Evlenme Engelleri 2026 – Kimler Evlenemez? TMK 129-133 Rehberi
Nikah masasına oturmadan önce hukukun sorduğu iki soru vardır: “Evlenme ehliyetiniz var mı?” ve “Evlenmenize engel bir durum var mı?” İlk soru yaş ve ayırt etme gücüyle ilgilidir; ikincisi ise bu yazının konusu olan evlenme engelleridir. Uygulamada bu konu iki şekilde karşımıza çıkar: Evlendirme memurluğunun başvuruyu reddetmesi ve daha tehlikelisi, engele rağmen bir şekilde kıyılan nikahın yıllar sonra butlan davasıyla sarsılması. Bu rehberde kimlerin evlenemeyeceğini, kesin ve kesin olmayan engel ayrımını, 300 günlük bekleme süresinin nasıl kaldırılacağını ve engele rağmen yapılan evliliklerin akıbetini avukat kaleminden anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- Evlenme Engeli Nedir? Ehliyet ve Engel Ayrımı
- Kesin Evlenme Engelleri Nelerdir?
- Kesin Olmayan Evlenme Engelleri
- Kadın İçin 300 Günlük Bekleme Süresi Nasıl Kaldırılır?
- Evlenme Engelleri Özet Tablosu
- Evlenme Engelleri Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Engele Rağmen Yapılan Evliliğin Sonucu
- Emsal İlkeler ve Uygulama
- Evlenme Engelleri ve Butlan Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Evlenme Engeli Nedir? Ehliyet ve Engel Ayrımı
Evlenme ehliyeti, kişinin evlenebilecek durumda olmasını ifade eder: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘na göre erkek veya kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez; 17 yaşını dolduran küçük yasal temsilcisinin izniyle, 16 yaşını dolduran ise ancak olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple hakim kararıyla evlenebilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez. Evlenme engelleri ise ehliyeti bulunan kişilerin dahi belirli kişilerle veya belirli durumlarda evlenmesini yasaklayan hallerdir (TMK m. 129-133). Engeller, sonuçlarına göre “kesin” ve “kesin olmayan” biçiminde ikiye ayrılır ve bu ayrım, engele rağmen yapılan evliliğin kaderini belirler.
Kesin Evlenme Engelleri Nelerdir?
Kesin evlenme engelleri; varlığı halinde nikahın kıyılamayacağı, kıyılmışsa evliliğin mutlak butlanla sakat olacağı hallerdir. Kanun üç kesin engel sayar:
- Hısımlık (TMK m. 129): Üstsoy ile altsoy arasında (anne-baba ile çocuk, büyükanne-büyükbaba ile torun); kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında evlenme yasaktır. Kayın hısımlığı da sınırlı bir engel doğurur: Evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında (örneğin kayınvalide ile damat) evlenilemez. Evlatlık ile evlat edinen ve bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında da evlenme yasağı vardır.
- Önceki evlilik (TMK m. 130): Türk hukukunda tek eşlilik esastır. Yeniden evlenmek isteyen kişi, önceki evliliğinin sona erdiğini (boşanma kararının kesinleşmesi, ölüm veya evliliğin iptali) ispat etmek zorundadır. Yurt dışında boşananlar yönünden bu ispat, kararın Türkiye’de geçerli hale getirilmesine bağlıdır; ayrıntılar için tanıma ve tenfiz davası rehberimize bakabilirsiniz. Gaiplik halinde ise gaibin eşi, evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (TMK m. 131).
- Akıl hastalığı (TMK m. 133): Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez. Ölçüt hastalığın adı değil, evlenmeye engel olup olmadığına ilişkin kurul değerlendirmesidir.
Kesin Olmayan Evlenme Engelleri
Kesin olmayan engeller, nikah memurunun evlendirmeyi reddetmesine yol açar; ancak bir şekilde yapılan evlilik geçerliliğini korur:
- Kadın için bekleme (iddet) süresi (TMK m. 132): Evliliği sona eren kadın, sona ermeden itibaren 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Amaç, doğacak çocuğun soybağında karışıklığı önlemektir. Doğum yapmakla süre biter; kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının raporla anlaşılması veya boşanan eşlerin birbiriyle yeniden evlenmek istemesi halinde mahkeme süreyi kaldırır.
- Bazı bulaşıcı hastalıklar: Evlenme muayenesine ilişkin mevzuat uyarınca belirli hastalıklar tedavi sürecinde evlenmeye geçici engel oluşturabilir; sağlık raporu aşamasında değerlendirilir.
Pratik sonuç: Kesin engele rağmen yapılan evlilik butlan davasına konu olur; kesin olmayan engele rağmen yapılan evlilik ise geçerlidir, yalnızca memur nikahı kıymaktan kaçınır.
Kadın İçin 300 Günlük Bekleme Süresi Nasıl Kaldırılır?
Bekleme süresinin kaldırılması, uygulamada en sık açılan evlenme engeli davasıdır. Boşanma kararı kesinleşen kadın, hamile olmadığını gösterir sağlık raporunu alarak Aile Mahkemesine başvurur; dava hasımsız açılır, çoğunlukla tek celsede ve duruşmada raporun değerlendirilmesiyle sonuçlanır. Karar ile kadın, 300 günü beklemeden evlenebilir. Dava harca tabidir ancak masrafı düşüktür; dosya e-Devlet üzerinden takip edilebilir.
Evlenme Engelleri Özet Tablosu
| Engel | Türü | Engele Rağmen Evlenmenin Sonucu |
|---|---|---|
| Yakın hısımlık (TMK m. 129) | Kesin | Mutlak butlan; iptal davası açılabilir |
| Mevcut evlilik (TMK m. 130) | Kesin | Mutlak butlan; savcı resen dava açar |
| Evlenmeye engel akıl hastalığı (TMK m. 133) | Kesin | Mutlak butlan |
| 300 günlük bekleme süresi (TMK m. 132) | Kesin olmayan | Evlilik geçerli kalır |
| Evlenme yaşının doldurulmaması | Ehliyet eksikliği | Duruma göre iptal edilebilirlik hükümleri uygulanır |
Evlenme Engelleri Avukatı Muhammet Sarıkaya

Evlenme engelleri; bekleme süresinin kaldırılmasından butlan davalarına, gaiplik ve tanıma tenfiz bağlantılarına kadar uzanan teknik bir alandır ve yanlış adım, ileride evliliğin geçerliliğini tartışmalı hale getirebilir. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde aile hukuku alanında çalışmakta; bekleme süresinin kaldırılması, evliliğin butlanı ve nikah öncesi hukuki durum analizi dosyalarında vekillik yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki aile mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; sağlık raporu ve nüfus kayıtlarının eksiksiz hazırlanması ile sürecin tek celsede tamamlanması üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Bekleme süresinin kaldırılması, nikah öncesi engel analizi veya evliliğin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklarınız için aile hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Engele Rağmen Yapılan Evliliğin Sonucu
Kesin engele rağmen kıyılan nikah kendiliğinden yok sayılmaz; iptali için evliliğin butlanı davası açılması gerekir ve butlan kararına kadar evlilik, geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurur. Mutlak butlan hallerinde davayı Cumhuriyet savcısı resen açar; ilgililer de dava hakkına sahiptir. Bu evliliklerden doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır ve butlan kararı çocukların soybağını etkilemez. Butlan sebepleri, davacılar ve sonuçların ayrıntısı için batıl olan evlenmeler ve butlan sebepleri rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Emsal İlkeler ve Uygulama
Önceki evlilik devam ederken kıyılan nikahın akıbeti nedir?
Yerleşik uygulamaya göre; evli bir kişinin ikinci evliliği mutlak butlanla sakattır ve Cumhuriyet savcısı tarafından resen iptali istenir. Ancak önemli bir istisna vardır: İlk evlilik, ikinci evliliğin butlanına karar verilmeden önce (örneğin boşanma veya ölümle) sona ermişse ve ikinci eş iyiniyetliyse, ikinci evliliğin butlanına karar verilemez.
Akıl hastalığında ölçüt nedir?
Uygulamada belirleyici olan tanının kendisi değil, resmi sağlık kurulunun “evlenmesinde tıbbi sakınca yoktur” değerlendirmesidir. Rapor alınmadan kıyılan nikahlarda butlan davası gündeme geldiğinde mahkeme, evlenme tarihindeki durumu tıbbi kayıtlar ve Adli Tıp incelemesiyle geriye dönük olarak değerlendirir.
Bekleme süresine aykırı evlilik iptal edilir mi?
Hayır. 300 günlük süre kesin olmayan bir engeldir; bu süreye aykırı biçimde yapılan evlilik geçerlidir. Sürenin işlevi soybağı karışıklığını önlemektir ve doğacak çocuğun soybağı, babalık karinesi hükümlerine göre çözülür.
Evlenme Engelleri ve Butlan Yargıtay Kararları
Aşağıda evlenme engelleri, küçüğün evlenmesine izin ve evliliğin butlanına ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Birlikte Yaşama (Karı Koca Gibi Yaşamak) Küçüğün Evlenmesine İzin İçin Yeterli midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/3626, K. 2015/9331, T. 6.5.2015
Hakim tarafından evlenme izni verilebilmesi için on altı yaşını doldurmuş olmak koşulunun yanı sıra olağanüstü durumların ve pek önemli bir nedenin varlığı zorunludur. Tarafların birlikte olup, karı koca gibi yaşamalarının, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 124. maddesinde de belirtilen olağanüstü durum olarak kabulüne imkan bulunmamaktadır. Bu yön gözetilmeden, evlenmeye izin verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, on altı yaşını dolduran küçüğün evlenmesine hakim tarafından izin verilebilmesi için, olağanüstü bir durumun ve pek önemli bir nedenin bulunması gerektiğini vurgulamıştır. Tarafların fiilen birlikte olup karı koca gibi yaşamaları, tek başına bu olağanüstü durum sayılmaz. Bu nedenle salt birlikte yaşama gerekçesiyle evlenmeye izin verilmesi doğru değildir; hakim, kanunun aradığı istisnai koşulların gerçekten var olup olmadığını araştırmalıdır.
On Altı Yaşını Doldurmayan Küçüğün Evlenmesine Hakim İzin Verebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/20482, K. 2014/5005, T. 10.3.2014
Davacı, yaşı küçük olduğu için hakimin izni ile evlenmesine izin verilmesi talebinde bulunmuştur. Hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Evlenmesine izin verilmesi istenilen davacının dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılmaktadır. Yasal şartın oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, hakimin ancak on altı yaşını doldurmuş küçüğün evlenmesine izin verebileceğini belirtmiştir. Dava ve hüküm tarihinde on altı yaşını doldurmamış bir küçüğün evlenmesine, olağanüstü durum bulunsa dahi izin verilemez; çünkü yaş sınırı yasal ve emredici bir koşuldur. Bu şart gerçekleşmediğinde talebin reddedilmesi gerekir.
On Altı Yaşından Küçükken Kıyılan Nikah Butlanla mı Yok Hükmünde midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/4235, K. 2011/7649, T. 3.5.2011
Evleneceklerin evlenme yaşını doldurmuş olmaları, evlendirmeye selahiyetli memur önünde irade beyanı geçerli bir evlenmenin asli ve kurucu unsurudur. Aktin kurucu unsurlarındaki noksanlık evlenmenin yokluğu sonucunu doğurur. Evlenme tarihinde davacı onbeş yaşını doldurmamış, hakim tarafından izin verilebilecek onaltı yaşını dahi tamamlamamıştır. Bu durumda yapılan evlenme akdi, butlanla sakat değil, yok hükmünde olur. Öyleyse evlenmenin yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlenme sırasında hakim izniyle dahi evlenilebilecek olan on altı yaşını doldurmamış (hatta on beş yaşını tamamlamamış) bir küçük adına kıyılan nikahın hukuki niteliğini belirlemiştir. Evlenme yaşı, geçerli bir evliliğin kurucu (asli) unsurlarından olduğundan, bu unsurdaki eksiklik evliliği butlanla sakat kılmaz, doğrudan yok hükmünde kılar. Bu nedenle böyle bir evlilik için butlan değil, evlenmenin yokluğunun tespiti kararı verilir.
Hakimin Evlenme İzni Öncesinde Anne ve Babanın Dinlenmesi Zorunlu mudur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/4261, K. 2010/8141, T. 26.4.2010
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124. maddesi ile erkek veya kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak hakim olağan üstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş olan “erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir” hükmü getirilmiştir. Davacının 16 yaşını doldurduğu anne ve babasının sağ olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının anne ve babasının dinlenmesine yönelik olarak hiçbir işlem yapılmadan eksik inceleme ve araştırma ile evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, on altı yaşını dolduran küçüğün evlenmesine izin verilmeden önce, olanak bulundukça anne ve babanın (veya vasinin) dinlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Anne ve babası sağ olan küçüğün evlenme izni talebinde, onların görüşü alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme, karardan önce yasal temsilcilerin beyanını almak için gerekli işlemleri yapmalıdır.
On Yedi Yaşını Dolduran Küçüğün Evlenmesi İçin Hakim Kararı Gerekir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/6903, K. 2006/14566, T. 30.10.2006
Evlenmesine izin verilmesi istenilen 20/7/1986 doğumlu kızın dava tarihinde onyedi yaşını doldurduğu, ayrıca evlenmesine anne ve babasının izin verdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, evlenebilmesi için anne ve babasının izninin yeterli olduğu, hakim kararına gerek olmadığı gözetilmeksizin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, on yedi yaşını dolduran küçüğün evlenmesi için ayrıca hakim kararına gerek olmadığını belirtmiştir. On yedi yaşını dolduran küçük, yasal temsilcisinin (anne ve babanın) izniyle evlenebilir; bu durumda ayrıca mahkemeden evlenme izni istenmesine gerek yoktur. Anne ve baba izin vermişse, hakim kararına gerek olmadığı gözetilerek evlenme izni davasının reddi gerekir.
Evlenmeye İzin Davalarında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2005/1635, K. 2005/4300, T. 21.3.2005
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi hükmünce aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görüleceğinden evlenmeye izin davalarında da aile mahkemesi görevli olup mahkemenin resen dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir. 4721 sayılı TMK’nın 124/2. maddesinde; ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir, hükmü getirilmiştir. Nüfus kaydından evlenmesine izin verilmesi istenilen kişinin dava ve hüküm tarihinde onaltı yaşını doldurmadığı anlaşılırsa dava reddedilmelidir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlenmeye izin davalarında görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğunu belirlemiştir. Aile hukukundan doğan dava ve işler, 4787 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemesinde görülür; bu nedenle evlenmeye izin talepleri de Aile Mahkemesinin görev alanındadır. Ayrıca izin verilebilmesi için küçüğün on altı yaşını doldurması gerekir; bu yaş dolmamışsa dava reddedilir.
Küçüğün Evlenmesine İzinde Olağanüstü Durum Sadece Gebelikle mi Sınırlıdır?
Yargıtay, E. 1935/103, K. 1935/15, T. 7.6.1935
Türk Kanunu Medenisinin seksen sekizinci maddesindeki evlenme için belirtilen olağanüstü durum ve önemli sebep, kayıtsız ve şartsız olup hakim tarafından takdiri gerekir. Sadece gebelik hali için kabul edilmesi doğru değildir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu köklü kararda Yargıtay, küçüğün evlenmesine izin için aranan ‘olağanüstü durum ve önemli sebep’ ölçütünün yalnızca gebelik haliyle sınırlı olmadığını ortaya koymuştur. Kanun bu koşulu kayıtsız ve şartsız düzenlemiş olup, olağanüstü durumun varlığı her somut olayda hakim tarafından takdir edilir. Bu nedenle izin, sadece gebelik bulunduğunda değil, hakimin takdir edeceği diğer önemli sebeplerin varlığında da verilebilir.
Akıl Hastalığına Dayalı Butlanda Evlenme Tarihindeki Durum Nasıl Belirlenir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-2672, K. 2018/1717, T. 15.11.2018
Dava; evlenmenin akıl hastalığı sonucu mutlak butlan nedeniyle iptali, bunun mümkün olmaması hâlinde boşanma istemine ilişkindir.Eldeki dava 1979 tarihinde evlenmiş ve otuz yıl sonra açılmış bir davadır. 1979 tarihinde evlenen tarafların müşterek çocukları bulunmamaktadır.Dava dosyasından yer alan sağlık raporundan taraflara “hafif mental reterdasyon” teşhisi konulduğu anlaşılmıştır.Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine ait, “vasi tayini talepli” dosyada 2011 yılında heyet raporlarına göre de taraflarda “vesayet altına alınması gerektirir akıl zayıflığı olduğu, kendi işlerini bizzat göremeyeceği, başkalarının yardımına ve bakımına muhtaç olduğu, akıl sağlığının bağımsız ve sağlıklı karar vermeye yeterli olmadığı ve vasi tayini gerektiği” belirtilmiş olup, mahkemece kısıtlanma kararı verilerek taraflara vasi tayin edilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davanın mutlak butlan olmadığı taktirde boşanma istemine ilişkin olduğu göz önüne alındığında; her ne kadar davalının evlilik tarihinden sonra “akıl hastalığı” sebebiyle kısıtlandığı sabit ise de “evlenme töreni” sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel derece akıl hastası olup olmadığı hususunda bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait askerlik belgeleri, tüm doktor raporları, hasta gözlem ( müşahede ) kâğıtları, film grafileri ve reçeteler eksiksiz getirtilerek davalının “evlenme tarihinde” sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel derece akıl hastası olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınmak suretiyle tespiti; bu doğrultuda mutlak butlan sebebi mevcutsa kamu düzeni düşüncesi ile herhangi bir süreye tabi olmayan bu davanın kabulü, aksi hâlde davacının ikinci kademe isteği olan boşanma davası yönünden delillerin değerlendirilmesi olmalıdır. HGK’unda yapılan görüşmeler sırasında otuz yıl süren bu evlilikte butlan davası açılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, Anayasanın 90. maddesi hükmü dikkate alındığında Birlemiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin yok sayılamayacağı, bu sebeplerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.Özel Dairenin direnme kararı isabetli değildir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, akıl hastalığı nedeniyle mutlak butlan istenen davada belirleyici olanın, kişinin evlenme tarihindeki durumu olduğunu vurgulamıştır. Evlilikten yıllar sonra alınan kısıtlama (vesayet) raporları veya sonraki teşhisler tek başına yeterli değildir; kişinin evlenme töreni sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ya da evlenmeye engel derecede akıl hastası olup olmadığı, Adli Tıp Kurumu incelemesiyle geriye dönük olarak belirlenmelidir. Mutlak butlan sebebi varsa dava herhangi bir süreye tabi olmaksızın kabul edilir; yoksa ikinci kademedeki boşanma istemi değerlendirilir.
On Yedi-On Sekiz Yaş Arası Küçüğün Evlenme İzninde Anne-Baba Beyanı Alınmalı mıdır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/6047, K. 2006/14205, T. 18.10.2006
Mahkemece, dava ve hüküm tarihinde onyedi yaşını doldurup onsekiz yaşını ikmal etmeyen davacının anne ve babasının dinlenmeleri hususunda gerekli araştırma yapılarak beyanlarının tespitine çalışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacı ve tanık beyanları ile yetinilerek eksik inceleme ve araştırma ile Türk Medeni Kanununun 128. maddesi hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, on yedi yaşını doldurup on sekiz yaşını tamamlamamış küçüğün evlenme izni talebinde, anne ve babanın dinlenmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Yalnızca davacının ve tanıkların beyanıyla yetinilerek, yasal temsilcilerin görüşü alınmadan eksik inceleme ile evlenmeye izin verilmesi TMK’nın ilgili hükmüne aykırıdır. Mahkeme, anne ve babanın beyanını tespit ederek sonucuna göre karar vermelidir.
İleri Yaşta (84) Yapılan Evlilik Muvazaa Nedeniyle İptal Edilebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/13520, K. 2014/15668, T. 7.7.2014
Dava, evlenmenin butlanı talebine ilişkindir. Evlenme ehliyetine sahip olmak koşuluyla gerek ülkemizde gerek dünyadaki diğer ülkelerde evlenme yaşı için üst sınır belirlenmemiştir. Başka bir evlenme engeli bulunmaması koşuluyla kişi isterse 100 yaşına dahi gelmiş olsa evlenebilir. Somut olayda S. Ö. evlenme tarihinde 84 yaşında olup evlenmeye engel derecede akıl hastalığının bulunduğu veya evlenme sırasında sürekli ayırt etme gücünden yoksun olduğu kanıtlanamamıştır. Davalıyla çocuklarından olan kişinin önceden bir birliktelikleri ve bu birlikteliklerinden çocukları var ise de aralarında resmi nikah bulunmadığından T.M.K.nun 129/2. ve 145/4. maddeleri gereğince değerlendirme yapmak da mümkün değildir. Yargıtay’ın uygulamasına göre evlenmedeki amaç farklı olsa bile geçerli olarak kurulmuş evliliğin muvazaa sebebiyle iptali istenemez. Evlendirme yetkisi bulunan memurun görev alanı dışında yaptığı evlilikler geçerli olduğundan davalıyla davacının babasının nikahının ikametgahları dışındaki muhtar tarafından yapılması da evliliğin geçerliliğini etkilemeyecektir. Tüm bu sebeplerle kanıtlanamayan davanın reddi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, ileri yaşta (somut olayda 84 yaşında) yapılan evliliğin muvazaa (danışıklılık) gerekçesiyle iptal edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Evlenme ehliyeti bulundukça evlenme için bir üst yaş sınırı yoktur; başka bir engel de yoksa kişi çok ileri yaşta dahi evlenebilir. Evlenmedeki amaç farklı olsa bile, geçerli biçimde kurulmuş bir evlilik muvazaa sebebiyle iptal edilemez; evlenmeye engel akıl hastalığı veya ayırt etme gücü yoksunluğu kanıtlanamadığından butlan davasının reddi gerekir.
Nüfustaki Hısımlık Kaydı Düzeltilirse Evliliğin Butlanı Davası Ne Olur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/26528, K. 2013/781, T. 17.1.2013
Cumhuriyet Başsavcılığı davanamesiyle, davalıların evlenmeye engel derecede hısımlığı bulunduğu gerekçesiyle, davalıların evliliğinin butlanı talep edilmiştir. Davalıların temyizde eklemiş oldukları belgeler uyarınca, getirtilip incelenen nüfus kayıt düzeltilmesine ilişkin dava dosyasında; tarafların teyze-yeğen hısımlığı şeklinde görülmelerine yol açan nüfus kaydının, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen ilamı ile düzeltilmiş olduğu, mahkeme ilamı doğrultusunda nüfus kaydında gerekli olan düzeltmelerin yapıldığı; bu sebeple davalıların evliliğinin iptalini gerektirecek bir durum kalmadığı anlaşılmaktadır. Nüfus kayıt tashihi davasının sonucu uyarınca, davalıların evlenmelerinin butlanını gerektiren hısımlık durumu kayden düzeltilerek evlenme engeli ortadan kalktığından; davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlenmeye engel hısımlık gerekçesiyle açılan butlan davasında, hısımlık kaydının sonradan düzeltilmesinin sonucunu değerlendirmiştir. Tarafları teyze-yeğen gösteren nüfus kaydı, kesinleşen bir nüfus (kayıt) düzeltme kararıyla düzeltilmişse, evlenmeye engel hısımlık ortadan kalkar. Engel kayden ortadan kalktığından, evliliğin butlanını gerektiren bir durum kalmaz ve butlan davasının reddine karar verilmesi gerekir.
Butlan Davasında Nüfus Müdürlüğü Davalı Olarak Gösterilmeli midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/9795, K. 2011/12005, T. 12.7.2011
Dava, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan evlenme engeli bulunan şahısların evliliğinin Türk Medeni Kanununun 145/4. maddesi gereğince mutlak butlan sebebiyle iptaline ilişkin olup, nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde bulunmadığı gibi dava sonucu verilecek iptal hükmünün nüfusa tescil edilecek olması da nüfus idaresinin hasım olarak gösterilmesini gerektirmez. Bu nedenle, Nüfus Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, Cumhuriyet savcısı tarafından açılan mutlak butlan davasında Nüfus Müdürlüğünün davalı gösterilip gösterilemeyeceğini belirlemiştir. Evlenmenin butlanı davası, nüfus kaydının düzeltilmesi niteliğinde olmadığından ve iptal hükmünün sonradan nüfusa tescil edilecek olması Nüfus Müdürlüğünü taraf yapmayı gerektirmediğinden, Nüfus Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet (taraf sıfatı) yokluğundan reddi gerekir.
Önceki Evlilik Butlan Kararından Önce Sona Ererse İkinci Evlilik İptal Edilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2004/1043, K. 2004/1820, T. 18.2.2004
Önceki evliliğe ilişkin boşanma ilamının kesinleşme tarihi 09.04.2003 olması gerekirken hatalı olarak 9.10.2002 olması karşısında, 16.10.2002 tarihinde evlenen davalıların kötüniyetli oldukları ileri sürülemeyeceği gibi karar tarihi itibariyle de önceki evlilik son bulmuştur. Bu itibarla sonraki evliliğin butlanına karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddedilmemesi isabetsizdir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, önceki evliliği devam ederken ikinci kez evlenen kişilerin evliliğinin, önceki evliliğin butlan kararından önce sona ermesi halindeki durumunu değerlendirmiştir. İkinci evliliğin butlanına karar verilmeden önce ilk evlilik (boşanmanın kesinleşmesiyle) sona ermişse ve eşler kötüniyetli değilse, ikinci evliliğin butlanına karar verilemez. Bu nedenle sonraki evliliğin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerekir.
Bekleme Süresinin (İddet) Kaldırılmasında Görevli Mahkeme Hangisidir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2003/10441, K. 2003/11142, T. 15.9.2003
Göreve ilişkin kurallar kamu düzeniyle ilgili olduğundan yeni kanunla kabul edilen görev kuralları geçmişe etkili olup, eldeki davalara da uygulanır. Görev kurallarına aykırılık hükmü kesinleşmesine kadar gerek mahkemece gerekse Yargıtay tarafından kendiliğinden gözönünde tutulur. Kadın için bekleme süresinin kaldırılmasına ( TMK md. 132 /son ) ilişkin davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğine dair Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesi II/4. bendi 4787 sayılı Yasanın 9. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu açıktır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, kadın için öngörülen bekleme (iddet) süresinin kaldırılmasına ilişkin davalarda görevli mahkemeyi belirlemiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bekleme süresinin kaldırılması davalarında görevli mahkeme, ilgili mevzuat değişiklikleri sonucunda Aile/Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmiştir; görevsiz mahkemede açılan dava görev yönünden reddedilir.
Butlan Davası, Aynı Evliliğe İlişkin Boşanma Davası İçin Bekletici Sorun mudur?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/2-167, K. 2015/1328, T. 13.5.2015
Asıl dava boşanma, karşılık dava mutlak butlan hukuksal nedenine dayalı evlenmenin iptali istemine ilişkindir. Mutlak butlan sebebi olarak davacının evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olduğu gösterilmiştir. Davacı-davalı kocanın kısıtlanmasına ilişkin vesayet dosyasında alınan raporda belirtilen hastalık nedeniyle davalıya vasi tayini gerektiği bildirilmiştir. Alınan bu rapor davalının evlenme tarihindeki durumuyla ilgili bir bilgiyi içermemektedir. Akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engellerinden biridir. Ancak bu engel her türlü akıl hastalığını kapsamamaktadır. Mevcut akıl hastalığının evlenme bağlamında herhangi bir sakınca doğurmayacağı resmi sağlık kurulu raporuyla belgelendiği takdirde, bu hastalığa yakalanmış olan bir kişinin evlenmesine engel bulunmamaktadır. Evlenme tarihinden önce vesayet dosyasında alınan rapor davacının evlenme tarihi itibariyle evlenmesine engel olacak şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığına ilişkin bir bilgiyi içermemektedir. Davacı-davalı kocanın evlenme akdinin yapıldığı tarihte sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu belirlenerek karar verilmelidir. Davalı-davacı kadın tarafından açılan mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali davası, boşanma davası açısından bekletici sorun oluşturur. Mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali davasının tefrik edilerek sonucu beklendikten sonra boşanma davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermek gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, aynı evliliğe ilişkin hem boşanma hem de mutlak butlan (akıl hastalığı) davası bulunması halinde izlenecek yolu ortaya koymuştur. Akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engeli olsa da her akıl hastalığı bu kapsamda değildir; belirleyici olan, evlenme tarihinde kişinin ayırt etme gücünden yoksun ya da evlenmeye engel derecede akıl hastası olup olmadığıdır ve bu husus resmi sağlık kurulu raporuyla saptanır. Mutlak butlan davası, boşanma davası bakımından bekletici sorun oluşturduğundan; önce butlan davası ayrılıp sonuçlandırılmalı, ardından boşanma davası hakkında karar verilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kimler birbiriyle evlenemez?
Üstsoy-altsoy, kardeşler, amca-dayı-hala-teyze ile yeğenler; eski eşin üstsoyu ve altsoyu ile; evlatlık ilişkisinin tarafları birbiriyle evlenemez. Ayrıca evli olanlar ve evlenmeye engel akıl hastalığı raporla saptananlar evlenemez.
Kuzenler evlenebilir mi?
Evet. Kanundaki hısımlık engeli yeğen derecesinde biter; kuzenler (amca, dayı, hala, teyze çocukları) arasında hukuki bir evlenme engeli yoktur.
Boşandıktan sonra kadın ne zaman evlenebilir?
Kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 300 gün sonra. Ancak hamile olmadığını raporla belgeleyen kadın, Aile Mahkemesinden alacağı kararla bu süreyi beklemeden evlenebilir; dava çoğunlukla tek celsede biter.
Bekleme süresi erkek için de geçerli mi?
Hayır. 300 günlük bekleme süresi yalnızca kadınlar için öngörülmüştür; boşanan erkek, kararın kesinleşmesiyle birlikte yeniden evlenebilir.
Kayınvalide veya kayınpederle evlenilebilir mi?
Hayır. Kayın hısımlığı, evlilik sona ermiş olsa bile eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında kesin evlenme engeli oluşturur.
Engel varken kıyılan nikah geçerli olur mu?
Kesin engellerde evlilik butlan davasıyla iptal edilebilir; ancak iptal kararına kadar geçerli bir evliliğin sonuçlarını doğurur. Kesin olmayan engellerde (300 gün gibi) evlilik geçerliliğini korur.
Yurt dışında boşandım, Türkiye’de yeniden evlenebilir miyim?
Yabancı boşanma kararı Türkiye’de tanınmadıkça nüfusta evli görünürsünüz ve önceki evlilik engeli devam eder. Önce tanıma (gerekiyorsa tenfiz) sürecinin tamamlanması gerekir.
Avukat’a Sor
Bekleme süresinin kaldırılması, nikah öncesi engel analizi ve evliliğin geçerliliğine ilişkin sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Doğru analiz, ileride açılabilecek butlan davalarını önler.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.