TCK 83 İhmali Davranışla Kasten Öldürme Suçu Nedir? Cezası Ne Kadar? 2026
Ceza hukuku çoğunlukla “yapılan” bir eylemi cezalandırır; ama bazen yapılmayan bir şey de öldürücü olabilir. Boğulan çocuğuna elini uzatmayan bir baba, yaraladığı yayayı yol ortasında bırakıp kaçan bir sürücü, hasta bebeğini doktora götürmeyen bir anne… Bu kişiler kimseye vurmamış olabilir; ama korumakla yükümlü oldukları bir hayatı, hareketsiz kalarak sona erdirmişlerdir. İşte kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 83), hukukun bu “hareketsiz öldürmeyi” cezalandırdığı özel alandır. Bu suçun kalbi “garantörlük” kavramıdır: Fail, ölenin hayatından hukuken sorumlu mudur? Bu sorunun cevabı, olayın taksirle öldürme mi, kasten öldürme mi, yoksa cezasızlık mı olduğunu belirler. Bu rehberde suçun unsurlarını, garantörlük kaynaklarını, taksir-kast ayrımını, cezayı ve güncel Yargıtay kararlarını bir ceza avukatı gözüyle anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- İhmali Davranışla Öldürme Nedir? (TCK 83)
- Garantörlük: Yükümlülüğün Üç Kaynağı
- Nedensellik (İlliyet) Bağı ve İspat
- İhmali Kasten Öldürme mi, Taksirle Öldürme mi?
- TCK 83 Özet Tablosu
- Ceza Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Uygulamadan Tipik Örnekler
- Ceza ve İndirim
- Deliller ve Adli Tıp İncelemesi
- İhmali Davranışla Öldürme Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
İhmali Davranışla Öldürme Nedir? (TCK 83)
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 83. maddesinde düzenlenir. Maddeye göre, kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm, ancak belli koşullarda kasten öldürme sayılır. Suç, “ihmali suç” niteliğindedir: Ölüm, failin aktif bir hareketiyle değil, yapması gereken bir davranışı yapmamasıyla (hareketsizliğiyle) gerçekleşir. Ancak bu sorumluluğun doğması için, failin ölen kişiye karşı özel bir koruma yükümlülüğü (garantörlük) taşıması zorunludur. Suçun temel (aktif) şekli için kasten öldürme suçu (TCK 81) ve nitelikli halleri için kasten öldürmede nitelikli haller (TCK 82) rehberlerimize bakabilirsiniz. Kanunun tam metnine mevzuat.gov.tr adresindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz.
Garantörlük: Yükümlülüğün Üç Kaynağı
İhmali davranışla öldürmenin can damarı “garantörlük” (garantörsel konum) kavramıdır. Fail, ancak ölen kişinin hayatını koruma konusunda özel bir hukuki yükümlülük altındaysa (garantörse) ihmalinden öldürmeden sorumlu tutulur. TCK m. 83’e göre bu yükümlülük üç kaynaktan doğar:
- Kanuni düzenleme: Kanunun doğrudan yüklediği koruma yükümlülüğü. Örneğin ana-babanın çocuğuna bakma, doktorun hastasına müdahale etme, bekçinin koruma yükümlülüğü.
- Sözleşme: Kişinin sözleşmeyle üstlendiği koruma yükümlülüğü. Örneğin hasta bakıcısı, cankurtaran, çocuk bakıcısı gibi. Yükümlülük fiili olarak üstlenilmişse de sorumluluk doğar.
- Önceden gerçekleştirilen tehlikeli davranış: Failin, önceki davranışıyla başkalarının hayatı için bir tehlike yaratması. Örneğin birini yaralayıp yardımsız bırakan, birini savunmasız hale getirip terk eden kişi, yarattığı tehlikeyi gidermekle yükümlüdür.
Bu yükümlülüklerden biri yoksa, kişi ahlaken kınansa bile ihmali davranışla öldürmeden sorumlu tutulamaz. Garantörlük, suçun varlığının ön şartıdır.
Nedensellik (İlliyet) Bağı ve İspat
İhmali davranışla öldürmede, garantörlük tek başına yeterli değildir; failin ihmali ile ölüm arasında nedensellik (illiyet) bağının da kurulması gerekir. Yani failin, yapması gereken davranışı yapsaydı ölümün önlenebileceğinin (veya büyük olasılıkla önleneceğinin) ortaya konması gerekir. Bu bağ, çoğunlukla Adli Tıp ve bilirkişi raporlarıyla belirlenir.
Yargıtay’ın önemli bir ilkesi vardır: Ölümün nedeni tıbben kesin biçimde belirlenemiyorsa (travma, zehirlenme, beslenmeme gibi bir sebep saptanamıyorsa) ve ihmal ile ölüm arasındaki bağ şüpheye yer bırakmayacak biçimde kurulamıyorsa, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi uygulanır. Bu durumda fail, ihmali davranışla öldürmeden mahkum edilemez; fiil, koşullarına göre daha hafif bir suç (örneğin taksirle öldürme veya suça yardım) olarak değerlendirilebilir.
İhmali Kasten Öldürme mi, Taksirle Öldürme mi?
Bu ayrım, cezayı belirleyen en kritik noktadır. Fail, ölümün gerçekleşmesini istiyor veya öngörüp kabulleniyorsa (kast), fiil ihmali davranışla kasten öldürme (TCK m. 83) olur. Fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış ancak ölümü öngörmemiş veya öngörse de istememişse (taksir), fiil taksirle öldürme (TCK m. 85) olur. Aynı olay, failin ruhsal durumuna ve kastına göre çok farklı cezalara yol açar. Bu nedenle failin kastının, olayın tüm koşulları (garantörlük ilişkisinin ağırlığı, ihmalin süresi ve bilinçliliği) gözetilerek doğru belirlenmesi gerekir.
TCK 83 Özet Tablosu
| Konu | Bilgi |
|---|---|
| Hukuki dayanak | 5237 sayılı TCK m. 83 |
| Suç türü | İhmali (hareketsizlikle işlenen) suç |
| Ön şart | Garantörlük (koruma yükümlülüğü) |
| Yükümlülük kaynakları | Kanun, sözleşme, önceki tehlikeli davranış |
| Nedensellik | İhmal ile ölüm arasında illiyet bağı aranır |
| Kast-taksir ayrımı | Kast varsa m. 83; taksir varsa m. 85 |
| Görevli mahkeme | Ağır Ceza Mahkemesi |
Ceza Avukatı Muhammet Sarıkaya

İhmali davranışla öldürme davaları; garantörlük ilişkisinin belirlenmesi, ihmal-ölüm arasındaki nedensellik bağının ispatı ve kast-taksir ayrımının doğru yapılması gibi ceza hukukunun en teknik değerlendirmelerini gerektiren dosyalardır. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde ceza hukuku alanında çalışmakta; ihmali davranışla öldürme, taksirle öldürme ve kasten öldürme dosyalarında hem sanık müdafiliği hem de katılan (mağdur) vekilliği yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki ağır ceza mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; garantörlük konumunun ortaya konması, Adli Tıp raporlarıyla nedensellik bağının değerlendirilmesi ve kast-taksir ayrımının delillerle kurulması üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
İstanbul Ceza Avukatı
İhmali davranışla öldürme, taksirle öldürme veya kasten öldürme suçlamasıyla karşı karşıyaysanız ya da bir yakınınızı kaybettiyseniz; ceza hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
İstanbul Ceza Avukatı
Uygulamadan Tipik Örnekler
İhmali davranışla öldürmenin uygulamada en sık görülen halleri şunlardır:
- Yaralayıp terk etme: Bir kişiyi darbederek veya trafikte çarparak ağır yaralayan ve onu yardımsız, savunmasız bir yerde (yol ortası, tenha alan) bırakan failin, mağdurun ölümünden sorumlu olması.
- Bakım yükümlüsünün ihmali: Hasta, yaşlı veya engelli bir kişinin bakımını üstlenen kişinin, gerekli tıbbi yardımı sağlamayarak ölümüne neden olması.
- Ana-babanın çocuğu ihmali: Hasta çocuğunu tedavi ettirmeyen, aç veya bakımsız bırakan ana-babanın sorumluluğu.
- Kendi yarattığı tehlikeyi gidermeme: Alkol veya darbeyle kendini koruyamaz hale getirdiği kişiyi tehlikeli bir ortamda bırakma.
- Meslek yükümlüsünün ihmali: Doktor, cankurtaran gibi koruma yükümlüsü kişilerin, müdahale etmeyerek ölüme neden olması.
Ceza ve İndirim
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi halinde, kural olarak kasten öldürme suçunun cezası (müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet) uygulanır; ancak TCK m. 83, hakime ceza indirimi yapma imkanı tanır. İhmalin niteliği, garantörlük ilişkisinin ağırlığı ve olayın özellikleri gözetilerek, temel cezada belirli oranlarda indirim yapılabilir. Bu yönüyle ihmali davranışla öldürme, aktif hareketle işlenen kasten öldürmeye göre daha esnek bir ceza rejimine tabidir. Failin kastı taksir düzeyinde kalıyorsa, ceza çok daha hafif olan taksirle öldürme (TCK m. 85) hükümlerine göre belirlenir. Suç, uzlaştırmaya tabi değildir ve Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır.
Deliller ve Adli Tıp İncelemesi
İhmali davranışla öldürme davalarında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, iki noktanın ispatına bağlıdır: Garantörlük ilişkisinin varlığı ve ihmal ile ölüm arasındaki nedensellik bağı. Başlıca deliller; otopsi ve Adli Tıp raporları (ölüm nedeni ve zamanının belirlenmesi), tıbbi kayıtlar, olay yeri inceleme, tanık ve sanık beyanları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporlarıdır. Özellikle Adli Tıp raporu belirleyicidir: Ölümün nedeni ve failin yapması gereken davranışı yapmış olsaydı ölümün önlenip önlenemeyeceği bu raporlarla değerlendirilir. Ölüm nedeni tıbben belirlenemiyorsa veya nedensellik bağı kesin kurulamıyorsa, sanık lehine yorum yapılır.
İhmali Davranışla Öldürme Yargıtay Kararları
Aşağıda kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine (TCK m. 83), garantörlüğe ve kast-taksir ayrımına ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Failin Kendi Yarattığı Tehlikeli Durumdan Doğan İhmali Davranışla Öldürme Nasıl Değerlendirilir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/6784, K. 2026/1777, T. 9.3.2026
Şahsın, 18.08.2021 tarihinde … Devlet Hastanesi arka tarafında bulunan arazide ineklerini otlattıktan sonra ikametine döneceği sırada; ineklerden birinin sürüden ayrıldığı, bu ineği geri çevirmek için ineğin bulunduğu yere gittiğinde yerde dağınık halde kemikler, insan kafatası, kumaş parçaları gördüğü, bunun üzerine telefon ile oğlu …’a bilgi verdiği, ardından da oğlu ile polise haber verdiği, görevlilerce … refakatinde, … Devlet Hastanesi arka tarafında TEMA Orman Vakfına ait otluk alana intikal edildiği, söz konusu yerde, sol göz üst boşluğunda platin bulunan insan kafatası, kafatasının yanında saç ve etrafa dağınık vaziyette insana ait olabileceği değerlendirilen çok sayıda irili ufaklı kemik parçaları, sargı bezi ve siyah renkli kıyafetin bulunması üzerine soruşturma işlemlerine başlanıldığı; diğer taraftan katılan …’nın da kardeşi maktul … hakkında kayıp ihbarında bulunduğu, maktul hakkında yapılan araştırmada; 13.07.2021-14.07.20 21… .07. 2021 tarihleri arasında … Devlet Hastanesinde giriş kaydının olduğu ve bu tarihlerde … Devlet Hastanesi Plastik Cerrahi polikliniğinde muayene olduğunun anlaşıldığı, katılan …, kardeşi …’un kafatasından ameliyat geçirdiğini ve sol gözünün üst kısmına platin takıldığını beyan ettiği, bunun üzerine, sol üst kısmında platin bulunan kafatası ve kemik parçalarının kayıp şahıs …’a ait olabileceği şüphesi ile katılan … ile … arasında DNA incelemesi ve moleküler genetik inceleme yapıldığı ve neticeten; kayıp şahıs … ile abisi katılan …’ın aynı soybağında olduklarının tespit edildiği, maktulün kullanımında olan gsm hattına ilişkin 01.06.2021-27.12.2021 tarihleri arasında iletişim bilgileri tespitine yönelik BTK’dan gelen cevabi yazıda, maktulün 12.07.2021 günü saat 20:41 sıralarında … ilçesine geldiği ve son olarak cep telefonunun 14.07.2021 günü saat 21.50’de sinyal verdiği, o saatten sonra telefonunun pasif duruma düştüğünün tespit edildiği, yine HTS kayıtlarından 15.07.2021 günü saat 17.00 sıralarında sanık … adına kayıtlı … gsm hattının takıldığının tespit edildiği; sanığın olayın ilk sıcağıyla alınan beyanında maktulün yanına gelerek kendisinden sigara istediğini, kendisinin de sigara verdiğini ve muhabbet ettiklerini, birlikte yaya olarak hastane arkasında bulunan belediye otobüs duraklarının arka kısmındaki boş araziye gittiklerini, birlikte alkol aldıklarını, maktulün daha sonra çantasından kolonya çıkartıp içtiğini ve alkolun etkisi ile kendisine “a… s…” diyerek küfür ettiğini ve yumruk attığını, kendisinin de karşılık vererek maktulü iteklediğini, yumruk ve tokat attığını, maktulün alkolün etkisiyle yere düştüğünü ve bayıldığını bu esnada cep telefonunun da yere düştüğünü, kendisinin de cep telefonunu alarak oradan hızla ayrıldığını beyan ettiği olayda; sanığın ölüm nedeninin tespit edilemediği, dosya kapsamında olayın oluş şekline dair sanığın beyanından başkaca delil bulunmadığı, bu nedenle sanık aleyhine değerlendirme yapılamayacağı, sanığın beyanından maktulü darp ettikten sonra onu baygın vaziyette bırakıp ayrıldığını beyan etmiş olması karşısında, sanığın bu davranışlarının maktulün hayatı ile ilgili tehlikeli bir durum oluşturduğu ve kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi nedeniyle sanığın 5237 Sayılı Kanun’un 83/2-b, 83/3 maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, failin kendi davranışıyla yarattığı tehlikeli durumdan doğan yükümlülüğü ihmal etmesinin, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 83) suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirmiştir. TCK m. 83’e göre, kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi (ihmali) dolayısıyla meydana gelen ölüm, ancak kişinin belli bir icrai davranışta bulunma hususundaki yükümlülüğünün (garantörlüğünün) kanuni bir düzenlemeden, sözleşmeden veya önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı için oluşturduğu tehlikeden kaynaklanması halinde kasten öldürme sayılır. Daireye göre, önceden gerçekleştirdiği tehlikeli davranışla mağduru tehlikeye sokan failin, bu tehlikeyi gidermek için gerekli davranışta bulunmaması ihmali davranışla öldürme kapsamındadır. Somut olayda bu garantörlük ilişkisi ve failin ihmali gözetilmeden karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
İhmali Davranışla Öldürmede Ölüm Nedeni Tıbben Belirlenemezse Suç Nasıl Nitelendirilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/1-214, K. 2025/580, T. 17.12.2025
Dava, ihmali davranışla nitelikli kasten öldürme suçuna ilişkindir. Ölen hakkında düzenlenen adli raporlarda travmatik tesirle veya zehirlenerek ya da beslenmeme sonucu öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığının bildirilmesi gözetildiğinde, sanığın evlilik dışı ilişki sonucu doğurduğu kız bebeğine yönelik eylemini, kasten öldürme suçunun unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiğine ilişkin mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen suçu işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmaması, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle sanığın icrai veya ihmali davranışla işlenen nitelikli kasten öldürme suçundan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Ancak Türk Medeni Kanunu’na göre annesi olduğu ve sağlığını koruma, tehlikelerden uzak tutma, besleme, büyütme gibi yükümlülükleri bulunan sanığın, savunma sistemi son derece zayıf olan bebeğini, dosya arasındaki fotoğraflardan da görüldüğü üzere hijyen şartları son derece kötü olan banyoda, kimseye haber vermeden ve yardım almadan tek başına doğurmuş olması, göbek kordonunu kesmesine karşın kordonu bağlamayarak bu şekilde bebeğinin ölümüne dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla neden olması karşısında; sanığın yetiştiği çevre, içinde bulunduğu ortam ve şartlar ile yaşam tecrübesi de nazara alındığında, öngörülebilir bu ölüm neticesini öngörmeksizin eylemini basit taksirle gerçekleştirdiği, doğurduğu kızının ölümünden duyduğu üzüntü ve pişmanlığı aşamalarda ısrarla belirten sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağduriyeti de gözetildiğinde hakkında TCK’nın 85/1, 22/2 ve 22/6. maddelerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmalıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ihmali davranışla nitelikli kasten öldürme suçunda, ölümün nedeninin (travma, zehirlenme, beslenmeme gibi) adli raporlarla tıbben kesin biçimde belirlenememesi halinde suçun nasıl nitelendirileceğini karara bağlamıştır. Somut olayda, ölen hakkında düzenlenen adli raporlarda travmatik tesirle, zehirlenerek veya beslenmeme sonucu öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı bildirilmiştir. Kurula göre, ihmali davranışla öldürmeden mahkumiyet için, ölüm ile failin ihmali davranışı arasında nedensellik bağının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kurulması gerekir; ölüm nedeni tıbben belirlenemiyor ve ihmal ile ölüm arasındaki illiyet bağı kesin olarak ortaya konamıyorsa, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi uygulanmalı ve fiil daha hafif nitelikte değerlendirilmelidir. Bu ilkeler gözetilerek uygun hükmün uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmalıdır.
Önceki Tehlikeli Davranışıyla Mağduru Savunmasız Bırakan Fail İhmalinden Sorumlu mudur?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/6887, K. 2025/2825, T. 14.4.2025
Sanık hakkında maktule yönelik taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz istemleri yönünden, Sanığın maktulü, önceden yarattığı tehlikeli durum neticesinde kendinden geçmiş ve konuşamayacak kadar kötü bir durumda, bir başkasının haberdar olma ve yardım etmesinin mümkün olmadığı olay yerine çok yakın mesafede bir hastane olmasına rağmen orada tek başına bıraktığı dikkate alınarak, maktul hakkındaki tüm tıbbi belgeler ve dava dosyasının kül halinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek, maktulün ölümüne neden olan sanığın eylemi ile maktulün ölümü arasında geçen süre dikkate alınarak, olaydan hemen sonra müdahale edilseydi sanığın yarattığı durum sonucu hayatını kaybeden maktulün tıbbi tedavi ile hayatta kalıp kalamayacağı hususlarında rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini ile sanık hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 83/2-b delaletiyle 83/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. Sanık … hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Sanık … hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 Sayılı Kanun’un 81/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, önceki tehlikeli davranışıyla mağduru kendinden geçmiş ve savunmasız (konuşamayacak, kendini koruyamayacak) hale getiren failin, ölümden hangi sıfatla sorumlu olacağını değerlendirmiştir. Somut olayda sanık, maktulü önceden yarattığı tehlikeli durum neticesinde kendinden geçmiş ve konuşamayacak kadar kötü bir halde bırakmıştır. Daireye göre, failin önceki davranışı mağdur için hayati tehlike oluşturmuşsa, fail bu tehlikeyi gidermek (mağduru kurtarmak, yardım çağırmak) yükümlülüğü altındadır; bu yükümlülüğü ihmal ederek mağdurun ölümüne neden olması, taksirle öldürme değil kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 83) suçunu oluşturabilir. Suç vasfının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği ortaya konmuştur.
Yaraladığı Mağduru Trafiğe Açık Yolda Bırakıp Kaçan Fail Öldürmeden mi Sorumludur?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/5746, K. 2025/2247, T. 19.3.2025
Olay günü sanıkların yüksek oranda alkollü olan maktule elleri ve ayakları ile vurmak suretiyle maktulün düşmesine neden oldukları yerin trafik akışının yoğun ve kesintisiz devam eden bir cadde olması, sanıkların, maktulün aldığı darbeler sonucunda yerde kaldığını görmelerine rağmen araçlarına binerek olay yerinden ayrıldıkları ve kısa bir süre sonra inceleme dışı sanığın yönetimindeki aracın maktulün üzerinden geçerek ölümüne neden olduğu olayda, sanıkların önceden gerçekleştirdiği bu davranışların maktulün hayatı ile ilgili tehlikeli bir durum oluşturduğu ve kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi nedeniyle sanıkların 5237 Sayılı Kanun’un 83/2-b maddesi uyarınca cezalandırılmaları yerine suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek olası kastla öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Sanık … hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 21/2, 29/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b. Sanık … hakkında olası kastla öldürme suçundan, 5237 Sayılı Kanun’un 81/1, 21/2, 29/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.03.2024 tarihli ve 2024/823 Esas, 2024/1118 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili, sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiinin istinaf başvurularının 5271 Sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; eylemlerin doğrudan kastla gerçekleştirildiğine, olası kast nedeniyle tayin edilen cezaların az olduğuna, tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanık … hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin doğru olarak belirlendiği, sanık … hakkında takdîri indirimin Mahkemenin takdîr yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yüksek oranda alkollü mağduru darbederek düşüren ve onu trafiğe açık, yoğun bir caddede savunmasız bırakan sanıkların sorumluluğunu değerlendirmiştir. Somut olayda sanıklar, yüksek oranda alkollü olan maktule elleri ve ayaklarıyla vurarak düşmesine neden olmuş; olayın gerçekleştiği yer trafik akışının yoğun ve kesintisiz devam ettiği bir caddedir. Daireye göre, sanıklar maktulün aldığı alkolün ve darbelerin etkisiyle kendini koruyamayacak durumda olduğunu bilerek onu trafiğe açık yolda bırakmışlarsa; sonrasında maktulün bir aracın çarpmasıyla ölmesinde, sanıkların yarattıkları tehlikeli durumu gidermemeleri (ihmalleri) ile ölüm arasındaki bağ değerlendirilmelidir. Somut olayda delillerin bu çerçevede değerlendirilmesiyle kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Bakmakla Yükümlü Olduğu Hastayı İhmal Eden Failin Sorumluluğu Nedir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2022/6865, K. 2024/1908, T. 21.3.2024
Dava, kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçu iddiasına ilişkindir. Dosya içeriğine göre sanığın aşamalardaki beyanlarında maktulü hastaneden çıkardıktan sonra ikamet ettikleri apartmanın boş bir dairesinde baktığını, gün içerisinde mesai saatlerinde çalıştığı eczanede bulunduğunu, akşamları saat 18.00 sıralarında iş yerinden çıkarak maktulün yanına geldiğini ve bakımına devam ettiğini, geceleri de herkes uyuduktan sonra ailesiyle ikamet ettiği konuta götürdüğünü belirtmesi karşısında, maktulün vefat etmeden önce kaldığı iddia olunan dairenin maktulün hastaneden çıktığı tarihteki sağlık koşulları ve söz konusu bu yerde belirli saatler yalnız kaldığı da göz önünde bulundurularak maktulün yaşamasına uygun hijyen şartlarını sağlayıp sağlamadığının, maktulün yaşadığı zaman dilimindeki mevsim koşullarına göre maktulün yaşamı için yeterli sıcaklıkta olup olmadığının, söz konusu bu yerin kilitli bir kapısının olup olmadığının, kolayca girilebilir bir yer olup olmadığının, maktulün ağlaması halinde sesinin apartmandaki diğer konutlardan duyulup duyulamayacağının, sanığın maktulü geceleri yanına aldığını belirlenmesi karşısında maktulün ağlaması halinde diğer odalarda bulunan kişiler tarafından duyulup duyulamayacağının mahkemesince mahallinde uzman bilirkişiler refakatinde keşif yapılarak belirlenmesi ve sanığın ikamet ettiği apartmanda olayın olduğu tarihte ikamet eden tüm kişilerin özellikle de sanıkla aynı dairede ikamet eden kişilerin belirlenmesi ve tanık sıfatıyla maktulden haberdar olup olmadıkları, sesini duyup duymadıkları sorulduktan sonra yine tanık soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın kendisine bebeğe bakan şahıs olarak söylediğini belirttiği şahsın tespitiyle maktulün yaşam sürecine ve ölümüne ilişkin bilgisine başvurulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bakmakla veya gözetmekle yükümlü olduğu (garantörü olduğu) hastayı ihmal ederek ölümüne neden olan failin sorumluluğunu değerlendirmiştir. Somut olayda sanık, maktulü hastaneden çıkardıktan sonra ikamet ettikleri apartmanın boş bir dairesinde baktığını, ancak gerekli tıbbi bakım ve tedaviyi sağlamadığını beyan etmiştir. Daireye göre, bir kişinin bakım ve gözetimini üstlenen (sözleşmeden veya fiili üstlenmeden doğan garantörlük ilişkisi bulunan) fail, o kişinin hayatını koruma yükümlülüğü altındadır; bu yükümlülüğü ihmal ederek, gerekli tıbbi yardımı sağlamayarak ölüme neden olması TCK m. 83 kapsamında değerlendirilir. Garantörlük ilişkisinin ve failin ihmalinin, ölümle nedensellik bağı içinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Hasta Bebeği Doktora Götürmeyen Anne-Baba İhmali Davranışla Öldürmeden Sorumlu mudur?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/3783, K. 2021/511, T. 21.1.2021
Sanıkların ölenin yaklaşık 20 gündür hasta olduğunu beyan ettikleri, sanıkların ölen bebeği herhangi bir sağlık kuruluşuna götürmedikleri gibi, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından gelen yetkililere de bebeği teslim etmedikleri, otopsi raporuna göre, ölen bebeğin vücudunun genel olarak kaşektik, zayıf ve dehidrate görünümde olduğu, düşük vücut ağırlığına sahip olduğu, göğüs bölgesinde kotların belirgin görünümde ve haricen sayılabilir olduğu, el ve tırnakların bakımsız, kirli görünümde olup genel olarak vücut hijyeninin kötü olduğu, anal bölgeden başlayan ve her iki inguinal bölgeye doğru uzanan geniş bir alanda gayta bulaşığı mevcut olduğu, alt ve üst ekstremitelerde deri ve kas doku tonusunun ileri derecede azalmış olduğu, genel olarak tüm vücutta deri turgor-tonusunun azalmış olduğu, boyun bölgesi tamamında yaygın siyah renkli kirlenme alanları mevcut olup hijyenin oldukça yetersiz olduğu ve ölümünün beslenme yetersizliğine bağlı meydana gelmiş olduğu gözetildiğinde, sanıkların 4721 Sayılı Medeni Kanunda düzenlenen yasal yükümlülüklerini yerine getirmemekten kaynaklanan, ölen bebek üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüklerini ölüm neticesinin gerçekleşeceğini bilerek yerine getirmediklerinin anlaşıldığı, böylece sanıkların ihmali davranışla kasten öldürme suçundan cezalandırılmaları yerine, suç vasfında yanılgıya düşerek taksirle adam öldürme suçundan hüküm kurulması; hatalıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yaklaşık 20 gündür hasta olan bebeklerini hiçbir sağlık kuruluşuna götürmeyen ve yetkililere teslim etmeyen anne-babanın, bebeğin ölümünden hangi sıfatla sorumlu olacağını değerlendirmiştir. Somut olayda sanıkların, ölen bebeğin yaklaşık 20 gündür hasta olduğunu beyan ettikleri, buna rağmen bebeği herhangi bir sağlık kuruluşuna götürmedikleri ve Bakanlıktan gelen yetkililere de teslim etmedikleri saptanmıştır. Daireye göre, ana-baba çocuklarının bakım ve sağlığından kanunen sorumlu (garantör) olduğundan; hasta çocuğu tedavi ettirmeyerek ölümüne neden olmaları, kastın (öldürme kastı mı, ihmal mi) niteliğine göre kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi veya taksirle öldürme kapsamında değerlendirilmelidir. Somut olayda sanıkların kastı ve garantörlük yükümlülüğü doğru değerlendirilmeden taksirle öldürme suçundan hüküm kurulması hatalıdır.
Darbe Sayısı ve Sürekliliğine Göre Kast İhmali Öldürmeden Nasıl Ayrılır?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2019/3486, K. 2020/653, T. 24.2.2020
Sanıkların eylemleri nedeniyle vücudunda yaygın künt travmatik lezyonlar oluşan maktulun künt kafa travması nedeniyle öldüğü, sanıkların ölene karşı gerçekleştirdiği darbe sayısı, süreklilik, darbelerin niteliği, isabet eden nahiyeler karşısında yapılan ve sürdürülen eylemlerin neticesinde ölümün muhakkak olduğu, tanıkların hastaneye götürülmesi gerektiği yolundaki beyanlara rağmen eyleme devam etmiş olmaları karşısında öldürme kastının dış aleme açıkça yansıdığı, yaralının hastaneye götürülmemesi suretiyle ihmal sonucu kasten öldürmekten bahsedilemeyeceği, kasten öldürmeye yönelen kişinin yaralıyı hastaneye götürüp zararın doğmasının önlemesi halinde TCK.nin 36. madde uyarınca gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır hükmü de nazara alınarak sanıkların TCK’nin 81/1, 29, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmaları yerine, yazılı şekilde TCK’nin 83/3. maddesi gereğince cezalandırılmaları, hatalıdır. Olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmiş olması dahi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyeceği, sanığın yargı mercii önündeki eylemini sınırlandırarak güvence fonksiyonu teşkil eden başka bir olaya dayanmadan bağımsız olarak açıklanıp açıkça ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirtilmesinin gerektiği nazara alındığında sanıklar hakkında yardım ve bildirim yükümlülüğüne uymamaktan usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı halde Cumhuriyet savcısının mütalaası doğrultusunda mahkumiyet hükmü kurularak CMK’nin 225/1. maddesine aykırı davranılması isabetsizdir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, failin eylemindeki kastın (doğrudan öldürme kastı mı, ihmali davranışla öldürme mi) darbe sayısı ve süreklilik gibi ölçütlerle nasıl belirleneceğini değerlendirmiştir. Somut olayda sanıkların eylemleri nedeniyle mağdurun vücudunda yaygın künt travmatik lezyonlar oluştuğu ve künt kafa travması nedeniyle öldüğü saptanmıştır. Daireye göre, failin kastının belirlenmesinde; ölene karşı gerçekleştirilen darbe sayısı, eylemin sürekliliği, darbelerin niteliği ve isabet ettiği vücut bölgeleri bir bütün olarak değerlendirilir. Bu ölçütlere göre eylem doğrudan kasten öldürme boyutuna ulaşmışsa fiil TCK m. 81/82 kapsamında; failin yalnızca bir koruma yükümlülüğünü ihmali söz konusuysa m. 83 kapsamında değerlendirilmelidir. Somut olayda suç vasfının ve buna bağlı hükümlerin yanlış belirlenmesi, ilgili kanun maddesine aykırı davranılması isabetsizdir.
Kaza Yapıp Yaralıyı Yardımsız Bırakarak Kaçan Sürücü Öldürmeden Sorumlu Olur mu?
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/11297, K. 2018/7788, T. 5.9.2018
Sanığın Tekirdağ Asliye Ceza Mahkemesince alınan savunmasında seyir halindeyken bir kişinin aniden önüne çıktığını, fren yapmasına rağmen kazaya engel olamadığını cezaevinden firar ettiği için korkuyla kaza mahallinden uzaklaştığını belirttiği, olay yerinin meskun mahal dışı olması, olay saati gece olup olay yerinde aydınlatmanın bulunmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bir şahsa çarptığını bildiği, olay yerinde durup çarptığı kişiyi kontrol edip sağlık görevlilerini olay yerine çağırması ve kolluk görevlilerine haber vermesi durumunda ölenin hayatını kurtarma olanağı bulunmasına rağmen, olay yerinden hiç durmadan ayrıldığı, önceden gerçekleştirdiği bu davranışın başkasının hayatı için bir tehlike oluşturduğu ve bu fiilden kaynaklanan neticeyi önleme yükümlülüğü doğduğu halde, hareketsiz kalıp kimseye haber vermeyerek olay yerinden ayrılıp, bu imkanı kullanmadığı anlaşılmakla, otopsi raporundaki bulgular ve ölüm nedenine göre, mağdurun olaydan sonra en yakın sağlık kuruluşuna götürülerek tedavisinin yapılması veya sanık tarafından sağlık görevlilerine haber verilmesi durumunda da ölüm sonucunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’ndan rapor alındıktan sonra, sanığın eyleminin TCK’nın 83. maddesinde belirtilen suçu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 12. Ceza Dairesi, trafik kazası yapıp yaraladığı kişiyi olay yerinde yardımsız bırakarak kaçan sürücünün, ölümden hangi sıfatla sorumlu olacağını değerlendirmiştir. Somut olayda sanık, savunmasında seyir halindeyken bir kişinin aniden önüne çıktığını, fren yapmasına rağmen kazaya engel olamadığını ve cezaevinden firar ettiği için korkuyla kaza mahallinden uzaklaştığını beyan etmiştir. Daireye göre, kazaya neden olan sürücü, yaraladığı kişiye yardım etme ve onu güvenli hale getirme yükümlülüğü altındadır; bu yükümlülüğü ihmal ederek yaralıyı ölüme terk etmesi halinde, kastın niteliğine göre eylem kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi (TCK m. 83) kapsamında değerlendirilebilir. Somut olayda kazanın oluşu, sanığın kusuru ve yaralıyı yardımsız bırakmasının ölümle bağı doğru değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
İhmali davranışla öldürme nedir?
Bir kişinin ölümüne, aktif bir hareketle değil, yapması gereken bir davranışı yapmayarak (ihmal ederek) neden olunmasıdır. Ancak failin, ölenin hayatını koruma konusunda özel bir yükümlülüğünün (garantörlük) bulunması şarttır.
Her hareketsiz kalan kişi öldürmeden sorumlu olur mu?
Hayır. Yalnızca ölenin hayatını korumakla yükümlü (garantör) olan kişi sorumlu tutulur. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya failin önceden yarattığı tehlikeli durumdan doğar. Garantörlük yoksa sorumluluk da doğmaz.
Yaraladığım kişiyi bırakıp gidersem öldürmeden mi yargılanırım?
Önceki davranışınızla (yaralama, çarpma) yarattığınız tehlikeyi gidermekle yükümlü olursunuz. Mağduru yardımsız bırakıp ölümüne neden olursanız, kastınızın niteliğine göre ihmali davranışla kasten öldürmeden sorumlu olabilirsiniz.
İhmali öldürme ile taksirle öldürme arasındaki fark nedir?
Ölümü isteyen veya öngörüp kabullenen fail ihmali davranışla kasten öldürmeden (m. 83), ölümü öngörmeyen veya istemeyen fail ise taksirle öldürmeden (m. 85) sorumlu olur. Aradaki fark cezayı büyük ölçüde değiştirir.
Ölüm nedeni belli değilse fail mahkum olur mu?
Ölümün nedeni tıbben belirlenemiyor ve ihmal ile ölüm arasındaki bağ kesin kurulamıyorsa, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereği ihmali davranışla öldürmeden mahkumiyet kurulamaz; fiil daha hafif nitelendirilebilir.
İhmali davranışla öldürmenin cezası nedir?
Kural olarak kasten öldürme cezası uygulanır (müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet); ancak TCK m. 83, ihmalin niteliğine göre hakime cezada indirim yapma imkanı tanır. Kast taksir düzeyindeyse taksirle öldürme cezası uygulanır.
Bu suçta uzlaşma olur mu?
Hayır. Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi uzlaştırma kapsamında değildir; Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası olarak yargılanır.
Avukat’a Sor
İhmali davranışla öldürme, garantörlük, nedensellik veya kast-taksir ayrımı konusundaki sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Bu davalarda savunmanın ilk andan doğru kurgulanması hayati önem taşır.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.