Anlaşmalı Boşanma: Şartları, Protokol Örneği ve Süresi – 2026
Anlaşmalı boşanma, en az 1 yıl sürmüş evliliklerde eşlerin boşanmanın tüm sonuçları üzerinde uzlaşarak tek celsede boşanabildiği dava türüdür (TMK m. 166/3). Anlaşmalı boşanma davası, eksiksiz hazırlanmış bir anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte açıldığında ortalama 1 hafta ile 1 ay içinde sonuçlanabilir. Bu rehberde anlaşmalı boşanma şartları, süreç, nafaka, velayet, hukuken geçerli bir protokol taslağı ve 35 güncel Yargıtay kararını bir avukat gözüyle bulacaksınız.
Bir cuma sabahı büroma gelen çift, aynı cümleyi kurdu: “Biz her konuda anlaştık, sadece bunu hukuken doğru yapmak istiyoruz.” İşte anlaşmalı boşanma tam olarak budur: Kavgayı değil, düzeni tercih eden iki yetişkinin, mahkeme önünde ortak iradelerini hukuka uygun biçimde sonuca bağlamasıdır. Ancak dikkat: “Anlaştık” demek yetmez. Protokolde unutulan tek bir madde, yıllar sonra yeni davaların kapısını açabilir. Bu yazıda süreci baştan sona, Yargıtay içtihatlarıyla birlikte anlatıyorum.
Yazı İçeriği
-
- Anlaşmalı Boşanma Nedir? (TMK m. 166/3)
- Anlaşmalı Boşanma Şartları ve 1 Yıllık Evlilik Şartı
- Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Karşılaştırması
- Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? Adım Adım Süreç
- Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Zorunlu ve İhtiyari Unsurlar
- Anlaşmalı Boşanmada Nafaka
- Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki: Kamu Düzeni ve Hakimin Müdahale Yetkisi
- Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği (Eksiksiz Taslak)
- Anlaşmalı Boşanma Yargıtay Kararları (35 Emsal Karar)
- Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı Boşanma Nedir? (TMK m. 166/3)
Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen, eşlerin boşanma, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda serbest iradeleriyle tam olarak uzlaşması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayıldığı boşanma türüdür. Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerindeki resmi Türk Medeni Kanunu metninden ulaşabilirsiniz.
Kanuna göre boşanma kararı verilebilmesi için hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; ancak bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu ince ayrım, aşağıda göreceğiniz Yargıtay kararlarının da kalbini oluşturur.
Anlaşmalı Boşanma Şartları ve 1 Yıllık Evlilik Şartı
Anlaşmalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için dört temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalıdır (1 yıllık evlilik şartı boşanma): Süre, resmi nikah tarihinden itibaren hesaplanır. Nişanlılık, dini nikah veya birlikte yaşama dönemleri bu süreye dahil edilmez. Evlilik 1 yılı doldurmamışsa anlaşmalı boşanma mümkün değildir; taraflar ancak genel hükümlere göre çekişmeli boşanma davası açabilir.
- Eşler mahkemeye birlikte başvurmalı ya da bir eşin açtığı davayı diğer eş kabul etmelidir: Taraflar ortak dilekçeyle başvurabileceği gibi, devam eden çekişmeli bir boşanma davasında protokol sunarak davayı anlaşmalı boşanmaya da dönüştürebilir.
- Taraflar boşanma iradelerini hakim huzurunda bizzat açıklamalıdır: Boşanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, avukatın taraf yerine geçerek irade açıklaması mümkün değildir. Duruşmaya katılım zorunludur.
- Hakim, mali sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmalıdır: Tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri hakim denetiminden geçer. Hakim değişiklik önerirse ve taraflar kabul etmezse dava çekişmeli boşanmaya döner.
Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanma Karşılaştırması
| Kriter | Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma |
|---|---|---|
| Yasal Dayanak | TMK m. 166/3 | TMK m. 161-166/1-2 (genel ve özel sebepler) |
| Süre | Ortalama 1 hafta ile 1 ay; tek celse | Ortalama 1 ile 3 yıl; çok celse |
| Kusur İncelemesi | Yapılmaz | Yapılır; tanık ve delil toplanır |
| Evlilik Süresi Şartı | En az 1 yıl | Süre şartı yok |
| Duruşmaya Katılım | Her iki eş bizzat katılmak zorunda | Vekil ile temsil mümkün |
| Temel Belge | Anlaşmalı boşanma protokolü | Dava ve cevap dilekçeleri, deliller |

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? Adım Adım Süreç
Uygulamada süreç şu sırayla ilerler:
- Adım 1 – Protokolün hazırlanması: Boşanma, velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve varsa mal paylaşımı maddelerini içeren anlaşmalı boşanma protokolü yazılı olarak hazırlanır ve her iki eş tarafından imzalanır.
- Adım 2 – Dava dilekçesi ve başvuru: Dava dilekçesi ekine protokol eklenerek Aile Mahkemesine başvurulur. Anlaşmalı boşanmada yetki kamu düzeninden olmadığı için taraflar diledikleri yerdeki aile mahkemesinde dava açabilir; eşlerden birinin yerleşim yeri veya son 6 aydır birlikte oturulan yer mahkemesi de yetkilidir (TMK m. 168).
- Adım 3 – Harç ve masrafların yatırılması: Başvuru ve peşin harç ile gider avansı mahkeme veznesine yatırılır.
- Adım 4 – Duruşma günü alınması: Mahkeme tensip zaptıyla duruşma günü verir; taraflar kalemle iletişime geçtiğinde bu süre çoğu adliyede 1-2 haftaya kadar inebilir.
- Adım 5 – Duruşma: Her iki eş duruşmada bizzat hazır bulunur, hakim tarafları dinler, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirir ve protokolü uygun bulursa tek celsede boşanmaya karar verir.
- Adım 6 – Gerekçeli karar ve kesinleşme: Gerekçeli karar yazıldıktan sonra taraflar istinaf hakkından feragat ederek kararı hemen kesinleştirebilir. Kesinleşen karar nüfusa işlenir; dava durumunuzu turkiye.gov.tr (e-Devlet) üzerinden takip edebilirsiniz.
Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?
Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer sorusunun net cevabı: Taraflar duruşma gününü kalemden birlikte alır, duruşmaya katılır ve gerekçeli kararı elden tebellüğ edip istinaftan feragat ederse süreç ortalama 1 hafta ile 1 ay arasında tamamen kesinleşir. Tebligatların posta yoluyla yapılması halinde ise bu süre 2 ila 4 aya uzayabilir. Anlaşmalı boşanma davası kural olarak tek celsede biter; süreyi belirleyen asıl faktör duruşma gününün yakınlığı ve kesinleşme işlemlerinin hızıdır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nedir? Zorunlu ve İhtiyari Unsurlar
Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın sonuçlarına ilişkin ortak iradelerini yazılı olarak ortaya koyduğu, hakim onayına bağlı, kendine özgü bir sözleşmedir. Sözlü beyan da mümkündür; ancak bu halde beyanın duruşma zaptına geçirilip taraflarca imzalanması gerekir.
Protokolde üzerinde anlaşılması zorunlu hususlar şunlardır:
- Boşanmanın mali sonuçları: Maddi tazminat, manevi tazminat (TMK m. 174) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175),
- Çocukların durumu: Velayetin kime verileceği, çocukla kişisel ilişkinin gün ve saatleri, iştirak nafakası (TMK m. 182).
Protokolde düzenlenmesi ihtiyari (isteğe bağlı) olan hususlar ise şunlardır:
- Mal rejiminin tasfiyesi: Katılma alacağı, katkı payı ve değer artış payı alacakları,
- Ev eşyaları, çeyiz ve şahsi eşyaların paylaşımı,
- Düğün takıları (ziynet eşyası),
- Aile konutunun kullanımı, taşınmaz ve araç devirleri.
Kritik uyarı: İhtiyari hususlar protokole yazılmazsa, boşanma kesinleşse bile sonradan ayrı dava konusu edilebilir. Protokole yazıldığında ise mahkeme hükmü gibi infaz edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin feragat veya anlaşmanın açık, kesin, yoruma ihtiyaç bırakmayan ve hangi haklardan vazgeçildiğini gösteren ifadeler içermesi gerektiğini vurgulamaktadır. “Paylaşacak malımız yoktur” gibi genel ifadeler mal rejimi davasını engellemez; bu konudaki emsal kararları aşağıda ayrıntılı bulacaksınız.
Anlaşmalı Boşanmada Nafaka
Anlaşmalı boşanmada nafaka iki başlıkta düzenlenir: Eş lehine yoksulluk nafakası ve çocuk lehine iştirak nafakası. Taraflar nafakanın miktarını, ödeme biçimini ve artış oranını (örneğin her yıl TÜFE oranında artış) protokolle serbestçe belirleyebilir ya da karşılıklı olarak nafaka talep etmemeyi kararlaştırabilir. Ancak iki kurala dikkat edilmelidir:
- Yoksulluk nafakasından feragat kesindir: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre anlaşmalı boşanma sırasında nafaka talep etmediğini beyan eden eş, boşanma kesinleştikten sonra yoksulluğa düştüğünü ileri sürerek yeniden yoksulluk nafakası isteyemez.
- İştirak nafakası kamu düzenindendir: Çocuk lehine iştirak nafakası protokolde hiç düzenlenmemiş olsa bile, velayet sahibi ebeveyn sonradan her zaman iştirak nafakası davası açabilir; çünkü bu hak ebeveynin değil doğrudan çocuğun korunmasına yöneliktir ve tarafların feragatine kapalıdır. İştirak nafakası, koşullar değiştikçe artırım davasına da konu olabilir.
Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki: Kamu Düzeni (Çocuğun Üstün Yararı) ve Hakimin Müdahale Yetkisi
Anlaşmalı boşanma protokolünün en hassas bölümü velayet ve kişisel ilişki kurgusudur; çünkü bu alan tarafların serbest iradesine tamamen bırakılmamıştır. Velayet, kamu düzenine ilişkindir ve tüm düzenlemelerde çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınır. Bu ilke, çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimi için en elverişli sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmasını ifade eder; çocuk ile anne babanın menfaati çatıştığında çocuğun yararına üstünlük tanınması zorunludur.
Bu nedenle hakim, taraflar velayet ve kişisel ilişki konusunda anlaşmış olsa dahi protokolle bağlı değildir. TMK m. 166/3 uyarınca hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Ancak bu yetkinin sınırı Yargıtay içtihatlarıyla nettir:
- Hakim, uygun görmediği maddeleri gerekçesiyle açıklayarak taraflara yeni bir düzenleme önerir; protokolü tek taraflı olarak değiştirip doğrudan hüküm kuramaz.
- Taraflar önerilen değişikliği açıkça kabul ederse anlaşmalı boşanmaya karar verilir.
- Taraflardan biri değişikliği kabul etmezse ortak irade ortadan kalkar ve dava çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülür.
Uygulama önerim: Kişisel ilişki günlerini “hafta sonları görüşür” gibi muğlak ifadelerle değil; ayın hangi haftaları, hangi gün ve saat aralığında, yatılı olup olmayacağı, dini ve milli bayramlar, sömestr ve yaz tatili dönemleri tek tek belirtilerek yazın. İnfaz edilebilir olmayan kişisel ilişki maddeleri hem hakim müdahalesine hem de icra aşamasında uyuşmazlığa davetiye çıkarır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Örneği (Eksiksiz ve Hukuken Geçerli Taslak)
Aşağıdaki anlaşmalı boşanma protokolü örneği, zorunlu ve ihtiyari tüm unsurları kapsayan, mahkeme denetiminden geçebilecek nitelikte hazırlanmış bir taslaktır. Köşeli parantez içindeki alanları kendi bilgilerinizle doldurmalı ve mutlaka somut durumunuza uyarlamalısınız.
ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ
Madde 1 – Taraflar
İşbu protokol; [Adı Soyadı], (T.C. Kimlik No: […..], Adres: […..]) ile [Adı Soyadı], (T.C. Kimlik No: […..], Adres: […..]) arasında, [Evlenme Tarihi] tarihinde kurulan evlilik birliğinin TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma yoluyla sona erdirilmesi amacıyla, tarafların serbest iradeleriyle düzenlenmiş ve imza altına alınmıştır.
Madde 2 – Protokolün Konusu ve Boşanma İradesi
Taraflar, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve ortak hayatın sürdürülmesinin mümkün olmadığını kabul ederek boşanma hususunda mutabık kalmışlardır. İşbu protokol; velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat gibi zorunlu unsurlar ile mal rejiminin tasfiyesi, ziynet ve ev eşyaları gibi ihtiyari unsurları düzenler. Taraflar, protokolün hakim tarafından onaylanması ve boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm ifade edeceğini kabul ederler.
Madde 3 – Velayet ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
3.1. Tarafların müşterek çocuğu [Adı Soyadı, Doğum Tarihi, T.C. Kimlik No]’nun velayeti anne/baba [Adı Soyadı]’na verilecektir.
3.2. Velayet kendisine bırakılmayan [anne/baba] ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki şu şekilde tesis edilecektir: Her ayın 1. ve 3. hafta sonu cumartesi saat 10.00’dan pazar saat 18.00’e kadar yatılı olacak şekilde; dini bayramların 2. günü saat 10.00’dan 3. günü saat 18.00’e kadar; sömestr tatilinin ilk haftası; her yıl 1 Temmuz saat 10.00’dan 31 Temmuz saat 18.00’e kadar yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulacaktır.
3.3. Taraflar, velayet ve kişisel ilişkiye dair işbu düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğunu, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği mahkemenin TMK m. 166/3 uyarınca bu maddelerde değişiklik önerebileceğini ve önerilen değişikliklerin ancak her iki tarafça kabulü halinde hükme esas alınabileceğini bildiklerini beyan ederler.
Madde 4 – İştirak Nafakası ve Çocuğun Giderleri
4.1. [Yükümlü Taraf], müşterek çocuk için, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren her ayın en geç [5]. günü, aylık net […..] TL iştirak nafakasını [Alacaklı Taraf]’ın [Banka – IBAN: TR…..] hesabına ödeyecektir.
4.2. İştirak nafakası her yıl TÜİK tarafından açıklanan TÜFE (on iki aylık ortalama) oranında artırılacaktır. Taraflar, iştirak nafakasının çocuğun üstün yararına ilişkin olduğunu ve şartların değişmesi halinde yeniden belirlenmesinin her zaman istenebileceğini kabul ederler.
Madde 5 – Yoksulluk Nafakası
[Seçenek A] [Yükümlü Taraf], [Lehtar Taraf]’a boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren aylık net […..] TL yoksulluk nafakası ödeyecek; nafaka her yıl TÜFE oranında artırılacaktır. / [Seçenek B] Taraflar, birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmediklerini, bu haklarından karşılıklı ve gayrikabili rücu olarak feragat ettiklerini beyan ederler.
Madde 6 – Maddi ve Manevi Tazminat
[Seçenek A] [Yükümlü Taraf], [Lehtar Taraf]’a […..] TL maddi ve […..] TL manevi tazminatı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren […..] gün içinde [IBAN] hesabına ödeyecektir. / [Seçenek B] Taraflar, TMK m. 174/1-2 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinden karşılıklı olarak feragat ettiklerini, birbirlerini bu yönden ibra ettiklerini beyan ederler.
Madde 7 – Mal Rejiminin Tasfiyesi (Mal Paylaşımı)
7.1. Taraflar, aralarındaki edinilmiş mallara katılma rejimini işbu protokol ile tasfiye etmişlerdir. [Tapu bilgisi yazılı taşınmaz] [Taraf]’a, [plaka ve şase bilgisi yazılı araç] [Taraf]’a ait olacaktır. [Devir öngörülüyorsa: [Taşınmazın 1/2 hissesi] boşanma kararının kesinleşmesini takip eden [30] gün içinde tapuda [Taraf] adına devir ve tescil edilecektir.]
7.2. Taraflar; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı, katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı dahil tüm haklarından açıkça, kesin ve gayrikabili rücu şekilde karşılıklı olarak feragat ettiklerini ve birbirlerini ibra ettiklerini beyan ederler.
Madde 8 – Ziynet Eşyası ve Ev Eşyaları
Düğünde takılan ve halen [Taraf]’ta bulunan [adet ve nitelikleri yazılı] ziynet eşyalarının tamamı [Taraf]’a ait olacaktır. [Adreste] bulunan tüm ev eşyaları [Taraf]’a bırakılmıştır. Taraflar ziynet ve eşya yönünden fazlaya ilişkin haklarından feragat ederek birbirlerini ibra ederler.
Madde 9 – Aile Konutu
[Adresteki] aile konutu [Taraf] tarafından kullanılmaya devam edilecek; diğer taraf boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren […..] gün içinde şahsi eşyalarını teslim alacaktır. [Kira sözleşmesi varsa devri, tapulu ise kullanım veya devir koşulu ayrıca yazılır.]
Madde 10 – Yargılama Giderleri ve Son Hükümler
Taraflar yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden birbirlerinden talepte bulunmayacaklardır. Taraflar işbu protokolü okuyup anladıklarını, her maddeyi serbest iradeleriyle, baskı ve tehdit altında kalmaksızın kabul ettiklerini beyanla [Tarih] tarihinde iki nüsha olarak imzalamışlardır.
[Taraf 1 Adı Soyadı – İmza] – [Taraf 2 Adı Soyadı – İmza]
Not: Bu taslak genel bilgilendirme amaçlıdır. Protokolün mal varlığınıza, çocuğunuzun ihtiyaçlarına ve somut durumunuza uyarlanması, hak kaybı yaşamamanız için bir boşanma avukatı tarafından yapılmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Yargıtay Kararları
Anlaşmalı Boşanma Yargıtay Kararları (35 Emsal Karar)
Aşağıdaki içtihatlar, anlaşmalı boşanma uygulamasının sınırlarını çizen ve büromuzca derlenen güncel emsal kararlardır.
1. Anlaşmalı Boşanma Protokolünü Hakim Değiştirebilir Mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında, anlaşmalı boşanma davalarında hakimin taraflar arasında imzalanan protokolü tek taraflı olarak değiştiremeyeceğini ve özellikle çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümlerde tarafların iradesinin mutlaka yeniden alınması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda ilk derece mahkemesi, protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesini uygun görmeyerek süreleri değiştirmiş ve tarafların bu yeni düzenleme hakkındaki görüşlerini almadan anlaşmalı boşanmaya karar vermiştir. Yargıtay bu uygulamayı TMK m. 166/3’e aykırı bulmuştur: Hakim, uygun görmediği hususları gerekçeleriyle açıklayarak taraflara yeni bir düzenleme önermelidir. Taraflar öneriyi kabul ederse anlaşmalı boşanmaya karar verilebilir; kabul etmezlerse tam bir anlaşmadan söz edilemeyeceğinden dava çekişmeli hale gelir ve deliller toplanarak genel hükümlere göre yargılamaya devam edilir. Karar, “hakim protokolde küçük değişiklikler yapabilir” düşüncesine önemli bir sınır getirmekte; çocuğun üstün yararı gereği yapılacak değişikliklerin dahi tarafların açık rızası alınmadan hükme bağlanamayacağını ortaya koymaktadır. Karşı oy yazısında ise, değişiklik temyiz edilerek kabul edilmediğine göre ortak iradenin ortadan kalktığı ve davanın bütünüyle çekişmeli boşanma hükümlerine göre görülmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/20489, K. 2014/3473, T. 20.02.2014
2. Anlaşmalı Boşanmadan Sonra “Kandırıldım” Diyerek Yargılamanın İadesi İstenebilir Mi?
Anlaşmalı boşanma kararından sonra eşlerden birinin “büyü yapıldı”, “kandırıldım”, “boşanırsak tekrar evleneceğiz denildi” gibi iddialarla yargılamanın iadesini talep etmesi tek başına yeterli değildir. Somut olayda davacı kadın, eşinin kendisini manevi baskı ve hileyle anlaşmalı boşanmaya ikna ettiğini ileri sürerek yargılamanın iadesini istemiştir. Yargıtay; tarafların mahkeme huzurunda bizzat dinlendiği, protokolü özgür iradeleriyle kabul ettiklerini beyan ettikleri ve kanun yolundan feragat ederek kararın kesinleşmesini istedikleri durumlarda, sonradan ileri sürülen soyut irade sakatlığı iddialarının yargılamanın iadesi sebebi oluşturmayacağını belirtmiştir. HMK m. 375’te sayılan yargılamanın iadesi sebepleri sınırlıdır; pişmanlık veya aldatılma iddiaları bu maddede bağımsız bir sebep olarak düzenlenmemiştir. Ayrıca somut olayda kanunda öngörülen üç aylık hak düşürücü süre de geçirilmiştir. Karar, kesinleşen anlaşmalı boşanma kararlarının kolaylıkla geri alınamayacağını göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/1455, K. 2024/7592, T. 21.10.2024
3. Protokol Mahkeme Kararında Eksik Yazılırsa Boşanma Kararı Bozulur Mu?
Mahkeme, tarafların üzerinde uzlaştığı protokolü hükme aynen veya tarafların kabul ettiği şekliyle yansıtmak zorundadır. Somut olayda taraflar duruşmada protokolün mal paylaşımı hükümlerini değiştirerek iki taşınmazın davacı tarafından davalıya devredilmesinde anlaşmış; ancak mahkeme bu değişikliği hüküm fıkrasına yansıtmamıştır. Yargıtay, duruşmada açıklanan ortak iradenin kararda eksiksiz yer almasının zorunlu olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Kararda ayrıca, anlaşmalı boşanma iradesi mahkeme huzurunda açıklandıktan sonra yalnızca fikir değişikliğiyle anlaşmadan dönülemeyeceği; ancak hata, hile, tehdit gibi irade bozukluğu hallerinin ispatı halinde iradenin geçerliliğinin yeniden değerlendirilebileceği ifade edilmiştir. Karşı oy yazılarında ise protokolün önemli bir kısmı hükme geçirilmediğinden anlaşmalı boşanmanın tamamı yönünden bozma yapılıp davaya çekişmeli olarak devam edilmesi gerektiği savunulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/16198, K. 2013/29202, T. 11.12.2013
4. Anlaşmalı Boşanmadan Karar Kesinleşmeden Dönülebilir Mi? (Hukuk Genel Kurulu)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, anlaşmalı boşanma kararı verilmiş olsa dahi hüküm kesinleşmeden önce taraflardan biri anlaşma iradesinden dönebilir. Karara konu olayda davalı eş, temyiz aşamasında protokol şartları konusunda aslında anlaşamadıklarını belirterek anlaşmadan döndüğünü bildirmiş; yerel mahkeme “kabul beyanından dönülemez” diyerek direnmiştir. Kurul bu görüşü benimsememiştir: TMK m. 166/3’teki anlaşmalı boşanma, klasik anlamda bir kabul veya feragat kurumu değildir. Tarafların boşanma, mali sonuçlar ve çocukların durumu konusundaki iradelerinin hüküm kesinleşinceye kadar ortak şekilde devam etmesi gerekir; kanunda dönmeyi yasaklayan bir düzenleme yoktur. Ortak irade ortadan kalktığında mahkeme anlaşmalı boşanma kararında direnemez; taraflara iddia ve savunmalarını sunmaları için süre verilerek deliller toplanmalı ve dava çekişmeli boşanma hükümlerine göre yürütülmelidir. Hüküm kesinleştikten sonra ise yalnızca fikir değiştirmek boşanmayı ortadan kaldırmaz; kesinleşen kararın iptali ancak olağanüstü kanun yolları veya irade fesadı kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-1941, K. 2019/475, T. 18.04.2019
5. Nafakadan Feragat Eden Eş Sonradan Yoksulluk Nafakası İsteyebilir Mi?
Karara konu olayda kadın eş, anlaşmalı boşanma yargılamasında nafaka talebi bulunmadığını beyan etmiş; boşanma bu şekilde kesinleştikten sonra ekonomik olarak zor duruma düştüğünü ileri sürerek ayrı bir dava ile yoksulluk nafakası istemiştir. Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanmada tarafların mali sonuçlar konusunda nihai iradelerini ortaya koyduklarını; nafaka istenmediğine ilişkin beyanın açıkça “yoksulluk nafakası” ifadesini içermese bile tarafı bağlayacağını değerlendirmiştir. Boşanmanın kesinleşmesinden sonra yalnızca yoksulluğa düşüldüğü gerekçesiyle yeniden yoksulluk nafakası talep edilemez. Kararda ayrıca, kesinleşme sonrasında değiştirilebilecek tek nafaka türünün çocuklar yararına hükmedilen iştirak nafakası olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/3-836, K. 2013/306, T. 06.03.2013
6. Kesinleşmeden Sonra Maddi ve Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanmanın yalnızca evliliği sona erdirmediğini, boşanmanın mali sonuçları bakımından da kesin bir tasfiye anlamına geldiğini vurgulamıştır. Taraflar mahkeme huzurunda boşanma ve mali sonuçlar üzerinde anlaşarak boşanmışlarsa, sonradan TMK m. 174’e dayanılarak maddi veya manevi tazminat talep edilemez. Somut olayda davacı, anlaşmalı boşanma sonrasında evlilik süresince maruz kaldığı şiddet ve baskılar nedeniyle tazminat istemiş; yerel mahkeme kusur değerlendirmesi yaparak tazminata hükmetmiştir. Kurul bunu hukuka aykırı bulmuştur: Anlaşmalı boşanmada hakim kusur araştırması yapmaz ve taraflar kusur isnadında bulunmadan uzlaşırlar. TMK m. 178 kapsamında sonradan açılacak davalarda da esas alınacak kusur boşanma kararındaki kusurdur; anlaşmalı boşanmada kusur tespiti bulunmadığından sonradan delil toplanarak kusur belirlenmesi ve tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-3067, K. 2019/512, T. 02.05.2019
7. Dava Devam Ederken Eş Ölürse Mirasçılar Kusur Tespiti İsteyebilir Mi?
Anlaşmalı boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde evlilik ölümle kendiliğinden sona erer ve boşanma davası konusuz kalır; mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmesi gerekir. Asıl tartışma, mirasçıların TMK m. 181/2’ye dayanarak sağ kalan eşin kusurunun tespitini isteyip isteyemeyeceğidir. Yargıtay, bu hakkın ancak çekişmeli boşanma davalarında kullanılabileceğini belirtmiştir; çünkü anlaşmalı boşanmada taraflar birbirlerine kusur isnadında bulunmaz ve hakim kusur araştırması yapmaz. Muris sağlığında dahi kusur tartışması açmamışken, mirasçıların ölümden sonra bu olguyu ileri sürmesi mümkün değildir; anlaşmalı boşanma davası mirasçılar tarafından çekişmeli boşanma davasına çevrilemez. Mahkemenin sağ kalan eşin kusursuz olduğuna dair tespit yapması da hukuka aykırıdır; yapılması gereken tek işlem mirasçıların kusur tespiti talebinin reddidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/7133, K. 2019/2956, T. 18.03.2019
8. “Paylaşacak Bir Malımız ve Eşya Talebimiz Yoktur” Beyanı Mal Rejimi Tasfiyesinden Feragat Midir?
Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma duruşmasında kullanılan “paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur” şeklindeki genel ifadelerin, tek başına mal rejiminin tasfiyesi konusunda açık bir irade açıklaması sayılamayacağına karar vermiştir. Karara konu olayda 1989’da evlenen taraflar 2005’te anlaşmalı boşanmış, duruşmada bu beyanda bulunmuş; ancak protokolde mal rejimine ilişkin hiçbir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yaklaşık dokuz yıl sonra açılan katılma alacağı davaları ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise bozmuştur. Kurula göre mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın zorunlu fer’isi değildir; boşanmanın mali sonuçları maddi-manevi tazminat ve nafakadan ibarettir. Bu haktan vazgeçildiğinin kabulü için iradenin açık, kesin, yoruma ihtiyaç bırakmayan ve hangi haklardan vazgeçildiğini gösteren ifadelerle ortaya konması gerekir. Anlaşmalı boşanma sırasında tasfiye yapılacaksa bu husus mutlaka protokolde veya kararda açıkça düzenlenmelidir. Karar, “anlaşmalı boşandık, artık mal paylaşımı davası açılamaz” şeklindeki yaygın inanışın her olayda doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Karşı oyda ise bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu savunulmuş, çoğunluk bu görüşü benimsememiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/2-7, K. 2025/498, T. 10.09.2025
9. Çekişmeli Açılan Boşanma Davası Anlaşmalı Boşanmaya Dönüştürülebilir Mi?
Evet. Çekişmeli açılmış bir boşanma davası, yargılama devam ederken hatta istinaf veya temyiz aşamasında dahi tarafların ortak iradesiyle anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir. Somut olayda istinaf mahkemesi davayı ispat yetersizliğinden reddetmiş; ret kararından sonra taraflar 06.05.2022 tarihli anlaşmalı boşanma protokolünü imzalamış ve temyiz aşamasında Yargıtay’a sunmuştur. Daire, protokolde boşanmanın mali sonuçları, velayet ve kişisel ilişki konularında da anlaşıldığını tespit etmiş; ancak TMK m. 166/3 gereği hakimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan Yargıtay’ın doğrudan anlaşmalı boşanmaya karar veremeyeceğini belirtmiştir. Yapılması gereken; dosyanın mahkemeye gönderilmesi, tarafların duruşmaya çağrılarak protokolü özgür iradeleriyle kabul edip etmediklerinin tespit edilmesi ve buna göre karar verilmesidir. Kanun yolu aşamasında dahi sunulan geçerli bir protokol mahkemece mutlaka dikkate alınmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10099, K. 2023/661, T. 21.02.2023
10. Taraflardan Biri Karar Kesinleşmeden İradesinden Dönerse Ne Olur?
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerden biri, boşanmaya veya boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin irade beyanından dönebilir; bunu engelleyen yasal bir düzenleme yoktur. Yargıtay’a göre anlaşmanın bozulması yalnızca belirli hükümleri değil, anlaşmalı boşanma kararının tamamını etkiler; çünkü TMK m. 166/3 kararı tarafların boşanma ve tüm fer’ileri konusundaki ortak iradesine dayanır. Bu irade ortadan kalkınca dava TMK m. 166/1-2 kapsamında çekişmeli boşanma davası olarak görülmelidir: Dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, delillerin toplanması ve tahkikat tamamlandıktan sonra karar verilmesi gerekir. Somut olayda bu usul işlemleri yapılmadan verilen karar bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/854, K. 2018/2445, T. 26.02.2018
11. Boşanma Kararından Sonra Eşlerin Birlikte Yaşamaya Devam Etmesi Kararı Etkiler Mi?
Evet. Anlaşmalı boşanma kararının verilmesinden sonra tarafların uzun süre birlikte yaşamaya devam etmeleri ve kararın kesinleşmesini bilinçli olarak geciktirmeleri, boşanma iradelerinin samimi olmadığı şeklinde değerlendirilebilir. Somut olayda boşanma kararının tebligat işlemleri yaklaşık iki buçuk yıl yaptırılmamış, taraflar bu süreçte fiilen evlilik birliğini sürdürmüştür. Yargıtay, gerçekten boşanmak isteyen kişilerin kesinleşme işlemlerini geciktirip evlilik hayatına devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bu davranışın TMK m. 2’deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. Anlaşmalı boşanma yalnızca yazılı iradeden ibaret değildir; tarafların davranışlarının da bu iradeyi doğrulaması gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/4466, K. 2009/7493, T. 20.04.2009
12. Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Nafaka, Tazminat ve Ziynet Alacağı Tekrar Talep Edilebilir Mi?
Cevap büyük ölçüde protokolün içeriğine bağlıdır: Taraflar bu konularda açık düzenleme yapmış veya feragat etmişse aynı taleplerin yeniden dava konusu yapılması çoğu durumda mümkün değildir; protokolde hiç yer verilmemişse veya düzenleme açık değilse haklar ayrıca değerlendirilebilir. Somut olayda kadın, çekişmeli boşanma davasıyla birlikte nafaka, tazminat ve ziynet alacağı talep etmiş; dosya temyizdeyken taraflar başka bir dosyada anlaşmalı boşanmış ve bu kararda mali sonuçlar ile ziynet alacağına ilişkin beyanlar da yer almıştır. Yargıtay, kesinleşen anlaşmalı boşanma kararındaki düzenlemeler değerlendirilmeden hüküm kurulmasını doğru bulmayarak istinaf kararını bozmuştur. Mahkemeler, tarafların son iradesini yansıtan anlaşmalı boşanma kararını göz ardı edemez. Bu nedenle protokolde nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve ziynet alacağının açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi kritik önemdedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2307, K. 2023/6198, T. 14.12.2023
13. İştirak Nafakası Konusunda Anlaşma Yoksa Mahkeme Nasıl Karar Verir?
Somut olayda hakim onayına sunulmuş bir protokol bulunmadığı gibi çocuğun eğitim giderleri ve iştirak nafakasına ilişkin de düzenleme yapılmamış; yerel mahkeme özel okul kayıt giderinin ayrıca tahsiline karar vermiştir. Yargıtay bunu hukuka uygun bulmamıştır: Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve geçim giderlerine mali gücü oranında katılma yükümlülüğü vardır. Mahkeme, belirli bir eğitim giderini ayrı bir alacak kalemi olarak hükme bağlamak yerine; çocuğun yaşı, eğitim durumu, yaşam standardı ve tüm ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun miktarda aylık iştirak nafakası belirlemelidir. Eğitim masrafları da iştirak nafakasının belirlenmesinde dikkate alınan unsurlardandır. Karşı oyda toplu ödenmesi gereken okul ücretleri için ayrı katkının mümkün olabileceği belirtilmiş; çoğunluk aylık nafaka görüşünü benimsemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 1998/11071, K. 1998/11334, T. 22.10.1998
14. Çekişmeli Boşanma Davası Devam Ederken Taraflar Başka Dosyada Anlaşmalı Boşanırsa Ne Olur?
Çekişmeli boşanma davası devam ederken tarafların ayrı bir dava açarak anlaşmalı boşanmaları mümkündür. Yeni davada verilen karar kesinleşmişse evlilik hukuken sona ermiş olacağından, devam eden çekişmeli davanın konusu ortadan kalkar. Somut olayda karşılıklı çekişmeli davalar istinaf ve temyiz aşamasındayken taraflar başka bir Aile Mahkemesinde anlaşmalı boşanmış ve karar kesinleşmiştir. Yargıtay, evliliğin sona erdiğini tespit ederek çekişmeli davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yarar kalmadığını, davanın konusuz hale geldiğini vurgulamış; istinaf kararını bozarak “karar verilmesine yer olmadığına” hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemeler bu durumu resen dikkate almak zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3605, K. 2024/1374, T. 29.02.2024
15. Protokolde İştirak Nafakası Yoksa Sonradan Nafaka İstenebilir Mi?
Evet. Protokolde iştirak nafakasına yer verilmemiş olması, velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun giderlerine katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; çünkü iştirak nafakası tarafların serbest iradesine bırakılmış bir hak değil, kamu düzenine ilişkin bir yükümlülüktür. Somut olayda anlaşmalı boşanmadan yaklaşık dokuz ay sonra velayet sahibi anne iştirak nafakası talep etmiş; ilk derece mahkemesi bunu hakkın kötüye kullanılması sayarak reddetmiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi hukuka aykırı bulmuştur: Boşanma sırasında nafaka istenmemesi, çocuğun ergin oluncaya kadar sürecek bakım ve eğitim giderlerinden vazgeçildiği anlamına gelmez. İştirak nafakası, çocuğun ihtiyaçları devam ettiği sürece işlemeye devam eden ve doğrudan çocuğun korunmasına yönelik bir haktır; mahkeme tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile çocuğun ihtiyaçlarını değerlendirerek uygun nafakaya hükmetmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2011/9705, K. 2011/16085, T. 20.10.2011
16. Protokolde Taşınmaz Devri Varsa Mahkeme Tapu Tesciline De Karar Verebilir Mi?
Evet. Protokolde tarafların ortak iradesiyle bir taşınmazın devri kararlaştırılmışsa mahkeme yalnızca boşanmaya karar vermekle yetinemez. Somut olayda protokolde davacı adına kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesinin davalı kadına devredileceği açıkça kararlaştırılmış; ancak mahkeme devir konusunda hüküm kurmamıştır. Yargıtay bunu eksik inceleme saymıştır: Mahkeme tapu kaydını getirterek taşınmazın davacı adına kayıtlı olup olmadığını araştırmalı, kayıtlıysa anlaşma doğrultusunda 1/2 hissenin iptali ile davalı adına tesciline de karar vermelidir. Protokoldeki taşınmaz devri, araç devri gibi ayni hak düzenlemeleri için mahkeme infazı mümkün hükümler kurmak zorundadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2002/1350, K. 2002/1781, T. 11.02.2002
17. “Başkaca Talebimiz Yoktur” İfadesi Mal Paylaşımı Davasını Engeller Mi?
Hayır. “Birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır” şeklindeki beyanlar, tek başına edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacak haklarından da vazgeçildiği anlamına gelmez. Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer’i niteliğinde olmadığını; tarafların nafaka, tazminat, velayet gibi konularda anlaşmasının mal paylaşımına ilişkin hakları sona erdirmediğini vurgulamıştır. Somut olayda protokolde edinilmiş malların nasıl paylaşılacağına veya bu haklardan feragat edildiğine dair hiçbir düzenleme bulunmadığından, genel ifadelerden hareketle davanın reddi hukuka aykırı bulunmuştur. Mal paylaşımı davasının engellenebilmesi için protokolde hangi malın kime bırakıldığının veya tüm haklardan karşılıklı feragat edildiğinin açıkça yazılması gerekir; mahkeme delilleri toplayıp katılma alacağı talebini esastan incelemelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/8-335, K. 2022/850, T. 07.06.2022
18. Anlaşmalı Boşanmada Taraflar Duruşmaya Bizzat Katılmak Zorunda Mıdır?
Evet. Eşlerin mahkemede bizzat hazır bulunmaları ve boşanma iradelerini hakim huzurunda serbestçe açıkladıklarının tespit edilmesi zorunludur; yalnızca avukat aracılığıyla temsil veya vekilin beyanı yeterli değildir. Somut olayda dava, davacı eş duruşmaya katılmaksızın vekilinin beyanıyla sonuçlandırılmış; Yargıtay bunu TMK m. 166/3’e aykırı bulmuştur. Hakim tarafları bizzat dinlemeli, iradelerin baskı altında olmadan açıklandığına kanaat getirmeli ve anlaşmayı uygun bulmalıdır. Taraflar bizzat irade açıklamazsa veya hakim protokolü uygun görmezse dava çekişmeli boşanma hükümleri çerçevesinde değerlendirilir; deliller toplanarak evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı araştırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/10410, K. 2006/17033, T. 06.12.2006
19. Hakim, Onayladığı Protokolün Dışına Çıkarak Farklı Hüküm Kurabilir Mi?
Hayır. Taraflar protokol doğrultusunda boşanmayı talep etmiş ve hakim protokolü uygun bularak değişiklik yapmamışsa, mahkemenin sonradan protokolde yer almayan hususlarda farklı hüküm kurması mümkün değildir. Somut olayda mahkeme, protokoldeki velayet düzenlemesinden ayrılarak farklı karar vermiş; Yargıtay bunu hukuka aykırı bulmuştur. Hakim protokolü değiştirmek istiyorsa bunu karar aşamasında değil, tarafların huzurunda değişiklik önererek ve önerinin taraflarca kabulünü sağlayarak yapmalıdır. Kararda ayrıca, davalı kadın yoksulluk nafakası talep etmediği halde mahkemece kendiliğinden nafakaya hükmedilmesi de usule aykırı görülmüştür; talep bulunmaksızın nafakaya hükmedilemez. Karar, anlaşmalı boşanmada taraf iradesinin esas olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2004/3807, K. 2004/4741, T. 14.04.2004
20. Yabancı Uyruklu Eşlerin Anlaşmalı Boşanmasında Doğrudan Türk Hukuku Uygulanabilir Mi?
Hayır. Yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında, dava Türk mahkemesinde açılmış ve taraflar anlaşmış olsa dahi, mahkeme doğrudan Türk hukukunu uygulayamaz; önce uygulanacak hukuku belirlemek zorundadır. Somut olayda davalının Alman uyruklu olduğu nüfus kaydından anlaşılmış, ancak mahkeme uygulanacak hukuku araştırmadan ve tarafları bizzat dinlemeden, yalnızca vekillerin beyanıyla anlaşmalı boşanmaya karar vermiştir. Yargıtay, milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca önce eşlerin müşterek milli hukuku, yoksa müşterek yerleşim yeri, o da yoksa Türk hukuku sıralamasının belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca yabancılık unsurunun bulunması, TMK m. 166/3’teki hakimin tarafları bizzat dinlemesi şartını ortadan kaldırmaz; vekil beyanı, tarafın kişisel iradesinin yerine geçmez. Bu iki eksiklik nedeniyle kesinleşmiş hüküm kanun yararına bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2002/10808, K. 2002/11772, T. 10.10.2002
21. Duruşmaya Eş Yerine Başka Birinin Sokulduğu ve İmzanın Sahte Olduğu İddiası Nasıl Değerlendirilir?
Anlaşmalı boşanma, eşlerin gerçek ve özgür iradesine dayanır; bu nedenle duruşma tutanağındaki imzanın gerçekten tarafa ait olup olmadığı belirleyicidir. Somut olayda davalı kadın, hakim huzurunda boşanmayı kabul eden kişinin kendisi olmadığını, kocasının duruşmaya başka bir kadını soktuğunu ve tutanaktaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüştür. Kriminal Polis Laboratuvarı raporu, tutanaktaki “davalı” imzasının kadının eli ürünü olmadığını tespit etmiş ve koca hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ceza davası açılmıştır. Yargıtay, bu ceza davasının sonucunun boşanma davasını doğrudan etkileyeceğini; imzanın sahte olduğu kesinleşirse ortada geçerli bir anlaşmalı boşanma iradesinin bulunmayacağını belirterek, ceza davasının HMK m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/1355, K. 2012/2778, T. 15.02.2012
22. Vekillerin İmzaladığı Protokol ve Görüntülü Beyan Anlaşmalı Boşanma İçin Yeterli Midir?
Hayır. Anlaşmalı boşanma protokolünün eşlerin kendileri tarafından imzalanması ve iradenin hakim huzurunda bizzat açıklanması zorunludur. Somut olayda protokol eşler tarafından değil vekilleri tarafından imzalanmış; Fransa’da bulunan erkek ise duruşmada oğlunun cep telefonu üzerinden görüntülü aranarak beyanı alınmıştır. Yargıtay, TMK m. 166/3’ün hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesini emrettiğini; vekil imzasının, tarafın bizzat açıklaması gereken anlaşmalı boşanma iradesinin yerine geçemeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle taraflarca bizzat imzalanmış protokol bulunmadan ve eş doğrudan dinlenmeden verilen karar kanun yararına bozulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/7601, K. 2021/6759, T. 04.10.2021
23. Mahkeme, Protokolde Yer Almayan Mal Rejimi Konusunda Kendiliğinden Karar Verebilir Mi?
Hayır. Somut olayda taraflar anlaşmalı boşanmış ve protokolde nafaka, tazminat, çeyiz, ev eşyaları ve ziynet yönünden talepleri olmadığını belirtmiş; ancak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hiçbir beyanda bulunmamışlardır. Buna rağmen mahkeme, kararında tarafların mal rejiminden kaynaklı alacaklarının bulunmadığının tespitine de hükmetmiştir. Yargıtay, HMK m. 26’daki taleple bağlılık ilkesi gereği hakimin tarafların istemediği bir konuda kendiliğinden karar veremeyeceğini vurgulamıştır. Taraflar mal rejimi konusunda bir anlaşma veya feragat beyanında bulunmamışken, mahkemenin bu konuda alacak bulunmadığına karar vermesi mümkün değildir. Bu karar, mal rejimi haklarından vazgeçilmesinin ancak protokolde açık düzenlemeyle mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/8900, K. 2021/8416, T. 10.11.2021
24. Duruşmada “Katılma Alacağım Yoktur” Diyen Eş Sonradan Mal Rejimi Davası Açabilir Mi?
Bu kararda, mal rejimi feragatinde belirleyici olanın tarafın mahkeme huzurundaki açık beyanı olduğu ortaya konmuştur. Protokolde mal rejimine ilişkin bir hüküm bulunmamasına rağmen, davacı kadın boşanma duruşmasında katılma alacağı, katkı payı ve eşya talebi olmadığını açıkça beyan edip imzalamıştır. Yıllar sonra edinilen taşınmaz için katılma alacağı ve değer artış payı talep etmiştir. Yargıtay, duruşmadaki bu açık ve imzalı beyanı mahkeme içi ikrar kabul ederek davanın reddini onamıştır. Bu karar, önceki 8 ve 17 numaralı kararlarla birlikte okunmalıdır: Protokolde mal rejimine yer verilmemesi tek başına yeterli değildir; ancak eş mahkeme huzurunda açıkça “alacağım yoktur” diye beyan edip imzalarsa, bu beyan sonraki mal rejimi davası bakımından bağlayıcı sonuç doğurabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/10065, K. 2024/514, T. 25.01.2024
25. Protokoldeki Nafaka, Karşı Tarafın Başka Bir Edimi Yerine Getirmemesiyle Sona Erer Mi?
Hayır. Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesiyle protokoldeki edimler boşanma kararının ayrılmaz parçası haline gelir; bu nedenle protokol, sıradan bir özel hukuk sözleşmesi gibi değerlendirilip bir tarafın edimini yerine getirmemesi diğerinin edimini otomatik sona erdirmez. Somut olayda protokolde kadının ABD’deki taşınmaz hissesini devretmesi ile erkeğin nafaka yükümlülüğü arasında bağlantı kurulmuş; erkek, devrin yapılmadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını istemiştir. Yargıtay, taşınmazın kadından kaynaklanmayan bir nedenle el değiştirdiğini ve kadının noterde devir beyanında bulunduğunu tespit ederek, erkeğin nafaka yükümlülüğünden tek taraflı olarak kurtulamayacağına hükmetmiştir. Karar, protokolde nafaka ile diğer edimler arasındaki ilişkinin açık ve uygulanabilir biçimde düzenlenmesinin önemini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1714, K. 2020/5488, T. 09.11.2020
26. Boşanma Öncesi Yapılan Toplu Ödeme, Sonradan Hükmedilen İştirak Nafakası Yerine Geçer Mi?
Otomatik olarak geçmez. Somut olayda protokol kapsamında çocuğun giderleri için davacı 300.000 TL’yi boşanma davasından önce davalının hesabına yatırmış; sonra mahkeme çocuk için aylık 2.000 TL iştirak nafakasına hükmetmiştir. Davacı, toplu ödemenin aylık nafakanın karşılığı olduğunu ileri sürerek parayı geri istemiştir. Yargıtay, ödeme dekontunda paranın nafakaya mahsuben veya protokol kapsamında ödendiğine dair bir açıklama bulunmadığını; TBK m. 78 uyarınca geri istemenin şartlarının oluşmadığını belirterek talebi reddetmiştir. Bir ödemenin nafakaya mahsuben veya nafakanın toplu karşılığı olarak yapıldığı iddia ediliyorsa, bu hususun açık ve somut delillerle ortaya konması gerekir; aksi halde ödeme geri alınamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/3320, K. 2022/716, T. 08.02.2022
27. Anlaşmalı Boşanmada Her Duruşmaya Bizzat Katılmak Zorunlu Mudur?
Hayır. Belirleyici olan, tarafların her oturuma katılması değil; boşanma ve protokol iradesini bir kez hakim huzurunda bizzat ve özgürce açıklamış olmalarıdır. Somut olayda eşler ilk duruşmada bizzat hazır bulunup boşanma ve fer’ileri konusunda anlaştıklarını açıklamış, beyanları tutanağa geçirilip imzalanmış; ancak mahkeme o oturumda karar veremeyip duruşmayı başka güne bırakmıştır. Yargıtay, tarafların iradelerini bir kez hakim huzurunda usulüne uygun açıklamış olmaları ve bu iradenin hata, hile veya tehdit altında alındığının ileri sürülmemesi karşısında, kararın sonraki bir oturumda taraflar hazır olmadan verilebileceğini kabul etmiştir. Bu karar, taraf hiç dinlenmeden vekil beyanıyla verilen kararlardan (18 ve 21 numaralı kararlar) ayrılır: Orada TMK m. 166/3’ün bizzat dinlenme şartı hiç yerine getirilmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/9743, K. 2011/12657, T. 19.07.2011
28. Anlaşmalı Boşanma Protokolü Kararın Hüküm Fıkrasına Yazılmalı Mıdır?
Evet. Protokolün mahkemece uygun bulunması halinde yalnızca “protokol tasdik edilmiştir” denmesi yeterli değildir; protokoldeki hükümlerin kararın hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekir. Somut olayda protokol uygun bulunmasına rağmen çocuk ile baba arasındaki kişisel ilişki protokolden farklı düzenlenmiş ve protokolün bazı hükümlerine kararda yer verilmemiştir. Yargıtay, hakimin protokolde değişiklik yapmak istemesi halinde bunu taraflara sorması, taraflar kabul ederse buna göre karar vermesi, kabul etmezlerse uyuşmazlığı TMK m. 166/1-2 kapsamında değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir. Anlaşmalı boşanma kararında, üzerinde uzlaşılan protokol hükümlerinin eksiksiz ve açık şekilde hüküm fıkrasına geçirilmesi zorunludur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/17648, K. 2010/19842, T. 29.11.2010
29. Çocukla Kişisel İlişki Mahkemenin Takdirine Bırakılabilir Mi?
Bırakılsa dahi mahkeme, tarafların görüşünü almadan tek taraflı düzenleme yapamaz. Somut olayda taraflar protokolde çocuklarla baba arasındaki kişisel ilişkiyi mahkemenin takdirine bırakmış; mahkeme ise tarafların beyanını almadan doğrudan bir düzenleme yapmıştır. Yargıtay, hakimin çocuğun üstün yararını ve tarafların menfaatini gözeterek uygun gördüğü kişisel ilişki şeklini önce taraflara önermesi, tarafların kabulü halinde buna göre karar vermesi gerektiğini belirterek hükmü kişisel ilişki yönünden bozmuştur. Bu karar, protokolde kişisel ilişki günlerinin açık ve uygulanabilir biçimde belirlenmesinin, sonradan doğacak uyuşmazlıkları önlemek bakımından önemini de ortaya koymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/6247, K. 2013/18537, T. 01.07.2013
30. Çekişmeli Dava İstinaf Aşamasında Anlaşmalı Boşanmaya Dönüşebilir Mi?
Evet. Bölge adliye mahkemeleri de, çekişmeli boşanmanın istinaf aşamasında tarafların anlaşmalı boşanma protokolü sunması halinde bu yeni iradeyi değerlendirmek zorundadır. İki ayrı İstanbul BAM kararında; ilk derece mahkemesince karara bağlanan çekişmeli boşanma dosyalarına istinaf aşamasında anlaşmalı boşanma protokolü sunulmuş, bölge adliye mahkemeleri tarafların artık anlaşmalı boşanma yönünde irade ortaya koyduğunu kabul etmiştir. Ancak protokolün tek başına yeterli olmadığı, TMK m. 166/3 gereği tarafların bizzat dinlenerek gerçek iradelerinin tespit edilmesi gerektiği vurgulanmış; dosyaların bu inceleme için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu kararlar, anlaşmalı boşanma iradesinin yargılamanın her aşamasında ortaya konabileceğini, ancak hakim denetiminin zorunlu olduğunu göstermektedir.
İstanbul BAM 42. Hukuk Dairesi, E. 2022/1920, K. 2024/346, T. 12.03.2024; İstanbul BAM 38. Hukuk Dairesi, E. 2022/1263, K. 2024/293, T. 22.03.2024
31. Temyiz Aşamasında Sunulan Anlaşmalı Boşanma Protokolü Dikkate Alınır Mı?
Evet. Boşanma hükmü kesinleşmediği sürece, tarafların temyiz aşamasında ortaya koyduğu anlaşmalı boşanma iradesi dikkate alınmalıdır. Bu güncel kararda taraflar, ilk derece ve istinaf aşamaları tamamlanıp dosya temyizdeyken, boşanma ve fer’ileri, eşya ve ziynet alacakları, mal rejiminin tasfiyesi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti konularında anlaştıkları bir protokol sunmuştur. Yargıtay, karar kesinleşmediği için bu yeni ve ortak iradenin değerlendirilmesi gerektiğini; bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını bozarak, tarafların duruşmaya çağrılıp bizzat dinlenmesi ve protokol doğrultusunda karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karar, boşanma kesinleşmeden önce anlaşmalı boşanma yolunun her aşamada açık olduğunu teyit eden en güncel içtihatlardandır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10160, K. 2025/11305, T. 16.12.2025
32. Protokolde Devri Kararlaştırılan Taşınmaz Boşanmadan Sonra Üçüncü Kişiye Kaçırılırsa Ne Yapılabilir?
Yargıtay bu kararında, anlaşmalı boşanma protokolüyle bir eşe devri kararlaştırılan taşınmazın, boşanmadan sonra diğer eş tarafından üçüncü kişiye (somut olayda ablasına) satış yoluyla devredilmesi halinde hak sahibi eşin başvurabileceği yolu ortaya koymuştur. Protokolde davalı adına kayıtlı taşınmazın 1/4 hissesinin davacı adına devredileceği kararlaştırılmış; ancak davalı, bu hisseyi mal kaçırmak amacıyla başkasına devretmiştir. Yargıtay, protokolde devri kararlaştırılan taşınmazın bu şekilde el değiştirmesi halinde, alacaklı konumundaki eşin tapu iptali ve tescil ile muvazaa (danışıklılık) hükümlerine dayanarak devrin iptalini isteyebileceğini; mahkemenin, protokoldeki devir taahhüdü ile sonraki satışın gerçek amacını araştırarak sonucuna göre karar vermesi gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9214, K. 2025/10806, T. 8.12.2025
33. Anlaşmalı Boşanmada Çocuk İçin Belirlenen Tedbir Nafakasının Alacaklısı Kimdir?
Yargıtay bu kararında, anlaşmalı boşanmada çocuk için hükmedilen (tedbir/iştirak) nafakasının alacaklısının kim olduğunu netleştirmiştir. Boşanma veya ayrılıkta, çocuk kendisine bırakılmayan taraf, gücü oranında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Çocuk için hükmedilen nafakanın alacaklısı, çocuğun kendisi değil, velayet hakkı kendisine verilen ve nafakayı çocuk adına tahsil eden ebeveyndir. Bu nedenle nafaka alacağının takibi ve tahsili, velayet sahibi ebeveyn tarafından yürütülür; bu ayrım, icra takibinde tarafın doğru gösterilmesi bakımından önem taşır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/22749, K. 2016/359, T. 12.1.2016
34. Anlaşmalı Boşanma Protokolüyle Yapılan Taşınmaz Devri Tasarrufun İptali Davasına Konu Olur mu?
Yargıtay bu kararında, anlaşmalı boşanma protokolü doğrultusunda yapılan taşınmaz devrinin, alacaklıları zarara uğratması halinde tasarrufun iptali (İİK m. 277 vd.) davasına konu olup olamayacağını değerlendirmiştir. Borçlu eşin, kendisine ait taşınmazı önce boşanma protokolüyle diğer eşe, ardından üçüncü kişiye devretmesi, alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıyorsa bu devirler tasarrufun iptali davasıyla iptal ettirilebilir. Anlaşmalı boşanma kararında yer alması, bir taşınmaz devrini alacaklılara karşı dokunulmaz kılmaz; devrin gerçek amacı ve alacaklıyı zarara uğratıp uğratmadığı araştırılarak sonuca varılmalıdır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/12215, K. 2019/7723, T. 18.6.2019
35. Anlaşmalı Boşanma Davası Takipsiz Bırakılırsa Açılmamış Sayılmasına Karar Verilir mi?
Yargıtay bu kararında, anlaşmalı boşanma davasının taraflarca takip edilmemesi (dosyanın işlemden kaldırılması ve yenilenmemesi) halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğini teyit etmiştir. Somut olayda davacının bildirdiği adrese çıkarılan tebligat iade dönmüş, davacı yeni adres bildirmemiş ve duruşmalara katılmamıştır. Bu durumda dosya işlemden kaldırılır; yasal süre içinde yenilenmezse dava açılmamış sayılır. Anlaşmalı boşanmada tarafların iradesini bizzat açıklaması esas olduğundan, davayı takip etmeyen ve duruşmaya gelmeyen tarafın davası bu usule göre sonuçlandırılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1431, K. 2023/1064, T. 15.3.2023
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanma kaç günde biter?
Taraflar duruşma gününü kalemden birlikte alır, duruşmaya katılır ve istinaftan feragat ederse süreç ortalama 1 hafta ile 1 ay içinde kesinleşir. Anlaşmalı boşanma davası tek celsede sonuçlanır.
1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanma mümkün mü?
Hayır. TMK m. 166/3’teki 1 yıllık evlilik şartı emredicidir; resmi nikahtan itibaren 1 yıl dolmamışsa anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Taraflar bu durumda ancak genel hükümlere göre çekişmeli boşanma davası açabilir.
Anlaşmalı boşanmada avukat tutmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir; ancak protokoldeki tek bir eksik veya muğlak ifade, yıllar sonra mal rejimi, nafaka veya tazminat davalarına yol açabilir. Yukarıdaki Yargıtay kararları, avukatsız hazırlanan protokollerin ne tür hak kayıplarına neden olduğunu somut olarak göstermektedir. Avukat tutulsa bile eşler duruşmaya bizzat katılmak zorundadır.
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçmek mümkün mü?
Karar kesinleşinceye kadar taraflardan her biri anlaşma iradesinden dönebilir; bu durumda dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. Karar kesinleştikten sonra ise yalnızca pişmanlıkla dönüş mümkün değildir; ancak hata, hile, tehdit gibi irade fesadı hallerinin ispatı halinde yargılamanın iadesi gündeme gelebilir.
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı zorunlu mu?
Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsuru değildir; taraflar bu konuyu boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava ile de çözebilir. Protokolde tasfiye yapılacaksa iradenin açık ve kesin ifadelerle yazılması şarttır.
Anlaşmalı boşanmada nafaka istenmezse sonradan istenebilir mi?
Eş lehine yoksulluk nafakasından feragat edilmişse sonradan istenemez. Çocuk lehine iştirak nafakası ise kamu düzeninden olduğundan, protokolde yer almasa bile her zaman talep edilebilir.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı Desteği Alın
Anlaşmalı boşanma protokolünüzün hukuken eksiksiz hazırlanması, duruşma sürecinin hızla tamamlanması ve hak kaybı yaşamamanız için boşanma hukuku alanında deneyimli ekibimizle çalışabilirsiniz.
Avukat’a Sor
Anlaşmalı boşanma, protokol, nafaka veya velayet konusundaki sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel hukuki değerlendirme talep edebilirsiniz.

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.