Ceza Hukuku
Uyuşturucu Suçları
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenen ve en ağır cezalardan birini gerektiren suçlardandır. Uyuşturucu maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç etmek; ülke içinde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak bu suçu oluşturur. Temel cezası on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezasıdır; maddenin türüne (eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid gibi), suçun okul çevresinde veya örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesine göre ceza ağırlaşır. Bu suçun en kritik ayrımı, ticaret ile kullanmak için bulundurma arasındadır; kişisel kullanım miktarı ve satış delili bu ayrımı belirler. Deliller hukuka uygun elde edilmeli, arama usulüne uygun yapılmalıdır. Suç Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır ve uzlaştırmaya tabi değildir.

Uyuşturucu ticareti davaları, ceza hukukunun hem en ağır cezalı hem de usul yönünden en hassas dosyalarıdır. Çünkü bu davalarda tek bir usul hatası, örneğin hakim kararı olmadan yapılan bir arama ya da gizli soruşturmacının sınırı aşması, tüm delilleri hukuka aykırı hale getirip beraatle sonuçlanabilir. Öte yandan aynı miktar uyuşturucu, birinde on yılı aşan “ticaret” cezasına, diğerinde ise çok daha hafif “kullanmak için bulundurma” veya tedavi/denetimli serbestlik tedbirine yol açabilir. Bu farkı yaratan; maddenin miktarı, ele geçiriliş biçimi, satışa dair delil ve failin kullanıcı olup olmadığıdır. Bu rehberde suçun unsurlarını, ticaret-kullanma ayrımını, nitelikli halleri, etkin pişmanlığı, delil ve arama kurallarını ve güncel Yargıtay kararlarını bir ceza avukatı gözüyle anlatıyoruz.

Uyuşturucu Ticareti Suçu Nedir? (TCK 188)

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenir. Bu suç, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanımı dışındaki tüm ticari ve ticari nitelikli hareketleri kapsar. Korunan hukuki değer, kamu sağlığı ve toplumsal düzendir. Suç serbest hareketli bir suç olup, maddede sayılan fiillerden herhangi birinin işlenmesiyle oluşur ve tehlike suçu niteliğindedir; yani zararın gerçekleşmesi aranmaz. Kanunun tam metnine mevzuat.gov.tr adresindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu sayfasından ulaşabilirsiniz. Diğer ceza davaları için ceza hukuku rehberlerimize bakabilirsiniz.

Suçu Oluşturan Fiiller ve Ceza

TCK m. 188 iki temel grup fiil öngörür:

  • İmal, ithal ve ihraç (m. 188/1): Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal etmek, ülkeye sokmak (ithal) veya ülkeden çıkarmak (ihraç). İthal ve ihraçta ceza daha ağırdır.
  • Ülke içinde ticaret (m. 188/3): Uyuşturucu maddeyi ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak.

Ülke içi ticaret suçunun temel cezası, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Ancak uyuşturucunun türü belirleyicidir: Madde eroin, kokain, morfin, bazmorfin veya sentetik kannabinoid ve türevleri ise ceza yarı oranında artırılır. Suçun imal-ithal-ihraç boyutunda ise ceza daha da ağırdır.

Ticaret mi, Kullanmak İçin Bulundurma mı?

Bu ayrım, davanın en kritik noktasıdır; çünkü aynı fiil, “ticaret” (TCK m. 188, on yıldan fazla hapis) veya “kullanmak için bulundurma” (TCK m. 191, çok daha hafif ceza ve tedavi/denetimli serbestlik) olarak nitelendirilebilir. Yargıtay, bu ayrımda şu ölçütleri birlikte değerlendirir:

  • Maddenin miktarı: Kişisel kullanım sınırını (yıllık mutat kullanım miktarını) aşıp aşmadığı.
  • Ele geçiriliş biçimi: Maddenin tek parça mı yoksa satışa hazır küçük paketler halinde mi bulunduğu; hassas terazi, ambalaj malzemesi gibi satış emaresi bulunup bulunmadığı.
  • Satışa ilişkin delil: Alıcı beyanı, tanıklık, para, iletişim kayıtları gibi satışı gösteren başka delil olup olmadığı.
  • Failin kullanıcı olup olmadığı.

Kişisel kullanım miktarındaki madde ele geçmiş ve satışa dair kesin delil yoksa, eylem kullanmak için bulundurma suçu sayılır. Şüphe halinde, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi uygulanır.

Nitelikli Haller ve Cezayı Artıran Sebepler

Uyuşturucu ticareti suçunda cezayı ağırlaştıran başlıca haller şunlardır:

  • Suçun okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane gibi yerlerin çevresinde işlenmesi: Ceza yarı oranında artırılır.
  • Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi: Ceza yarı oranında artırılır.
  • Suçun suç işlemek için kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi: Ceza bir kat artırılır.
  • Suçun tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager gibi belirli meslek mensuplarınca işlenmesi: Ceza yarı oranında artırılır.
  • Maddenin çocuklara ulaştırılması veya çocukların kullanılması.

Uyuşturucu Ticareti Suçu Özet Tablosu

Uyuşturucu ticareti suçu (TCK m. 188) özet tablosu
Konu Bilgi
Hukuki dayanak 5237 sayılı TCK m. 188
Ülke içi ticaret cezası On yıldan az olmamak üzere hapis + adli para cezası
Madde türü etkisi Eroin, kokain, sentetik madde vb. ise ceza yarı oranında artar
Ticaret / kullanma ayrımı Miktar, satış delili ve failin kullanıcı olması belirleyici
Etkin pişmanlık Koşulları varsa TCK m. 192 uyarınca ceza indirimi/kaldırma
Uzlaştırma Tabi değildir
Görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi

Ceza Avukatı Muhammet Sarıkaya

küçükçekmece avukat
Uyuşturucu ticareti davaları, ağır cezalar ile hassas usul kurallarının bir arada bulunduğu, delilin hukuka uygunluğunun ve ticaret-kullanma ayrımının sonucu belirlediği dosyalardır. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde ceza hukuku alanında çalışmakta; uyuşturucu ticareti, kullanmak için bulundurma ve bunlara bağlı arama-elkoyma dosyalarında sanık müdafiliği yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki ağır ceza mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; aramanın hukuka uygunluğunun denetlenmesi, ticaret-kullanma ayrımının delillerle ortaya konması, ajan provokatörlük iddiasının değerlendirilmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.

İstanbul Ceza Avukatı

Uyuşturucu ticareti veya kullanmak için bulundurma suçlamasıyla karşı karşıyaysanız; ceza hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
İstanbul Ceza Avukatı

Deliller, Arama ve Hukuka Aykırı Delil

Uyuşturucu davalarının en belirleyici usul konusu, delilin hukuka uygun elde edilip edilmediğidir. Anayasa ve CMK uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bu davalarda kritik olan arama işlemidir: Arama kural olarak hakim kararına dayanmalı; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, ona ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emrine dayanmalıdır. Salt sözlü talimatla yapılan arama hukuka aykırıdır ve bu aramada ele geçen uyuşturucu, hukuka aykırı delil sayılır.

Diğer önemli deliller; olay yeri ve arama tutanakları, uzmanlık raporu (maddenin türü ve miktarı), tanık ve sanık beyanları, iletişimin tespiti (HTS) kayıtları ve teknik takip verileridir. Failin kastı ve suçun niteliği (ticaret mi kullanma mı) bu delillerin bütün olarak değerlendirilmesiyle belirlenir. Aramanın hukuka aykırılığı, tek başına beraat sonucu doğurabilecek kadar önemlidir.

Gizli Soruşturmacı ve Ajan Provokatör Yasağı

Uyuşturucu suçlarında delil elde etmek için gizli soruşturmacı görevlendirilebilir; ancak bunun kesin bir sınırı vardır. Gizli soruşturmacı, yalnızca önceden işlenmekte olan bir suça ilişkin delil toplayabilir. Failde suç işleme kararını kendisi yaratıp onu kışkırtarak suça sevk ederse, bu ajan provokatörlük olur ve yasaktır; bu yöntemle elde edilen delil hukuka aykırı sayılır. Bu nedenle, gizli soruşturmacının uyuşturucu satın aldığı olaylarda, failin daha önce satışa hazır uyuşturucu bulundurup bulundurmadığı, yani suç işleme kararının soruşturmacıdan önce mevcut olup olmadığı belirlenmelidir. Suç işleme iradesi soruşturmacının kışkırtmasıyla doğmuşsa mahkumiyet kurulamaz.

Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi

TCK m. 192, uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hükümlerini düzenler. Suç resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, fail diğer suç ortaklarını ve uyuşturucunun sağlandığı kaynakları bildirerek suçun meydana çıkmasına veya diğer faillerin yakalanmasına hizmet ederse, hakkında ceza verilmez. Suç haber alındıktan sonra, gönüllü olarak soruşturma ve kovuşturmaya yardım eden failin cezasında ise indirim yapılır. Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için yardımın samimi, etkili ve sonuç doğurucu olması aranır. Bu hüküm, doğru zamanlama ve içerikle uygulandığında sanık lehine çok önemli sonuçlar doğurur.

Uyuşturucu Ticareti Yargıtay Kararları

Aşağıda uyuşturucu madde ticareti (TCK m. 188), ticaret-kullanma ayrımı, arama ve gizli soruşturmacıya ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.

Hakim Kararı Olmadan Yapılan Araç Aramasında Ele Geçen Uyuşturucu Delil Sayılır mı?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/729, K. 2026/6208, T. 4.5.2026

Yapılan ihbar sonrası, İlçe Jandarma Komutanının sözlü talimatı üzerine sanığa ait aracın durdurularak arandığı, araçta sanığa ait montun altında dışarıdan görülmeyecek şekilde net 6,892 gram esrar ile etken maddesi MDMA ve 5-Fluoro-AKB48 olan toplam 18 adet tablet ve 452 adet boş kilitli poşetin ele geçirildiği olayda; 5271 Sayılı CMK’nın 119. maddesi gereğince “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.” şeklindeki düzenleme ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 4-a maddesinin 6. fıkrasına aykırı biçimde kolluk amirinin sözlü talimatı ile yapılan ve sonradan da yazılı hale getirilmeyen arama işleminin hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen uyuşturucu maddelerin “suçun maddi konusu” ve “suçun delili” olarak hükme esas alınamayacağı gözetilerek, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merci yazılı emri olmadan yapılan araç aramasında ele geçen uyuşturucu maddenin delil değerini değerlendirmiştir. Somut olayda, ihbar üzerine İlçe Jandarma Komutanının yalnızca sözlü talimatıyla sanığın aracının durdurularak arandığı ve montun altında gizlenmiş esrar ve sentetik uyuşturucu ele geçirildiği anlaşılmıştır. Daireye göre, CMK’nın arama hükümleri uyarınca arama kural olarak hakim kararına, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının, ona ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emrine dayanmalıdır; salt sözlü talimatla yapılan arama hukuka aykırıdır ve bu aramada elde edilen delil, hukuka aykırı delil niteliğindedir. Hukuka aykırı aramaya dayanılarak mahkumiyete karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gizli Soruşturmacının Uyuşturucu Satın Alması Ajan Provokatörlük (Suça Azmettirme) Sayılır mı?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/1957, K. 2026/6181, T. 4.5.2026

Gizli soruşturmacı alım tutanağı içeriğine göre somut olayda, gizli soruşturmacıların, araç içerisinde olduğunu görmeleri üzerine sanığın yanına giderek uyuşturucu madde olup olmadığını sordukları, sanığın uyuşturucu madde olduğunu söylemesi üzerine, gizli soruşturmacıların 100 TL’lik metamfetamin istediği ve parayı sanığa verdikleri, sanığın da metamfetamin maddesini gizli soruşturmacılara verdiği olayda; soruşturma yapan görevlilerin pasif davranmayarak, araç içinde bulunan sanığın yanına gidip uyuşturucu madde isteyerek delil üretmek ve soruşturma başlatmak için kişiyi başka türlü işleyeceği sabit olmayan bir suçu işlemeye sevk etme yönünde davranışlar sergilemiş oldukları, böylece görevlilerin görev sınırlarını aştıkları ve kışkırtıcı ajan gibi hareket ederek failleri suça teşvik etmiş oldukları anlaşılmakla, bu surette elde edilen delillerin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, gizli soruşturmacının uyuşturucu madde satın almasının ‘suça azmettirme’ (ajan provokatörlük) oluşturup oluşturmadığını değerlendirmiştir. Karara göre gizli soruşturmacı, ancak önceden işlenmekte olan bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla görevlendirilebilir; failde suç işleme kararını kendisi yaratıp onu suça sevk ederse (kışkırtırsa), bu ajan provokatörlük olur ve bu yöntemle elde edilen delil hukuka aykırı sayılır. Somut olayda, gizli soruşturmacının sanığa giderek uyuşturucu madde olup olmadığını sorması ve satın alması olayında; sanığın önceden satışa hazır uyuşturucu bulundurup bulundurmadığı, yani suç işleme kararının soruşturmacıdan önce mevcut olup olmadığı belirlenmelidir. Bu husus değerlendirilmeden mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

İddianamede Yer Almayan Eylemden (Ek Savunma Hakkı Verilmeden) Mahkumiyet Kurulabilir mi?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/6419, K. 2026/3060, T. 11.3.2026

Uyuşmazlık, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu iddiası hakkındadır. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “20.02.2024” yerine, Bölge Adliye Mahkemesince “20.02.2023”, İlk Derece Mahkemesince “20.02.2023 – 15.02.2024” yazılması, Somut olayda, sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 18.07.2024 tarihli iddianame ile dava açıldığı, iddianamede uyuşturucu madde imal etme eylemine ilişkin bir anlatım bulunmadığı halde İlk Derece Mahkemesince sanıklara CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak 20.05.2025 tarihli karar ile sanıkların 5237 Sayılı TCK’nın 188/1. maddesi gereği cezalandırılmalarına karar verildiği, iddianamede belirtilmeyen ve sanıklara isnat edilen TCK’nın 188/1. maddesinin uygulanmasını sağlayan eylemler hakkında ek iddianame ile dava açılması sağlanmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK’nın 225/1. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüştür.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, iddianamede yer almayan bir eylemden, sanığa ek savunma hakkı verilmeden mahkumiyet kurulup kurulamayacağını değerlendirmiştir. Somut olayda sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan dava açıldığı, iddianamede uyuşturucu madde imal etme eylemine ilişkin bir anlatım bulunmadığı halde, İlk Derece Mahkemesince suç vasfının değiştirilerek uyuşturucu madde imal etme suçundan mahkumiyet kurulduğu anlaşılmıştır. Daireye göre, iddianamede anlatılmayan bir fiilden mahkumiyet için CMK’nın 226. maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmesi zorunludur; iddianame dışına çıkılarak ve suç vasfının değişebileceği sanığa bildirilmeden, savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması ve CMK’nın 226/1. maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüştür.

Bozmadan Sonra Sanığa Yeniden Savunma Hakkı Verilmemesi Hukuka Aykırı mıdır?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/4681, K. 2026/2918, T. 10.3.2026

Dava, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükmün Dairemizce bozulmasından sonra, dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesi’nin 09.04.2025 tarihli oturumunda bozma ilamı okunarak sırasıyla sanıktan, sanık müdafiinden ve Cumhuriyet savcısından bozma kararına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanığa esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan ve 5271 Sayılı CMK’nın 216/ son maddesi uyarınca hazır olan sanığa son söz verilmeden duruşmanın bitirildiği ve direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılan dosyada; Cumhuriyet savcısı tarafından beyan edilen ve CMK’nın 216/1. maddesi uyarınca duruşmada ortaya konulan delillere yönelik olması gereken “Usul ve yasaya uygun olduğundan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur” şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince Cumhuriyet savcısının esasa ilişkin görüşü alınmadan hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü alınmadan ve hazır bulunan sanık ile müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkânı tanınmadan; hazır olan sanıklara son sözü sorulmadan yargılamaya son verilip hüküm kurularak sanıkların savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, Yargıtay bozmasından sonra Bölge Adliye Mahkemesinde yapılan yargılamada sanığa yeniden savunma hakkı verilmemesinin hukuka aykırı olup olmadığını değerlendirmiştir. Somut olayda, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin hükmün bozulmasından sonra dosyanın gönderildiği Bölge Adliye Mahkemesinde, bozma ilamı okunarak yargılamaya devam edildiği ancak sanık ve müdafiine bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan (ek savunma alınmadan) karar verildiği anlaşılmıştır. Daireye göre, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanığa ve müdafiine bozma ilamına karşı beyanda bulunma ve savunma yapma imkanı tanınması zorunludur; bu hak tanınmadan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup hukuka aykırı görülmüştür.

Kişisel Kullanım Miktarındaki Uyuşturucu Ticaret mi Kullanma Suçu mu Oluşturur?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/9130, K. 2026/2814, T. 9.3.2026

Sanığın haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan …ve …’da ele geçen …’ın verdiği uyuşturucu maddeler ile …’ın üzerinde ve ikamette ele geçen uyuşturucu maddelerle bir ilgisinin saptanamadığı, üzerinde ele geçirilen ve kişisel kullanım miktarında olan uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliğinde hataya düşülerek sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kişisel kullanım miktarındaki uyuşturucu maddenin, ticaret (satmak) suçu mu yoksa kullanmak için bulundurma suçu mu oluşturduğunu değerlendirmiştir. Somut olayda sanığın üzerinde ele geçirilen ve kişisel kullanım miktarında olan uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaçla (satmak, devretmek gibi) bulundurduğuna ilişkin, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı saptanmıştır. Daireye göre, uyuşturucu maddenin miktarı, ele geçiriliş biçimi, sanığın kullanıcı olup olmadığı ve satışa ilişkin başka delil bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmeli; kişisel kullanım sınırındaki madde ve satış delili yoksa eylem, daha az cezayı gerektiren ‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’ suçunu oluşturur. Bu değerlendirme yapılmadan ticaretten mahkumiyete karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Üzerinde Uyuşturucu Ele Geçmeyen Sanık Yeterli Delil Olmadan Mahkum Edilebilir mi?

Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2019/3937, K. 2020/1638, T. 9.3.2020

Dava, uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama suçuna ilişkindir. Kendilerinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen, suçlamayı kabul etmeyen sanıkların savunmalarının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, Sanık yönünden kendisinden uyuşturucu aldığı beyan eden şahsın soruşturma aşamasındaki beyanı, teşhisi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın evinin önüne uyuşturucu almaya gelen şahıslara balkondan sarkıttığı bidon ile uyuşturucu temin etmek suretiyle uyuşturucu madde ticareti veya temin etme suçunu işlediği, diğer sanığın adı geçen şahsa esrar satmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti veya temin etme suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında sanıkların beraatlerine karar verilmesi, Hükümden sonra UYAP aracılığı ile MERNİS’ten çıkartılan nüfus kaydında sanığın incelemeden önceki bir tarihte öldüğü belirtildiğinden, sanığın ölüp ölmediğinin Mahkemece araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 20. Ceza Dairesi, üzerinde veya ikametinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen ve suçlamayı kabul etmeyen sanığın, yeterli delil olmadan mahkum edilip edilemeyeceğini değerlendirmiştir. Somut olayda, kendilerinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanıkların, suçu kabul etmeyen savunmalarının aksine, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı saptanmıştır. Daireye göre, ceza yargılamasında mahkumiyet, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere dayanmalıdır; soyut ihbar, tanık beyanı veya başka sanıkların anlatımı tek başına ve doğrulanmadan mahkumiyete yeterli değildir. Kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereği, yeterli delil bulunmadan mahkumiyet kurulması doğru olmadığından; delillerin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

Uyuşturucu Suçunda Kullanılan Aracın Müsaderesine (El Konulmasına) Nasıl Karar Verilir?

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2016/2361, K. 2016/4054, T. 8.12.2016

Sanıklar hakkında tekerrürle ilgili denetim sürelerini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlülerin infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverilme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olduğu gözetilmeden; sanıklar hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken, TCK’nın 58. maddesinin 6. fıkrası gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, tedbirin süresinin de belirlenmesi, hatalıdır. Ele geçirilen suç konusu eroinin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile sanıkların olaydaki konumları dikkate alınarak, TCK’nın 61. ve 3. maddeleri uyarınca temel hapis ve adli para cezalarının alt sınır daha fazla aşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, isabetsizdir. Sanıkların diğer sanıklar tarafından oluşturulan örgüte üye olduklarına dair kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, bu suçtan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, doğru değildir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma” suçuna dair bozma nedenine göre, koşulları oluşmadığı halde, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu bireysel olarak işleyen sanıkların cezalarının TCK’nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca arttırılması, yasaya aykırıdır. Olay tutanağı içeriği ile dosyadaki tüm belge ve bilgilere göre; diğer sanığa ait olan aracın gizli bölmesinde ele geçirilen suç konusu eroini, adı geçen sanık ile birlikte sürücülüğünü yaptığı bu araç ile nakleden ve TCK’nın 37. maddesi kapsamında, “uyuşturucu madde nakletme” suçunun, diğer sanık ile birlikte faili olan sanığın mahkumiyeti yerine, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi, hatalıdır. Kendisinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın savunmasının aksine, ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgisi olduğuna veya diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, isabetsizdir. CMK’nın 257. maddesinde; müsadere edilecek eşya üzerinde hakkı olan kimselerin duruşmaya çağrılması ve bunların sanığın sahip olduğu hakları kullanabileceği öngörüldüğü halde, aracın kayıt malikine iddianame örneği ile duruşma günü ve saati tebliğ edilmeden yokluğunda bu aracın müsaderesine karar verilmesi, doğru değildir.

Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu madde ticareti suçunda kullanılan aracın müsaderesine (el konulmasına) hangi şartlarla karar verileceğini değerlendirmiştir. Karara göre, TCK’nın 54. maddesi uyarınca bir eşyanın müsadere edilebilmesi için, o eşyanın kasten işlenen suçun işlenmesinde kullanılması veya suçun işlenmesine tahsis edilmesi ya da suçtan meydana gelmesi gerekir; ayrıca müsadere, işlenen suça göre orantılı olmalıdır. Uyuşturucu naklinde kullanılan araç bakımından, aracın suçta kullanılıp kullanılmadığı ve suçla bağlantısı somut olarak belirlenmelidir. Somut olayda müsadere şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve orantılılık ilkesi değerlendirilmeden aracın müsaderesine karar verilmesi doğru değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Uyuşturucu ticareti suçunun cezası nedir?

Ülke içinde ticarette temel ceza on yıldan az olmamak üzere hapis ve adli para cezasıdır. Madde eroin, kokain, sentetik kannabinoid gibi ise ceza yarı oranında artar; imal, ithal veya ihraçta ceza daha ağırdır.

Üzerimde az miktarda uyuşturucu çıktı, ticaretten mi yargılanırım?

Zorunlu değil. Kişisel kullanım miktarındaki madde ve satışa dair kesin delil yoksa eylem, çok daha hafif olan “kullanmak için bulundurma” suçunu oluşturur. Miktar, ele geçiriliş biçimi ve satış delili birlikte değerlendirilir.

Hakim kararı olmadan yapılan aramada bulunan uyuşturucu delil olur mu?

Kural olarak hayır. Arama hakim kararına, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin yazılı emrine dayanmalıdır. Salt sözlü talimatla yapılan arama hukuka aykırıdır ve bu aramada ele geçen madde hükme esas alınamaz.

Gizli polis bana uyuşturucu sattırırsa suç oluşur mu?

Gizli soruşturmacı yalnızca mevcut bir suça ilişkin delil toplayabilir. Sizde suç işleme kararı yokken sizi kışkırtıp suça sevk ederse bu ajan provokatörlüktür ve elde edilen delil hukuka aykırı sayılır.

Uyuşturucu ticaretinde etkin pişmanlık nasıl uygulanır?

Suç haber alınmadan önce suç ortaklarını ve kaynağı bildirirseniz ceza verilmeyebilir; suç haber alındıktan sonra gönüllü ve etkili yardımda bulunursanız cezanızda indirim yapılır (TCK m. 192).

Uyuşturucu suçunda uzlaşma olur mu?

Hayır. Uyuşturucu ticareti suçu uzlaştırma kapsamında değildir; kamu davası olarak Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır.

Uyuşturucu ticareti davasında tutuklama olur mu?

Bu suç, kanunda tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlardandır; kuvvetli suç şüphesi ve koşulları varsa tutuklama kararı verilebilir. Ancak her dosyada somut değerlendirme yapılır ve adli kontrol de gündeme gelebilir.

Avukat’a Sor

Uyuşturucu ticareti, kullanmak için bulundurma, arama-elkoyma veya etkin pişmanlık konusundaki sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Bu davalarda savunmanın ilk andan doğru kurgulanması hayati önem taşır.
Avukat’a Sor

Uyarı: Danışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme, Türkiye Barolar Birliği 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenmektedir.

küçükçekmece avukat

Av. Muhammet Sarıkaya

Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları ceza hukuku, aile hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.

 


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir