Aile Hukuku
Nafaka Artırımı ve Kaldırılması
Nafaka artırımı veya kaldırılması davası; daha önce hükmedilen yoksulluk veya iştirak nafakasının, tarafların değişen ekonomik ve sosyal koşulları karşısında yeniden belirlenmesi için Aile Mahkemesinde açılan davadır. Enflasyon nedeniyle alım gücünün düşmesi, çocuğun büyüyen ihtiyaçları ve tarafların gelir değişimi artırım sebebi; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi birlikte yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması ise kaldırma sebebidir. Dava için belirli bir süre beklenmesi şart değildir ve karar, dava tarihinden itibaren hüküm doğurur.

Nafaka artırımı veya kaldırılması, boşanma dosyası kapandıktan yıllar sonra bile tarafları yeniden mahkeme koridorlarında buluşturan konudur. Tablo iki taraftan da tanıdıktır: Bir yanda, yıllar önce bağlanan ve bugünkü enflasyon karşısında bir market alışverişini bile karşılamayan nafakayla çocuk büyütmeye çalışan ebeveyn; diğer yanda, eski eşinin aslında çalıştığını ya da yeni bir hayat kurduğunu bildiği halde nafaka ödemeye devam eden yükümlü. Kanun her iki taraf için de bir çıkış kapısı bırakmıştır: Koşullar değiştiyse nafaka da değişir. Bu yazıda nafaka artırım davasının şartlarını, artış oranının nasıl hesaplandığını, nafakanın hangi hallerde kaldırılacağını, dilekçe örneğini ve güncel içtihatları avukat gözünden anlatıyoruz.

Nafaka Artırımı ve Kaldırılması Davası Nedir?

Boşanma kararıyla hükmedilen nafaka, taşa yazılmış bir rakam değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 176/4. maddesi açıktır: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. İştirak nafakası yönünden de TMK m. 331, durumun değişmesi halinde nafakanın yeniden belirlenmesini öngörür.

Yani nafaka; enflasyon karşısında eridiyse artırılabilir, yükümlünün ödeme gücü ciddi biçimde düştüyse indirilebilir, kanuni sebepler oluştuysa tamamen kaldırılabilir. Önemli bir ilke: Nafaka, anlaşmalı boşanma protokolüyle kararlaştırılmış olsa bile şartları oluştuğunda artırılabilir veya azaltılabilir; Yargıtay bunun aksinin güven ilkesine aykırı olacağını kabul etmektedir.

Hangi Nafakalar İçin Açılır?

  • Yoksulluk nafakası (TMK m. 175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eş lehine hükmedilen, kural olarak süresiz nafakadır. Artırım davasını nafaka alacaklısı eski eş açar.
  • İştirak nafakası (TMK m. 182, 330): Velayeti almayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Artırım davası, çocuk adına velayet sahibi ebeveyn tarafından açılır. Çocuk büyüdükçe ihtiyaçlarının artması, Yargıtay’a göre başlı başına değişen bir durumdur.
  • Tedbir nafakası: Boşanma davası devam ederken hükmedilen geçici nafakadır. Bunun için ayrı bir artırım davası açılmaz; talep, görülmekte olan boşanma davasının hakiminden istenir.
  • Yardım nafakası (TMK m. 364): Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek altsoy, üstsoy ve kardeşler lehine hükmedilen nafaka da aynı esaslarla artırılıp azaltılabilir.

Nafaka Artırım Davasının Şartları

Davanın kabulü için mahkemenin aradığı temel unsur, önceki kararın verildiği tarihten bu yana koşulların değişmiş olmasıdır. Uygulamada kabul gören başlıca artırım sebepleri:

  • Enflasyon ve alım gücü kaybı: Paranın satın alma gücündeki düşüş, Yargıtay’ın “objektif değişen hal” olarak nitelendirdiği, tek başına yeterli bir artırım sebebidir.
  • Çocuğun büyümesi: Yaşla birlikte artan eğitim, beslenme, giyim ve sosyal ihtiyaçlar; okul çağına giriş, özel eğitim veya kurs giderleri.
  • Nafaka yükümlüsünün gelirindeki artış: Terfi, iş değişikliği veya yeni gelir kaynakları.
  • Nafaka alacaklısının artan giderleri: Kira artışı, sağlık sorunları ve tedavi masrafları gibi belgelenebilir yeni yükler.

Kritik uyarı: Yaygın inanışın aksine, artırım davası açmak için kanunda “1 yıl bekleme” şartı yoktur. Koşullar kısa sürede esaslı biçimde değiştiyse dava her zaman açılabilir. Ancak son karardan bu yana kayda değer hiçbir değişiklik yoksa dava reddedilir; bu nedenle dosya, giderleri belgeleyen fatura, kira sözleşmesi, okul ve sağlık kayıtlarıyla desteklenmelidir.

Nafaka Artış Oranı Nasıl Belirlenir?

Mahkeme yeni nafaka miktarını belirlerken iki veriyi birlikte değerlendirir: TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon endeksleri (ÜFE ve TÜFE) ile tarafların güncel ekonomik ve sosyal durumu. Yerleşik içtihada göre; tarafların gelir ve giderlerinde olağanüstü bir değişiklik yoksa artış, TÜİK’in açıkladığı ÜFE oranıyla sınırlı tutulur. Ancak çocuğun ihtiyaçlarındaki artış veya yükümlünün gelirindeki sıçrama gibi somut olgular, endeks hesabının üzerinde bir nafakaya hükmedilmesine zemin hazırlayabilir.

Her yıl yeniden dava açma külfetini ortadan kaldıran pratik bir çözüm de vardır: TMK m. 176/4 ve 182/3 uyarınca, talep halinde mahkeme nafakanın gelecek yıllarda hangi oranda (uygulamada çoğunlukla ÜFE oranında) otomatik artacağını kararda belirleyebilir. Dilekçede bu talebin unutulması, uygulamada en sık yapılan hatalardan biridir.

Nafakanın Kaldırılması Sebepleri

TMK m. 176 kaldırma sebeplerini iki grupta düzenler:

Kendiliğinden Sona Erme

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi
  • Taraflardan birinin ölümü

Bu hallerde nafaka kendiliğinden kalkar; ancak ödemelerin icra takibinde sorunsuz durdurulabilmesi için tespit ve kaldırma kararı alınması pratikte önemlidir.

Mahkeme Kararıyla Kaldırma

  • Fiilen evliymiş gibi birlikte yaşama: Nafaka alacaklısının, resmi nikah olmaksızın bir başkasıyla evlilik birliği görüntüsünde yaşaması. Uygulamada tanık, sosyal medya kayıtları ve adres tespitleriyle ispatlanır.
  • Yoksulluğun ortadan kalkması: Alacaklının düzenli ve yeterli gelir getiren bir işe girmesi, miras veya mal edinmesi gibi hallerle yoksulluk halinin son bulması.
  • Haysiyetsiz hayat sürme: Alacaklının toplum değerleriyle bağdaşmayan bir yaşam biçimini süreklilik arz eder şekilde sürdürmesi.

İştirak nafakası ise kural olarak çocuk ergin olunca sona erer; ancak eğitimi devam eden ergin çocuk için nafaka, eğitim süresince devam edebilir. Velayetin değişmesi de iştirak nafakasının kaldırılmasını veya yön değiştirmesini gerektirir; bu konuda velayet davası yazımıza bakabilirsiniz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetki konusunda kanun, nafaka alacaklısını korur: TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Nafakanın kaldırılması veya indirilmesi davalarında ise özel bir yetki kuralı bulunmadığından genel kural uygulanır ve dava, davalının (nafaka alacaklısının) yerleşim yerinde açılır. Davalar basit yargılama usulüne tabidir.

Nafaka Artırımı ve Kaldırılması Özet Tablosu

Nafaka artırımı ve kaldırılması davası temel bilgiler özet tablosu
Konu Bilgi
Hukuki dayanak TMK m. 175, 176, 177, 182, 330, 331
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi
Yetkili mahkeme (artırım) Nafaka alacaklısının yerleşim yeri (TMK m. 177)
Artırım sebepleri Enflasyon, çocuğun büyümesi, gelir ve gider değişimi, hakkaniyet
Kaldırma sebepleri Yeniden evlenme, ölüm, fiilen birlikte yaşama, yoksulluğun kalkması, haysiyetsiz hayat
Artış oranı ölçütü TÜİK ÜFE/TÜFE verileri ve tarafların güncel durumu
Bekleme süresi Yoktur; koşul değiştiyse her zaman açılabilir
Kararın etkisi Dava tarihinden itibaren hüküm doğurur

Nafaka Artırım Davası Dilekçe Örneği

Aşağıdaki örnek iskelet niteliğindedir. Dosyanın gücü, değişen koşulların belge ve rakamlarla somutlaştırılmasına bağlıdır.

KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres

VEKİLİ: Av. Muhammet Sarıkaya – Küçükçekmece / İstanbul

DAVALI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres

KONU: Müşterek çocuk yararına hükmedilen aylık … TL iştirak nafakasının … TL’ye artırılması ve gelecek yıllarda ÜFE oranında artışına karar verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR: Taraflar … Aile Mahkemesinin …/… E., …/… K. sayılı kararıyla boşanmış; müşterek çocuğun velayeti müvekkile verilerek çocuk yararına aylık … TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir. Karar tarihinden bu yana geçen sürede resmi enflasyon verileri karşısında nafakanın alım gücü erimiş; çocuğun okul çağına girmesiyle eğitim, servis ve beslenme giderleri belgeleriyle sabit olduğu üzere önemli ölçüde artmıştır. Davalının geliri ise aynı dönemde yükselmiştir. Mevcut nafaka, TMK m. 331 uyarınca yeniden belirlenmelidir.

DELİLLER: Boşanma ilamı, okul ve gider belgeleri, ekonomik ve sosyal durum araştırması, TÜİK verileri, tanık ve sair her türlü yasal delil.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık … TL’ye ARTIRILMASINA ve gelecek yıllarda TÜİK ÜFE oranında ARTIŞINA karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Davacı Vekili
Av. Muhammet Sarıkaya

Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Nafakanız enflasyon karşısında eridi mi, ya da artık koşulları kalmayan bir nafakayı mı ödüyorsunuz? Dosyanızın doğru delillerle kurgulanması için Küçükçekmece ve tüm İstanbul’da Revan Hukuk yanınızda.

Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Nafaka Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya

küçükçekmece avukat

Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kayıtlı olup Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Nafaka davaları rakamlar üzerinden yürüyen teknik dosyalardır: Gider kalemlerinin belgelenmesi, TÜİK verilerinin doğru dönemle hesaplanması ve gelecek yıllar artış hükmünün talep edilmesi davanın gerçek kazanımını belirler. Bu hesap ve talep disiplininin doğru kurulması için deneyimli bir İstanbul Boşanma Avukatı ile çalışmak önemli bir avantaj sağlar.

Av. Muhammet Sarıkaya, güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatlarını yakından takip ederek her dosyada müvekkilin somut durumuna özel strateji geliştirmekte; hukukun üstünlüğü, gizlilik ve mesleki etik ilkeleri çerçevesinde çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Karşı Dava: Artırıma Karşı Kaldırma Talebi

Nafaka artırım davasıyla karşılaşan yükümlü, savunmayla yetinmek zorunda değildir. Süresi içinde harcı yatırılmış bir karşı davayla nafakanın indirilmesini veya tamamen kaldırılmasını talep edebilir. Örneğin artırım isteyen eski eşin aslında sigortalı bir işte çalıştığı ya da fiilen birlikte yaşadığı ortaya konursa, artırım davası reddedilebileceği gibi nafaka da kaldırılabilir. Ayrıca yükümlü aleyhine icra takibi sürerken kaldırma davası açılmışsa, dava sonunda kaldırma kararı verilmesi halinde dava tarihinden itibaren birikmiş nafaka borcu için cezai yaptırım uygulanmaz. Yurt dışında yaşayan taraflar yönünden ise Türk mahkemesinin nafaka ilamının yabancı ülkede uygulanması tanıma ve tenfiz sürecine tabidir.

Dava Ne Kadar Sürer, Masrafı Ne Kadardır?

Nafaka artırım ve kaldırma davaları basit yargılama usulüne tabi olduğundan görece hızlı ilerler; ekonomik ve sosyal durum araştırması ile tanık dinlenmesine bağlı olarak ortalama 4 ay ila 1 yıl içinde sonuçlanır. Masraf kalemleri: başvuru harcı ve talep edilen artış üzerinden hesaplanan nispi harç, gider avansı, tanık giderleri ve avukatla takipte vekalet ücretidir. Karar, dava tarihinden itibaren hüküm doğurduğundan gecikilen her ay fiili bir kayıptır; koşullar oluştuysa dava vakit kaybetmeden açılmalıdır.

Nafaka Davası Emsal Kararlar

Nafaka Davası Emsal Kararlar

Nafaka Davası Emsal Kararlar

Yargıtay yerleşik içtihadı (uyarlama ölçütü): Nafaka iradı, tarafların anlaşmalı boşanma protokolüne dayansa bile şartları oluştuğunda artırılabilir veya azaltılabilir; aksi düşünce güven ilkesine aykırıdır. Tarafların gelir ve giderlerinde olağanüstü bir değişiklik yoksa, yeni nafaka miktarının TÜİK tarafından açıklanan ÜFE artış oranını aşmaması esastır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/7821, K. 2025/4453: Nafaka miktarının belirlenmesinde asgari ücret düzeyi gözetilerek alt sınırın korunması; artırım davalarında ise ÜFE ve TÜFE oranlarının, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki uygulama pekiştirilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 14.02.2025, E. 2024/1871, K. 2025/243: Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları, ekonomik göstergelerdeki değişim ve paranın alım gücündeki düşüş karşısında, önceki ilamdaki sabit yüzde 20’lik otomatik artış hükmüne göre güncellenen nafakanın yetersiz kaldığı; gelecek yıllar artışının yerleşik uygulama uyarınca TÜİK ÜFE oranı esas alınarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Aşağıda, nafaka artırımı ve kaldırılması davalarına ışık tutan 16 emsal Yargıtay kararı, soru başlıklarıyla ve avukat özetleriyle birlikte sunulmuştur. Kararların bir bölümü 2024 tarihli güncel Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatlarını içerir.

1. Asgari Ücretle Çalışan Eşin Nafakası Ne Olur?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2002/4839, K. 2002/6455, T. 4.6.2002: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla geçimi için diğer eşten mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. Mahkemece davalının gelir durumu sağlıklı bir şekilde araştırılarak bu gelirin onu yukarıda açıklanan yoksulluk kavramından kurtaracak düzeyde olup olmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Bu köklü karar, artırım davasının özündeki ‘yoksulluk’ ölçütünü hatırlatır: Yükümlünün bir yerde çalışıyor olması tek başına yeterli değildir; elde ettiği gelirin onu temel ihtiyaçlar bakımından yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığı somut olarak araştırılmalıdır. Eksik gelir araştırması bozma sebebidir.

2. Nafaka Artırım Davasında Hâkim, Talep Olmadan Nafakayı Artırabilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2002/3782, K. 2002/5308, T. 13.5.2002: İştirak nafakası; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana-babanın mali durumlarına göre takdir edilir. Ayrıca, nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şekli de dikkate alınır. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre; özellikle küçüğün yaşı ve ihtiyaçları nazara alındığında; takdir edilen nafaka azdır. Mahkemece, Medeni Kanunun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Nafaka davalarında hâkim taleple bağlıdır; istenenden fazlasına hükmedemez. Bu ilke, artırım dilekçesinde talep edilen miktarın doğru ve stratejik biçimde belirlenmesinin ne kadar kritik olduğunu gösterir. Düşük talep, mahkemenin elini bağlar.

3. Nafaka Artırım Davasında Vekâlet Ücreti Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/9319, K. 2015/17031, T. 2.11.2015: Dava, nafaka artırımı talebine ilişkindir. Nafaka davalarında; davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten ( maktu vekâlet ücreti ) düşük olmamak üzere, hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmolunur.

Avukatın Özeti: Karar, nafaka davalarında vekâlet ücretinin maktu değil, hükmedilen nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden nispi hesaplandığını ortaya koyar. Bu, davanın ekonomik boyutunu doğrudan etkileyen teknik bir noktadır ve dilekçede gözetilmelidir.

4. Nafaka Artırım Davasında Reddedilen Kısım İçin Karşı Taraftan Vekalet Ücreti Alınabilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/11635, K. 2017/1204, T. 20.2.2017: Dava; nafaka artırım talebine ilişkindir. Nafaka davalarında hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden hesaplanacak miktarın tamamı, vekalet ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz. Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği hususu düzenlenmiştir.

Avukatın Özeti: Nafaka davalarının kendine özgü bir usul kuralı: Reddedilen kısım için karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Yani talebin bir bölümü reddedilse dahi, davacı bu nedenle karşı tarafın avukatlık ücretini ödemek zorunda kalmaz. Bu, artırım davası açmanın riskini azaltan önemli bir güvencedir.

5. Nafaka Artırım Davasında Artış Oranı Neye Göre Belirlenir?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5118, K. 2016/9798, T. 23.6.2016: Dava, nafaka artırım istemine ilişkindir. Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçlarına göre, davacının ev hanımı olduğu, geliri bulunmadığı, kendisine miras kalan evde kızı ile ikamet ettiği; davalının ise emekli maaşı olduğu, kendisine ait evde ikamet ettiği, bir aracı bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve yayımlanan artış oranları dikkate alındığında asıl davada davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır.

Avukatın Özeti: Bu karar, artış oranının matematiği kadar hakkaniyeti de gözettiğini gösterir. Tarafların güncel ekonomik durumu (emekli maaşı, konut, araç gibi) ve ekonomik göstergelerdeki değişim birlikte değerlendirilir. Salt endeks değil, somut yaşam koşulları da tartılır.

6. Öğrencinin Bölüm Değiştirmesi Nafaka Artırım Davasını Etkiler mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2002/3128, K. 2002/4097, T. 18.4.2002: Baba Yüksek Öğrenime devam eden çocuğuna olağan öğrenim süresi içinde kendisi geçim sıkıntısına düşmeme koşulu ile yardım yapmak zorundadır. O halde mahkemece, bir yıldan fazla bir zaman önce takdir edilen yardım nafakasının çocuğun ihtiyaçları, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azalması ve davalı babanın ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek uygun bir miktarda artırılması gerekir.

Avukatın Özeti: Yardım nafakasında öğrencinin bölüm ya da okul değiştirmesi, tek başına kötüniyet göstergesi sayılmaz. Baba, olağan öğrenim süresi içinde ve kendisi geçim sıkıntısına düşmemek koşuluyla yükseköğrenime devam eden çocuğuna yardım etmekle yükümlüdür. Eğitimin sürmesi esastır.

7. Nafaka Artırım Davası Hangi Mahkemede Açılmalı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2002/5515, K. 2002/6086, T. 28.5.2002: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısı ( davacı )nın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Kesin yetki hükmü bulunan bir dava yalnız kesin yetkili mahkemede açılabilir. Taraflar yetki sözleşmesi ile, kesin yetkili mahkemenin yanında başka bir mahkemenin yetkili olduğunu da kararlaştıramazlar. Kesin yetki kuralı dava şartı olup mahkemece resen gözetilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Yetki konusunda net bir kural: Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 177) ve bu kesin yetkidir. Kesin yetki dava şartı olup mahkemece re’sen gözetilir; yanlış yerde açılan dava usulden reddedilir.

8. Babanın Maddi Durumu Kötüleşirse Nafaka Artırımı Reddedilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/2205, K. 2019/3731, T. 1.4.2019: Dava, nafaka artırım istemine ilişkindir. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları ve Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında davacı kadının yoksulluk nafakası artırım davasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre tarafların ortak çocuğu yararına hükmolunan iştirak nafakasının artırım miktarı Türk Medeni Kanunun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında fazla olduğu gibi, nafakanın her yıl artış talebi hakkında TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE ) artış oranını nazara almak gerekirken, TÜFE onranında her yıl artırım yapılmasına karar verilmesi de doğra görülmemiştir.

Avukatın Özeti: Artırım her zaman otomatik değildir. Nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu ciddi biçimde kötüleşmişse, alacaklının talep ettiği artış reddedilebilir hatta indirim gündeme gelebilir. Denge iki yönlüdür; mahkeme yalnızca alacaklının değil, yükümlünün de mali gerçekliğini gözetir.

9. Nafaka Artırım Davasında “Tedbiren” İstenen Miktar, Kesin Talep Yerine mi Geçer?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3340, K. 2024/5512, T. 10.9.2024: Davacı anne, ortak çocuk lehine daha önce takdir edilen aylık 4.000,00 TL iştirak nafakasının artırılmasını istemiş; dava dilekçesinde nafakanın öncelikle tedbiren aylık 15.000,00 TL belirlenmesini, davanın kabulüyle dava tarihinden itibaren aylık 30.000,00 TL’ye yükseltilmesini talep etmiştir. Mahkeme, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle dava tarihinden karar kesinleşene kadar 15.000,00 TL iştirak nafakasına hükmetmiştir. Ancak dilekçede tedbiren istenen 15.000,00 TL, kesin (esas) talep yerine geçmez; davacının esas talebi 30.000,00 TL olduğundan bu miktarla bağlı kalınmalıdır. Bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden, karar düzeltilerek onanmıştır (HMK m. 370/2).

Avukatın Özeti: Kritik bir usul inceliği: Dilekçede ‘tedbiren’ istenen geçici miktar, davanın esas talebi yerine geçmez. Esas talep neyse mahkeme onunla bağlıdır. Bu nedenle artırım dilekçesinde hem tedbir hem de esas talep miktarı açık ve doğru yazılmalıdır; aksi halde hak kaybı doğar.

10. Nafaka Artırım Davasında İstinaf ve Temyiz Sınırı Nasıl Hesaplanır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5549, K. 2024/5627, T. 10.9.2024: İştirak nafakasının artırılması davasında hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar aylık 5.000,00 TL, yıllık 60.000,00 TL’dir. Bölge Adliye Mahkemesi’nin karar tarihi itibariyle HMK m. 362 uyarınca kesinlik sınırı 378.291,558 TL olarak belirlenmiştir. Temyize konu yıllık nafaka tutarı bu kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan (kesinlik sınırı nedeniyle) reddine karar verilmiştir. Karar, nafaka artırım davalarında istinaf ve temyiz sınırının, hükmedilen nafakanın yıllık tutarı üzerinden hesaplandığını göstermektedir.

Avukatın Özeti: Bu güncel karar, nafaka davalarında istinaf ve temyiz sınırının hükmedilen nafakanın yıllık tutarı üzerinden hesaplandığını netleştirir. Yıllık tutar kesinlik sınırının altındaysa karar kesindir ve üst mahkemeye gidilemez. Kanun yolu stratejisi bu hesaba göre kurulmalıdır.

11. Nafakanın Kaldırılması Davasında Tanık Dinlenmeden Karar Verilebilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/4404, K. 2017/1861, T. 22.2.2017: Dava, nafakanın kaldırılması istemine ilişkindir. Davacı; daha evvel lehine tedbir nafakasına hükmedilen müşterek çocukların kendisi yanında yaşadıklarını iddia etmiş, ne var ki mahkemece davacının iddiasını ispatlamak üzere bildirdiği tanıkları dinlenmeden, delilleri toplanmadan, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiştir. Mahkemece, davacının iddiasını ispat hususunda bildirdiği tanıklar dinlenmeden ve davalının da karşı delilleri toplanıp değerlendirilmeden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.

Avukatın Özeti: Nafakanın kaldırılması ağır sonuç doğuran bir taleptir; bu nedenle mahkeme, tanık dinlemeden, delilleri toplamadan eksik incelemeyle karar veremez. Özellikle ‘fiilen birlikte yaşama’ gibi iddialar, tanık ve somut delille ispat gerektirir. Usule aykırılık bozma sebebidir.

12. Geçici İşe Girmek Yardım Nafakasının Kaldırılmasını Sağlar mı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/18287, K. 2017/10525, T. 20.6.2017: Asıl dava nafakanın kaldırılması, karşı dava nafakanın arttırılması istemine ilişkindir. Davalının 23/10/2013 tarihli sağlık kurulu raporuna göre % 48 oranında özürlü olduğu ve herhangi bir sosyal yardım almadığı anlaşılmaktadır. Orman Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında, davalının 2015 yılı içerisinde Aksaray İş-Kur Müdürlüğü ile düzenlenen toplum yararına program kapsamında 01/04/2015 tarihinde işe başladığı, 30/09/2015 tarihinde programın sona ermesi sebebiyle çıkışı yapıldığı, çalıştığı süre içerisinde asgari ücret üzerinden maaş aldığı bildirilmiştir. Davalının, çalışmasının geçici nitelikte olduğu göz önüne alındığında, nafakanın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Yardım nafakasında geçici veya güvencesiz bir işe girmek, nafakanın kaldırılması için yeterli değildir. Belirleyici olan, elde edilen gelirin düzenli, sürekli ve yoksulluğu gerçekten ortadan kaldıracak nitelikte olmasıdır. Geçici gelir, kalıcı hak kaybına yol açmaz.

13. Nafaka Alan Kadın Bir Erkekle Birlikte Yaşarsa Nafakası Kaldırılır mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2002/3164, K. 2002/6239, T. 10.5.2002: Evlenme akti olmadan kendisine yoksulluk nafakası takdir edilen tarafın bir başkası ile fiilen karı koca gibi yaşaması halinde nafakanın kaldırılacağını hükme bağlamıştır. Davacının Halil E. ile birlikte kaldığı ifade edilmiştir. Bu beraberliğin şekli ve niteliği hakkında taraflardan açıklayıcı bilgi alınması, gerektiğinde yeniden araştırma yapılması ve sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

Avukatın Özeti: Yoksulluk nafakasının kaldırılmasının en somut sebeplerinden biri: Alacaklının evlilik olmaksızın bir başkasıyla fiilen evliymiş gibi yaşaması. Bu durum tanık, adres ve yaşam düzeni delilleriyle ispatlandığında nafaka kaldırılır. İspat yükü, kaldırmayı isteyen tarafa aittir.

14. “Çalışmıyor, Yoksulluğu Kendi Tercihi” Denilerek Nafaka Kaldırılabilir mi?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2003/10344, K. 2003/11326, T. 30.9.2003: Dava dilekçesinde davalının çalıştığı ve kendisini yoksulluktan kurtaracak kadar gelirinin bulunduğu iddia edilerek daha önce hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiştir. Yoksulluk kavramı yasamızda tanımlanmamış ise de, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanlar yoksul sayılır. Yoksulluk nafakasına hükmedildikten sonra nafakanın kaldırılmasına ancak Türk Medeni Kanununun 176/3. maddesinde yazılı hallerin gerçekleştiğinin kanıtlanması halinde karar verilebilir.

Avukatın Özeti: Bu karar, ‘çalışmama’ iddiasının sınırını çizer. Alacaklının çalışabilecek durumda olup olmadığı, yoksulluğunun kendi tercihi olup olmadığı somut olarak araştırılmalıdır. Soyut ‘çalışabilir’ değerlendirmesiyle nafaka kaldırılamaz; gerçek çalışma imkânı ve gelir tespiti gerekir.

15. Nafaka Kaldırma Talebi Reddedilirse, Nafaka İndirimi de mi Reddedilmiş Sayılır?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/8594, K. 2011/15053, T. 10.10.2011: Dava, nafakanın kaldırılması istemine ilişkindir. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Dosya kapsamından davalının şarkıcılık yaptığı, mahkemenin kabulünün de bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Çoğun için de az da vardır kuralı gereğince nafakanın kaldırılması isteminin azaltılması istemini de kapsadığı gözetilerek, davalının yaptığı iş gereği yoksulluğu ortadan kalkmasa bile mali durumunun olumlu yönde değiştiği dikkate alınarak nafakada hakkaniyete uygun bir oranda indirim yapılması gerekir.

Avukatın Özeti: Usul ekonomisi açısından önemli: Nafakanın kaldırılması talebinin reddi, kural olarak indirim talebinin de reddi anlamına gelmez. Kaldırma ile indirim ayrı taleplerdir ve mahkeme her birini ayrı ayrı değerlendirmelidir. Talebin kapsamı dilekçede net kurulmalıdır.

16. Asgari Ücretle Çalışmaya Başlamak Yoksulluk Nafakasını Kendiliğinden Ortadan Kaldırır mı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2002/3290, K. 2002/5942, T. 27.5.2002: Davada, anlaşmalı boşanma sonunda davalı kadın yararına bağlanan aylık 100.000.000 lira yoksulluk nafakasının; davalının, özel bir şirkette çalışmaya başladığı ve geçinmeye yetecek derecede gelire sahip olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmiştir. Somut olayda; asgari ücretle özel bir şirkette çalışan davalının aldığı maaşın ona insanca yaşayıp geçinme olanağı sağlamayacağı, yurt gerçeklerine göre onu yoksulluktan kurtarmayacağı kuşkusuzdur. Kaldı ki, davalı çalıştığı işten kısa süre içerisinde ayrılmış ve işsiz kalmıştır. Çalışma olgusunun süreklilik arz etmediği de gözetildiğinde, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.

Avukatın Özeti: Yerleşik ilkeyi pekiştiren karar: Asgari ücretle çalışmaya başlamak, yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Asgari düzeydeki gelir çoğu zaman kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yetmez; bu durum ancak nafaka miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Kaldırma için yoksulluğun gerçekten sona ermesi gerekir.

Ortak mesaj: Mahkemeler ne alacaklıyı enflasyona ezdirir ne de yükümlüyü ödeme gücünün üzerinde bir yükle karşı karşıya bırakır. Denge, dosyaya konan somut belgelerle kurulur.

Sıkça Sorulan Sorular

Nafaka artırım davası ne zaman açılabilir?
Kanunda bekleme süresi yoktur. Koşullar esaslı biçimde değiştiyse son karardan kısa süre sonra bile dava açılabilir; belirleyici olan süre değil, değişikliğin ispatıdır.
Nafaka artışı hangi orana göre hesaplanır?
Olağanüstü bir durum yoksa TÜİK’in açıkladığı ÜFE oranı esas alınır. Çocuğun artan ihtiyaçları veya yükümlünün gelirindeki sıçrama, endeksin üzerinde artışa gerekçe olabilir.
Her yıl dava açmadan nafakanın artması mümkün mü?
Evet. Talep halinde mahkeme, nafakanın gelecek yıllarda ÜFE oranında otomatik artmasına kararda hükmedebilir. Bu talebin dilekçede yer alması gerekir.
Eski eşim biriyle yaşıyor, nafakayı kestirebilir miyim?
Evet. Nafaka alacaklısının evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi birlikte yaşaması, TMK m. 176/3 uyarınca yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebidir; tanık, adres ve sosyal medya kayıtlarıyla ispatlanabilir.
Nafaka alan eski eş işe girerse nafaka kalkar mı?
Düzenli ve yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeyde gelir elde edilmesi halinde nafakanın kaldırılması istenebilir. Asgari düzeydeki gelir her zaman kaldırma sebebi olmayabilir; mahkeme yoksulluk halinin sürüp sürmediğini somut olarak değerlendirir.
Artırılan nafaka geçmişe etkili mi?
Hayır. Artırım veya kaldırma kararı, dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Bu nedenle koşullar oluştuğunda davanın geciktirilmemesi önemlidir.
Çocuk 18 yaşını doldurunca iştirak nafakası biter mi?
Kural olarak evet; ancak eğitimi devam eden ergin çocuk için nafaka, eğitim süresince devam edebilir.

Avukat’a Sor

Nafaka artırımı veya kaldırılması hakkında merak ettiklerinizi Av. Muhammet Sarıkaya’ya doğrudan iletebilirsiniz.

Avukat’a Sor

Uyarı: Hukuki danışmanlık ücretlidir. Danışmanlık ve vekalet ücretleri, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) alt sınırlarının altında olamaz.

küçükçekmece avukat

Av. Muhammet Sarıkaya

1995 yılında İstanbul’da doğdu. Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun oldu. 2019 yılında avukatlık ruhsatını alarak İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kaydoldu. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, gizlilik ve etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve Yargıtay kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Baro Doğrulama: Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosuna 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu Levha Kaydını Doğrula


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir