. Edinilmiş mallar (TMK m. 219), evlilik süresince karşılığı verilerek elde edilen değerlerdir:

  • Çalışma karşılığı edinimler (maaş, ücret, ticari kazanç)
  • SGK ve benzeri kurum ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları
  • Kişisel malların gelirleri (örneğin miras kalan dairenin kira geliri)
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler (satılan arabanın parasıyla alınan ev gibi)

Kişisel mallar (TMK m. 220) ise paylaşıma girmez:

  • Evlilikten önce sahip olunan mallar
  • Miras yoluyla veya karşılıksız kazanma (bağış) yoluyla edinilen mallar
  • Yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşyalar
  • Manevi tazminat alacakları

Dikkat edilmesi gereken ince nokta: Kişisel malın kendisi paylaşılmaz; ancak o maldan evlilik içinde elde edilen gelir edinilmiş mal sayılır ve hesaba katılır.

Katılma Alacağı, Değer Artış Payı ve Katkı Payı

  • Katılma alacağı (TMK m. 231, 236): Eşin, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerindeki alacağıdır. Katkı ispatı gerekmez; ev işleri ve çocuk bakımıyla evliliğe emek veren eş de bu alacağa tam olarak sahiptir. Bu bir ayni hak değil, para alacağıdır; kural olarak malın kendisi değil, değerinin karşılığı istenir.
  • Değer artış payı (TMK m. 227): Bir eşin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkıda bulunması halinde, tasfiye anındaki değere göre hesaplanan alacağıdır. Katkının ispatı gerekir.
  • Katkı payı alacağı: 2002 öncesi mal ayrılığı dönemindeki katkılar için istenen alacaktır; tarafların gelirleri ve evliliğin ekonomik bütünlüğüne katkı oranı üzerinden hesaplanır.

Mal Paylaşımı Nasıl Hesaplanır?

Basitleştirilmiş bir örnekle anlatalım: Evlilik içinde eşlerden biri adına 4.000.000 TL değerinde bir daire alınmış olsun. Dairenin alımında 1.000.000 TL’lik kısım o eşe miras kalan paradan (kişisel mal) karşılanmışsa, bu tutar ve buna isabet eden değer artışı düşülür. Kalan edinilmiş kısımdan varsa bu mala ilişkin borçlar çıkarılır; ortaya çıkan tutara “artık değer” denir. Diğer eşin katılma alacağı, bu artık değerin yarısıdır.

İki teknik kural hesabın kaderini belirler: Birincisi, hangi malların tasfiyeye gireceği boşanma davasının açıldığı tarihe göre; malların değeri ise tasfiye (karar) tarihine en yakın tarihteki rayiç değere göre belirlenir. Yıllar süren yargılamada gayrimenkul değerleri katlandığından bu kural alacaklı eş lehine hayati önem taşır. İkincisi, eşin alacağı azaltmak kastıyla boşanmadan önceki bir yıl içinde yaptığı olağandışı karşılıksız kazandırmalar ile mal kaçırma amaçlı devirler, TMK m. 229 uyarınca hesapta mevcutmuş gibi eklenir.

Mal Paylaşımı Davası Nasıl Açılır?

  1. Malvarlığının tespiti: Tapu, araç, banka, şirket payı ve SGK kayıtları belirlenir; bilinmeyen mallar için mahkemeden araştırma müzekkereleri talep edilir.
  2. Dava türünün ve talebin kurgulanması: Katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı talepleri dönemlere göre ayrıştırılır. Alacağın tam tutarı baştan bilinemeyeceğinden dava, uygulamada belirsiz alacak davası olarak açılır; böylece faiz dava tarihinden itibaren işler.
  3. Davanın açılması: Dilekçe Aile Mahkemesi tevzi bürosuna verilir; harç ve gider avansı yatırılır. TMK m. 214 uyarınca boşanmaya bağlı tasfiyede yetkili mahkeme, boşanma davasında yetkili olan mahkemedir.
  4. Tedbir talebi: Dava süresince malların devrini önlemek için taşınmazlara ihtiyati tedbir konulması istenir.
  5. Bilirkişi incelemesi ve karar: Mallar bilirkişi eliyle değerlenir, artık değer hesaplanır ve mahkeme alacağa faiziyle hükmeder. Boşanma dosyası kesinleşmemişse sonucu beklenir.

Zamanaşımı: 10 Yıl Kuralı

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan katılma alacağı, değer artış payı ve katkı payı talepleri, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu süreyi kesin biçimde karara bağlamıştır. İki pratik uyarı: Zamanaşımı mahkemece kendiliğinden gözetilmez; karşı tarafın süresinde ileri sürmesi gerekir, ancak buna güvenmek büyük risktir. Yurt dışında boşananlar yönünden ise süre, yabancı kararın Türkiye’de tanınmasına ilişkin sürecin doğru yönetilmesine bağlı olarak hesaplandığından, bu dosyalarda takvim özellikle dikkatle izlenmelidir.

Mal Paylaşımı Davası Özet Tablosu

Mal paylaşımı davası temel bilgiler özet tablosu
Konu Bilgi
Hukuki dayanak 4721 sayılı TMK m. 202-241
Yasal mal rejimi Edinilmiş mallara katılma rejimi (01.01.2002 sonrası)
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi
Temel alacak Artık değerin yarısı (katılma alacağı)
Paylaşıma girmeyenler Evlilik öncesi mallar, miras ve bağışlar, kişisel eşyalar
Tasfiyeye giren mallar Boşanma davasının açıldığı tarihe göre belirlenir
Değerleme Karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değer
Zamanaşımı Boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl

Mal Paylaşımı Davası Dilekçe Örneği

Aşağıdaki örnek iskelet niteliğindedir. Mal paylaşımı dilekçesi; mal listesi, dönem ayrımı ve talep türlerinin doğru kurgulanmasıyla değer kazanır. Eksik talep, eksik alacak demektir.

KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres

VEKİLİ: Av. Muhammet Sarıkaya – Küçükçekmece / İstanbul

DAVALI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres

KONU: Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, mal rejiminin tasfiyesi ile şimdilik … TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili talebidir (Belirsiz alacak davası).

AÇIKLAMALAR: Taraflar …/…/… tarihinde evlenmiş; … Aile Mahkemesinin …/… E. sayılı dosyasında görülen boşanma davası …/…/… tarihinde kesinleşmiştir. Evlilik birliği içinde, davalı adına kayıtlı olmak üzere … ada … parseldeki taşınmaz ile … plakalı araç edinilmiştir. Bu mallar edinilmiş mal niteliğinde olup müvekkil, artık değerin yarısı oranında katılma alacağına hak kazanmıştır. Malların karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespitini ve dava süresince taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ederiz.

DELİLLER: Boşanma dosyası, tapu ve araç kayıtları, banka kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile mal rejiminin TASFİYESİNE ve şimdilik … TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan TAHSİLİNE karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Muhammet Sarıkaya

Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Mal paylaşımı davasında alacağınız; mal tespitinin, dönem ayrımının ve değerleme kurallarının doğru uygulanmasına bağlıdır. Emeğinizin karşılığını eksiksiz almak için Küçükçekmece ve tüm İstanbul’da Revan Hukuk yanınızda.

Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Mal Paylaşımı Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya

küçükçekmece avukat

Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kayıtlı olup Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Mal paylaşımı davaları; gizlenen malların tespiti, kişisel mal savunmalarının çürütülmesi veya ispatı, TMK m. 229 kapsamındaki devirlerin hesaba eklenmesi ve tedbir taleplerinin zamanlaması gibi teknik hamlelerle kazanılır. Bu nedenle dosyanın deneyimli bir İstanbul Boşanma Avukatı ile yürütülmesi, alacağın gerçek boyutuna ulaşılması bakımından belirleyicidir.

Av. Muhammet Sarıkaya, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her dosyada müvekkilin somut durumuna özel strateji geliştirmekte; hukukun üstünlüğü, gizlilik ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Mal Kaçırmaya Karşı Önlemler

Boşanma kararı olgunlaşan eşin ilk refleksi çoğu zaman malları devretmektir. Kanun ve uygulama bu senaryoya karşı hazırlıklıdır:

  • İhtiyati tedbir: Dava ile birlikte taşınmaz ve araçlara devir yasağı niteliğinde tedbir konulması istenebilir.
  • TMK m. 229 (eklenecek değerler): Eşin, katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler ile boşanmadan önceki bir yıl içindeki olağandışı karşılıksız kazandırmalar, mal hala mevcutmuş gibi hesaba eklenir. Yani mal kaçırma, alacağı ortadan kaldırmaz.
  • TMK m. 241: Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamıyorsa, alacaklı eş belirli koşullarla kazandırmadan yararlanan üçüncü kişilerden de eksik kalan kısmı isteyebilir.
  • Aile konutu şerhi: Ailenin oturduğu konutun tapu kaydına şerh konularak eşin rızası olmadan devri engellenebilir; tapu işlemleri e-Devlet üzerinden de takip edilebilir.

Dava Ne Kadar Sürer, Masrafı Ne Kadardır?

Mal paylaşımı davaları; mal araştırması, bilirkişi değerlemeleri ve boşanma dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi nedeniyle aile hukukunun en uzun soluklu davalarındandır; ortalama 1,5 ila 3 yıl sürebilir. Masraf kalemleri: başvuru harcı ve alacak üzerinden nispi harç, gider avansı, bilirkişi ve keşif ücretleri ile avukatla takipte vekalet ücretidir. Belirsiz alacak davası olarak açmak, başlangıç harcını düşük tutarken faizin dava tarihinden işlemesini sağlar; bu kurgu dosyanın ekonomisini doğrudan etkiler.

Mal Paylaşımı Davası Yargıtay Kararları

Mal Paylaşımı Davası Yargıtay Kararları

Mal Paylaşımı Davası Yargıtay Kararları

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.04.2013, E. 2013/8-375, K. 2013/520: Edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı taleplerinde, TMK m. 178’deki bir yıllık sürenin değil, alacak hakkının niteliği gereği TBK m. 146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 27.06.2012, E. 2012/8-268, K. 2012/420: Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak hakkı boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla doğar; ancak tasfiyeye karar verilebilmesi boşanmanın kesinleşmesine bağlı olduğundan, boşanma davasının tasfiye davası yönünden bekletici mesele yapılması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, K. 2021/7053: Katılma alacağı hesabında tasfiyeye konu taşınmazın devir tarihindeki değerinin değil, karar tarihine en yakın tarihteki sürüm (rayiç) değerinin esas alınması gerektiği belirtilerek, devir tarihi değeriyle hesap yapan yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 17.06.2021, E. 2021/1976, K. 2021/5201: Belirsiz alacak davası olarak açılan katılma alacağı davasında, yargılama sırasında artırılarak açıklanan tutar dahil alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Aşağıda, mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davalarına yön veren 14 güncel Yargıtay kararı, soru başlıklarıyla ve avukat özetleriyle sunulmuştur. Kararların tamamı 2024-2025 tarihli olup Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin en yeni içtihat eğilimini yansıtır.

1. Taşınmaza Yapılan Tadilat Mal Paylaşımında Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5879, K. 2025/8484, T. 9.10.2025: Tasfiye konusu taşınmaz satın alındıktan sonra taşınmaza evlilik birliği içinde iyileştirmelerin ( tadilat ) yapıldığı, taşınmaza yapılan iyileştirmelerin mevcut delil itibariyle taraflarının kişisel malları ile karşılandığının taraflarca ispatlanamadığı; Mahkemece taşınmazın tadilatsız edinme ve güncel değeri ile taşınmaza yapılan iyileştirmeler nedeniyle değerindeki artış gözetilmeden davacı lehine değer artış payı ve katılma alacağı hesaplandığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, öncelikle, davacının taşınmazın edinilmesinde kullanılan kişisel mal oranı ve evlilik birliği içinde ödenen kredi oranı taşınmazın tadilatsız edinme değerine göre belirlendikten sonra taşınmazın tadilatsız güncel değeri dikkate alınarak değer artış payı ve artık değere katılma alacağı belirlenmeli, sonra taşınmaza yapılan iyileştirilmelerin tarafların edinilmiş malı ile karşılandığı gözetilerek iyileştirmeler nedeniyle taşınmazın değerindeki artış oranı yönünden de değer artış payı alacağı belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Bu karar, tadilat (iyileştirme) yapılan taşınmazlarda hesabın ne kadar teknik olduğunu gösterir. Önce taşınmazın tadilatsız edinme ve güncel değeri üzerinden kişisel mal oranı ve ödenen kredi payı belirlenmeli; ardından evlilik içinde yapılan iyileştirmelerin değere kattığı artış ayrıca değer artış payı olarak hesaplanmalıdır. Bu iki katmanlı hesap yapılmadan verilen karar bozulur; alacağın gerçek tutarı ancak doğru bilirkişi kurgusuyla ortaya çıkar.

2. Boşanmada Eşlerin Birlikte Oluşturduğu Koleksiyonda Katkı Payı Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1691, K. 2025/1907, T. 18.3.2025: Dava, eski eşi muris ile birlikte oluşturdukları çalgı koleksiyonunun 1/2 mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Dosyada davacı tarafından sunulmuş çok sayıda yazılı delil bulunmakta olup, mahkemece söz konusu delillerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkeme kararının gerekçesinde davacı delillerinin incelenip değerlendirildiğine ve neden itibar edilmediğine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan, imzalı mektup, vekâletname, 1960 tereke dosyası, murisin davacıya olan mektupları, Karagöz kitabının önsözü ve başkaca çok sayıda belge mahkemece incelenmemiştir. İmzalı bu belgelerde açıkça koleksiyonunun 1/2’sinin davacıya ait olduğunu ikrar ettiği, vekâletnamenin kullanılmaması ya da sonradan iptal edilmiş olmasının ikrarı ortadan kaldırmayacağı, karı-kocanın koleksiyonda müşterek malik ve zilyet oldukları anlaşılmaktadır. Dinlenen davacı tanıklarının beyanları da, koleksiyonun yıllar içinde davacı ve muris tarafından birlikte oluşturulduğu yönündedir. Aynı zamanda davacının memur olarak çalıştığı, ekonomik durumu ve mülkiyetinde bulunan satışa konu ettiği taşınmazları ile de koleksiyonun oluşturulmasında maddi katkı sağlama yeterliliğine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalardan sonra, davacı tarafça dayanılan deliller, 1990 tarihli vekâletname, 1993 tarihli muris imzalı mektup ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile murisin evlilik birliği içerisindeyken müşterek çaba ve sermaye ile koleksiyonu birlikte edindikleri anlaşılmakla; Mahkemece, tarafların 2002 yılında boşandıkları, koleksiyonun 743 Sayılı MK döneminde oluşturulduğu gözetilerek, davacının ancak koleksiyonun güncel rayiç değeri üzerinden 1/2 oranındaki katkı payı alacağını talep edebileceği, mahkemece bu yönde değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Avukatın Özeti: Mal paylaşımı yalnızca ev ve arabayla sınırlı değildir. Eşlerin evlilik içinde birlikte oluşturduğu koleksiyon gibi değerli malvarlıkları da tasfiyeye dahildir ve bunlarda katkı payı ayrıca hesaplanır. Bu karar, gözden kaçırılan taşınır değerlerin de dava kapsamına alınması gerektiğini hatırlatır; eksik mal tespiti, eksik alacak demektir.

3. Boşanmada Satılan Taşınmazlar Mal Paylaşımına Dahil Edilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4635, K. 2024/8913, T. 20.11.2024: Uyuşmazlık, katılma alacağında faizin başlangıç tarihi ve usuli kazanılmış hak noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Bozma ilamıyla tasfiye konusu taşınmazlar yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, bozma kapsamı dışındaki talepler yönünden açıkça onama kararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, bozma ilamına uyulduğuna göre, infazda tereddüt oluşmaması ve bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek davacının tasfiye konusu diğer mallara ilişkin talepleri yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece bozma kapsamındaki tasfiye konusu taşınmazlar yönünden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davacı kadın vekilinin faizin başlangıç tarihi yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mahkemece tasfiye konusu taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesi’nin 30.03.2022 tarihli karar tarihi itibariyle değerleri dikkate alınarak tasfiyenin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın lehine hükmedilen alacak, artık değere katılma alacağı niteliğinde olup 4721 Sayılı Kanun’un 239. maddesinin üçüncü fıkrasında “aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür” hüküm uyarınca katılma alacağına tasfiye tarihi olan önceki karar tarihinden ( 30.03.2022 ) itibaren faiz yürütülmesi gerekir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, tasfiye konusu taşınmazlar yönünden tasfiyenin ilk karar tarihi itibari ile gerçekleştiği gözetilerek faizin 30.03.2022 tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Kritik bir koruma: Eşin, tasfiyeden mal kaçırmak için boşanmadan önce sattığı taşınmazlar otomatik olarak kapsam dışı kalmaz. Devir, katılma alacağını azaltma kastıyla yapılmışsa TMK m. 229 uyarınca mal hâlâ mevcutmuş gibi hesaba eklenir. Satış tek başına alacağı ortadan kaldırmaz; niyet ve zamanlama araştırılır.

4. Boşanmada Katılma Alacağı Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10234, K. 2024/8523, T. 7.11.2024: Dava, katılma alacağı davasına ilişkindir. Dava, katılma alacağı isteğine ilişkin olup belirsiz alacak davası niteliğinde olduğundan davacı tarafça sunulan dilekçenin ıslah dilekçesi değil, talep açıklama dilekçesi olduğu kabul edilmelidir. O halde, Mahkemece, hatalı nitelendirmeyle davanın kısmi dava ve dilekçe ıslah dilekçesi kabul edilerek karar verilmesi hatalı olmuş bozmayı gerektirmiştir. Mahkemenin ilk kararının reddedilen S plakaya ilişkin talebin reddi yönünden davacı kadın vekili tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay bozma kararında hükmün sadece ticari plaka yönünden bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, bozma ilamına uyulduğuna göre, katılma alacağı talebinin niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından infazda tereddüt oluşmaması bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarları ve kabul-ret oranları değişeceğinden infazda tereddüt oluşmaması ve temyiz edilmeyerek bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek bozma kapsamı dışında kalan tasfiye konusu diğer mallar ( taşınmaz ve araç ) yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece bozma kapsamındaki yönlerden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

Avukatın Özeti: Bu karar, dava türü seçiminin stratejik önemini teyit eder. Katılma alacağının tam tutarı baştan bilinemeyeceğinden dava, belirsiz alacak davası olarak açılabilir. Bunun en somut faydası, yargılama sırasında artırılan tutara dahi faizin dava tarihinden işlemesidir; bu da uzun süren dosyalarda ciddi bir kazanç farkı yaratır.

5. Yurtdışında Verilen Boşanma Kararı Tanınmadan Mal Rejimi Tasfiyesi Yapılabilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8422, K. 2024/7491, T. 16.10.2024: Uyuşmazlık, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasında dava şartlarının oluşup oluşmadığı ve bekletici mesele noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesi karar tarihinden önce yurtdışında açılan ve karara çıkmış bir boşanma davası bulunmakta; ancak bu boşanma kararı henüz kesinleşmemiş ve Türkiye’de tanınmasına yönelik bir dava açıldığına dair bilgi de yoktur. Mal rejiminin tasfiyesine karar verilebilmesi, boşanmanın hüküm ifade etmesine bağlıdır. Bu nedenle mahkemece davacıya, yurtdışında verilen boşanma kararının tanınması için dava açması amacıyla kesin süre verilmeli ve bu tanıma davasının sonucu bekletici mesele yapılmalıdır. Tanıma yoluna gidilmesi sağlanmadan doğrudan davanın reddine karar verilmesi hukuka uygun bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Yurt dışında boşananlar için hayati bir usul kuralı: Yabancı boşanma kararı Türkiye’de tanınmadan mal rejiminin tasfiyesine karar verilemez. Mahkeme, davayı doğrudan reddetmek yerine, tarafa tanıma davası açması için kesin süre vermeli ve sonucunu bekletici mesele yapmalıdır. Bu nedenle yurt dışı boşanmalarında tanıma-tenfiz süreci ihmal edilmemelidir.

6. Evlilikten Önce Kurulan Şirket Hissesi Mal Rejimi Tasfiyesinde Tamamen Kişisel Mal Sayılır mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8043, K. 2024/7485, T. 16.10.2024: Uyuşmazlık, eklenecek değer tasfiyeye dahil edilecek mallar, ispat yükü noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, şirketin kuruluş tarihi itibariyle şirket hissesinin kişisel mal olduğuna yönelik kabulü yerinde ise de, şirket hissesi yönünden yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, ticaret sicili kayıtlarına göre, şirketin tarafların evlenme tarihinden ( 21.06.1995 ) önce 19.12.1994 tarihinde 500.000.000,00 TL ana sermayeli olarak kurulduğu, davalının kuruluşta 90.000.000,00 TL sermaye paylı % 18 hissesinin olduğu, 20.11.2019 tarihinde ise şirket ana sermayesinin 150.000,00 TL olduğu, şirket sermayesindeki artışın ne zaman yapıldığının belli olmadığı anlaşılmaktadır. 01.01.2002 tarihinde sonra şirket sermayesinde sermaye artışı yapılmış ise, karine gereği sermaye artışı yapılan kısım da edinilmiş mal olup diğer eş sermaye artışı yönünden katılma alacağı talebinde bulunabilir. O halde, Mahkemece, şirketin 01.01.2002 tarihinden sonra evlilik birliği içinde sermaye artışının yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre, 01.01.2002 tarihinden sonra evlilik birliği içinde sermaye artışı yapıldığının tespit edilmesi halinde karine gereği sermaye artışı yapılan kısmın da edinilmiş mal olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, şirket sermaye artışının yapıldığı tarih belirlenmeden karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Kişisel mal savunmasının sınırını çizen önemli bir karar. Evlilikten önce kurulan şirket hissesi kural olarak kişisel maldır; ancak bu hissenin evlilik içindeki değer artışı ile edinilmiş mallarla yapılan katkılar tasfiyeye girebilir. ‘Şirketi evlenmeden önce kurdum’ savunması, hissenin tamamını her zaman paylaşım dışına çıkarmaz.

7. Mal Rejiminin Tasfiyesinde Taşınmazın Güncel Rayiç Değeri mi Esas Alınır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4939, K. 2024/6801, T. 3.10.2024: Uyuşmazlık, güncel değer, ispat yükü, ispat, alacak miktarı, vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurusu kısmen kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiye konusu bağımsız bölüm ve taşınmaz yönünden yukarıda izah edilen ilkeye aykırı şekilde, taşınmazların karar tarihinden ( 26.12.2023 ) yaklaşık bir buçuk yıl önceki ( 27.05.2022 ) belirlenen güncel değerlerine göre artık değere katılma alacağının hesaplanması doğru olmamıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, tasfiye konusu bağımsız bölümün ve taşınmazının tasfiye ( önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki ) tarihi itibariyle sürüm ( rayiç ) değerleri belirlendikten sonra, talep miktarı ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek taşınmazlar yönünden artık değere katılma alacağına karar verilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Alacaklı eş lehine en belirleyici kural burada: Katılma alacağı hesabında taşınmazın devir veya edinme tarihindeki değil, karar tarihine en yakın tarihteki güncel rayiç değeri esas alınır. Yıllar süren yargılamada gayrimenkul değerleri katlandığından bu ilke, alacağın gerçek boyutunu korur. Devir tarihi değeriyle hesap yapan karar bozulur.

8. Krediyle Alınan Taşınmazda Eşin Ödediği Kredi Taksitleri Katılma Alacağına Dahil Edilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7521, K. 2024/6798, T. 3.10.2024: Uyuşmazlık, hukuki nitelendirme, alacak miktarı, eksik inceleme bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, tasfiye konusu taşınmazın davalı erkek tarafından çekilen konut kredisi ile davacı kadın tarafından çekilen tüketici kredisi kullanılarak edinildiği kabul edilerek, davacı kadının çektiği tüketici kredisinin boşanma dava tarihinden sonra ödenen kısmı yönünden davacı kadın lehine değer artış payı alacağı, her iki kredinin evlilik birliği içinde ödenen kısmı yönünden de davacı lehine artık değere katılma alacağı hesaplanması gerekirken akisne karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Krediyle alınan taşınmazlarda hesap incelik ister. Evlilik birliği içinde edinilmiş gelirle ödenen kredi taksitleri, katılma alacağının kapsamındadır. Kredinin evlilik içinde ödenen kısmı ile evlilik öncesi/sonrası veya kişisel malla ödenen kısımlar ayrıştırılarak katkı oranları belirlenir. Doğru ayrıştırma, alacağın adil hesaplanmasının anahtarıdır.

9. Mal Rejimi Sözleşmesi Geçmişe Etkili Olarak Düzenlenebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7024, K. 2024/6794, T. 3.10.2024: Dava, mal rejimi değişikliği sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Olayda, eşler, 22.05.1967 tarihinde evlenmiş, 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile mal rejimi sözleşmesi imzaladıkları anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalara göre, 4721 Sayılı Kanun’un 203. maddesi uyarınca eşlerin ancak kanunda yazılı sınırlar içerisinde mal rejimini düzenleyebileceklerinden geçmişe etkili olacak şekilde 4722 Sayılı Kanun’un 10. maddesindeki istisnalar dışında mal rejimi sözleşmesi düzenleyemezler. O halde, taraflar arasında 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile yapılan mal rejimi sözleşmesinin geçmişe etkili olacağına ilişkin maddeleri geçerli olmayıp işbu sözleşme yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Diğer bir deyişle, 20.07.2015 tarih ve 12057 yevmiye numarası ile Mal Rejimi Değişikliği Sözleşmesi başlığı ile yapılan mal rejimi sözleşmesindeki sadece sözleşme tarihinden itibaren mal ayrılığı rejiminin uygulanmasına ilişkin düzenleme geçerli olup Bölge Adliye Mahkemesince, davanın reddine yönelik kararı hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Eşler mal rejimi sözleşmesi yapabilir; ancak bu sözleşme geçmişe etkili düzenlenemez. Yani sonradan yapılan bir sözleşmeyle, daha önce edinilmiş malların rejimi geriye dönük değiştirilemez. Bu karar, tasfiyeden kaçmak amacıyla sonradan yapılan geriye yönelik sözleşme girişimlerinin geçersizliğini ortaya koyar.

10. Katkı Payı Alacağında Faiz Hangi Tarihten İtibaren Hesaplanır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6421, K. 2024/6442, T. 26.9.2024: Uyuşmazlık, faizin başlangıç tarihi, bozmaya uygun işlem yapılıp yapılmadığı, kişisel mal savunması ve ispatı, usuli kazanılmış hak, hükmün kapsamı, tasfiye konusu malın değeri noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı ve katılma alacağı istemine istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma ilamına uyulduğuna göre, infazda tereddüt oluşmaması ve bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetilerek birleşen davadaki bozma kapsamı dışında kalan tasfiye konusu diğer mallar yönünden de yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece bozma kapsamındaki yönlerden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma kararında katkı payı alacağına birleşen dava ( 29.12.2005 ) ve ıslah ( 21.10.2010 ) tarihleri, katılma alacağına ise tasfiye ( 07.05.2019 ) tarihleri dikkate alınarak faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu halde, Mahkemece katılma alacağına son karar tarihi olan 25.05.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.11.2020 tarihli bozma kararında belirtildiği şekilde katılma alacağına tasfiye tarihi olan 07.05.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, aksine karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. Tasfiye konusu işbu taşınmazlara yönelik talep katkı payı alacağı istemine ilişkin olup katkı payı alacağı, belirlenen katkı oranının tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm ( rayiç ) değeri ile çarpılmak suretiyle hesaplanır. Mahkemece işbu taşınmazlara yönelik katkı payı alacağının arsa bedeller hariç birleşen dava tarihi olan 29.12.2005 tarihindeki değeri ile değil, 16.03.2015 tarihindeki değeri esas alınarak hatalı hesaplandığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece işbu taşınmazların arsa bedelleri hariç birleşen dava tarihi olan 16.03.2005 tarihindeki sürüm ( rayiç ) değeri belirlenerek işbu değer ile katkı oranının çarpılarak alacağın hesaplanması gerekirken, 16.03.2015 tarihindeki değerin dikkate alınması hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Faizin başlangıç tarihi, alacağın gerçek değerini doğrudan etkiler. Bu karar, katkı payı ve katılma alacağında faizin hangi tarihten işleyeceğini netleştirir. Belirsiz alacak davasında dava tarihinden itibaren faiz talep edilmesi, uzun yargılamalarda enflasyon kaybını telafi eden kritik bir kalemdir; dilekçede doğru talep edilmelidir.

11. Evlenmeden Önce Alınan Taşınmazın Üzerine Evlilik Sırasında Yapılan Bina İçin Katılma Alacağı İstenebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6237, K. 2024/6107, T. 19.9.2024: Dava, değer artış payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Eşler, 09.09.2009 tarihinde evlenmiş, 11.03.2014 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 24.02.2016 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir ( 4721 Sayılı Kanunu madde 225/2 ). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir ( 4722 Sayılı Kanunu madde 10, 4721 Sayılı Kanun madde 202/1 ). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır ( 4721 Sayılı Kanun madde 179 ). Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca davacı kadın vekilinin tasfiye konusu 277 ada 110 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki yapıya yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Mahkemece, yazılı şekilde şekilde karar verilmiş ise de, yapılan hukuki nitelendirme ve inceleme hatalıdır. Şöyle ki, öncelikle tasfiye konusu taşınmaz her ne kadar evlenmeden önce davalı erkek adına satın alınmış ise de taşınmazın üzerindeki yapının yapı ruhsat tarihinin evlenme tarihinden sonra 12.10.2009 olduğu, taşınmazın üzerindeki yapının yapı ruhsat tarihi evlenme tarihinden sonra olduğundan kanuni karine gereğince yapının edinilmiş mal olduğu, aksinin davalı tarafından dosyadaki mevcut delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, taşınmazın üzerindeki yapının edinilmiş mal olduğu kabul edilerek yapı yönünden davacı kadının katılma alacağı hesaplanması gerekirken, hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Avukatın Özeti: Sık karşılaşılan bir senaryo: Evlenmeden önce alınan arsa/taşınmaz üzerine, evlilik sırasında ortak emekle bina yapılması. Arsa kişisel mal olsa da, evlilik içinde edinilmiş değerlerle inşa edilen bina için katılma alacağı istenebilir. Zeminin kişisel mal olması, üzerine yapılan yapıdaki eş katkısını yok saymaz.

12. Vasiyetname Düzenleyen Eşin Ölümü Mal Rejimi Tasfiyesi Davasını Sona Erdirir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5069, K. 2024/6100, T. 19.9.2024: Dava, ölüme bağlı mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı ve katılma alacağı davasına ilişkindir. Davacının yargılama devam ederken vefat ettiği, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile davacının mirasçının vasiyet alacaklısı belirlediğinin tespitine karar verildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile vasiyetin açılıp okunduğu ve işbu kararın kesinleştiği, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin vasiyetnamenin tenfizi dosyasının halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Vasiyet alacaklısı vasiyete konu malvarlığı değerini mirasbırakanın ölümü ile kendiliğinden kazanmaz, vasiyet alacaklısının hakkı vasiyet borçlularına karşı ileri sürebileceği kişisel bir alacak hakkıdır. Mahkemece, vasiyetnamenin tenfizi dosyasının sonucu beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.

Avukatın Özeti: Mal rejimi tasfiyesi davası, tarafın ölümüyle sona ermez; mirasçılar yönünden devam eder. Vasiyetname düzenlenmiş olması da bu hakkı ortadan kaldırmaz. Bu karar, tasfiye alacağının kişiye sıkı sıkıya bağlı olmayan, mirasçılara geçen bir malvarlığı hakkı olduğunu teyit eder.

13. Mal Ayrılığı Döneminde Alınan Taşınmazlarda Katkı Payı Alacağı Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4622, K. 2024/5366, T. 4.7.2024: Dava; katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu mala, eşlerin, hem başka mal varlıkları ( ziynet, miras, bağış vb. ) kullanılarak, hem de çalışma karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının ileri sürüldüğü durumlarda; öncelikle, tasfiyeye konu malın edinildiği tarih itibarıyla başka mal varlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının, dava konusu malın bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanmalıdır. Bundan sonra da, kalan miktara her bir eşin çalışmaları ile elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının kabulüyle oranları ayrı ayrı belirlenmelidir. Buna göre, öncelikle toplu katkının satın alma tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem edinme bedeli hem de dava tarihindeki sürüm ( rayiç ) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. Mahkemece taşınmazlar yönünden davanın katılma alacağı olarak nitelendirilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime ait olup ( 6100 Sayılı Kanun madde 33 ) iddianın ileri sürülüş şekline ve malların muris eş adına ilk edinme tarihleri gözetildiğinde, sonraki devirlerin dosyadaki bilgi ve belgelere göre görünürde satış olduğunun anlaşılmasına göre taşınmazlar yönünden dava, katkı payı alacağı istemine ilişkindir. O halde, Mahkemece tasfiyeye konu bağımsız bölümün ilk edinme tarihinin kabul edilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, Dairemizin yukarıda açıklanan ilke ve uygulamalarında göre davacının katkı payı oranının ve katkı payı alacağının belirlenmesi gerekir.

Avukatın Özeti: 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde alınan taşınmazlarda paylaşım, katılma alacağı değil katkı payı esasına göre yapılır. Bu karar, iki dönemi ayırmanın önemini gösterir: Eşin o dönemdeki somut parasal veya emek katkısı, tarafların gelirleri oranında hesaplanır. Dönem ayrımı yapılmadan tek rejimle hesap yapmak hatalıdır.

14. Katılma Alacağı Hesaplanırken Döviz Cinsinden Para Euro Olarak Hükmedilebilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3725, K. 2024/4929, T. 27.6.2024: Dava, katılma alacağı istemine ilişkindir. Davalı kadın vekilinin yurtdışındaki taşınmazın satışından elde edilen döviz cinsi paraya yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Bölge Adliye Mahkemesince Euro cinsi para yönünden Euro olarak tahsile karar verilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki, katılma alacağının belirlenmesinde tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri esas alınması gerekli olup söz konusu paranın tasfiye tarihi itibariyle değeri ( bozmadan sonrası verilecek karara en yakın tarih ) itibariyle reel ( güncel ) kur karşılığı tespit edildikten sonra katılma alacağı belirlendikten sonra, talep miktarı ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi hatalı olmuştur.

Avukatın Özeti: Döviz cinsinden edinilen değerlerde hesabın nasıl yapılacağını gösteren güncel bir karar. Katılma alacağı belirlenirken, döviz (Euro) cinsinden para doğrudan yabancı para olarak hükmedilemez; ilgili tarihteki kur üzerinden Türk lirasına çevrilerek hesaplanması gerekir. Döviz varlıklarının tasfiyesinde kur ve tarih doğru uygulanmalıdır.

Ortak mesaj: Mal paylaşımında sonucu; sürelerin doğru hesaplanması, değerleme tarihinin doğru uygulatılması ve dava türünün doğru seçilmesi belirler. Bunların her biri, dosyaya yüz binlerce lira fark olarak yansır.

Sıkça Sorulan Sorular

Evlilikten önce alınan ev boşanmada paylaşılır mı?
Hayır. Evlilik öncesi edinilen mallar kişisel maldır ve paylaşıma girmez. Ancak bu malın evlilik içinde elde edilen geliri (örneğin kirası) edinilmiş mal sayılır.
Miras kalan mal paylaşıma girer mi?
Hayır. Miras ve bağış yoluyla edinilen mallar kişisel maldır. Ancak miras kalan malın evlilik içindeki gelirleri hesaba katılır.
Ev hanımı olan eş mal paylaşımından hak alabilir mi?
Evet. Katılma alacağı için gelir katkısı şart değildir; ev emeği ve çocuk bakımı da evliliğin ekonomik bütünlüğüne katkıdır. Ev hanımı eş, edinilmiş malların artık değerinin yarısını isteyebilir.
Mal paylaşımı boşanma davasıyla birlikte mi istenir?
Hayır. Mal paylaşımı ayrı bir dava gerektirir. Boşanmayla eş zamanlı açılabilir; ancak mahkeme, boşanma kesinleşmeden tasfiyeye karar veremez.
Mal paylaşımı davasında zamanaşımı ne kadardır?
Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Süre geçtikten sonra açılan dava, karşı tarafın zamanaşımı savunması üzerine reddedilir.
Eşim boşanmadan önce malları devrederse ne olur?
Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler ile boşanmadan önceki bir yıl içindeki olağandışı karşılıksız kazandırmalar, TMK m. 229 uyarınca hesaba mevcutmuş gibi eklenir; belirli şartlarla üçüncü kişilere de başvurulabilir.
Tapu eşimin üzerine, evin yarısı bana verilir mi?
Katılma alacağı kural olarak para alacağıdır; malın kendisi değil, artık değerin yarısına karşılık gelen bedel ödenir. Tapunun kimin adına olduğu alacağı ortadan kaldırmaz.

Avukat’a Sor

Mal paylaşımı davası hakkında merak ettiklerinizi Av. Muhammet Sarıkaya’ya doğrudan iletebilirsiniz.

Avukat’a Sor

Uyarı: Hukuki danışmanlık ücretlidir. Danışmanlık ve vekalet ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) alt sınırlarının altında olamaz.

küçükçekmece avukat

Av. Muhammet Sarıkaya

1995 yılında İstanbul’da doğdu. Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun oldu. 2019 yılında avukatlık ruhsatını alarak İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kaydoldu. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, gizlilik ve etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Baro Doğrulama: Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu Levha Kaydını Doğrula


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir