Yaş Düzeltme Davası 2026 – Yaş Büyütme ve Küçültme Şartları
Yaş düzeltme dosyalarının neredeyse hepsi aynı Türkiye gerçeğinden doğar: Köyde, ebe elinde doğan çocuk nüfusa aylar, bazen yıllar sonra yazdırılır; kimi zaman askerlik veya okul hesabıyla tarih ileri geri kaydırılır. Yıllar sonra o “küçük” fark; emeklilik gününü, askerlik çağını, spor lisansını veya erken emekliliği belirleyen dev bir soruna dönüşür. Yaş düzeltme davası, kağıttaki tarihi gerçeğe döndürmenin tek hukuki yoludur; ama mahkemeler keyfi taleplere kapıyı sıkı sıkıya kapatmıştır. Bu rehberde davanın şartlarını, kemik testinin sınırlarını, delil düzenini, askerlik ve emekliliğe etkisini, dilekçe örneğini ve emsal kararı avukat kaleminden anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- Yaş Düzeltme Davası Nedir?
- Yaş Düzeltme Davasının Şartları
- Kemik Testi ve Deliller
- Dava Adım Adım Nasıl Açılır?
- Yaş Düzeltme Davası Özet Tablosu
- Yaş Düzeltme Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Askerlik ve Emekliliğe Etkisi
- Emsal Yargıtay Kararı ve İlkeler
- Yaş Düzeltme Dava Dilekçesi Örneği
- Yaş Düzeltme Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Yaş Düzeltme Davası Nedir?
Yaş düzeltme davası, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu‘nun 36. maddesine dayanan bir nüfus kaydı düzeltme davası türüdür; genel çerçeve için nüfus kaydının düzeltilmesi davası rehberimize bakabilirsiniz. Bu davada amaç, kişiye beğendiği bir yaşı vermek değil, kütükteki tarihi objektif gerçeğe uydurmaktır: Kişi sırf yaşından duyduğu rahatsızlıkla yaş değiştiremez. Dava kamu düzenine ilişkindir; hakim taleple bağlı kalmadan kendiliğinden araştırma yapar ve diğer nüfus kayıtlarıyla (özellikle kardeş ve ana-baba yaşlarıyla) çelişki yaratmayacak biçimde karar verir. Yaş büyütme de küçültme de aynı usule tabidir.
Yaş Düzeltme Davasının Şartları
Uygulamada davanın kabulü için birlikte aranan şartlar şunlardır:
- Resmi doğum kaydının bulunmaması: Doğum; hastane, doğumevi veya sağlık ocağında gerçekleşmişse bu kurumların kaydı esastır ve sahteliği ispatlanmadıkça aksine yaş düzeltilemez. Dava, tipik olarak evde veya köyde doğanlar için mümkündür.
- Dış görünüş uyumu: Kişinin fiziksel görünümünün, iddia edilen yaşla uyumlu olması gerekir; hakim bu gözlemi duruşmada bizzat yapar.
- Aynı yaşta kardeş bulunmaması: Talep edilen doğum tarihinde aynı anneden doğmuş bir kardeş varsa veya talep, kardeşler arasındaki doğum sıralamasını biyolojik olarak imkansız kılıyorsa (iki doğum arasında en az yaklaşık 180 gün aranır) dava reddedilir.
- Haklı ve hukuki yarar: Düzeltmenin dayandığı somut bir gerçeklik ve korunmaya değer bir yarar bulunmalıdır; doğumun neden yanlış veya geç bildirildiği dilekçede yaşam öyküsüyle anlatılmalıdır.
Kemik Testi ve Deliller
Davanın bel kemiği, tam teşekküllü bir devlet hastanesinden alınan ve el bileği kemik grafilerine dayanan sağlık kurulu raporudur. Kemik gelişimi yaklaşık 25 yaşında tamamlandığından, bu yaşın üzerindeki kişilerde kemik testi tek başına kesin sonuç vermez; mahkeme bu durumda okul kayıtları, aşı kartı, askerlik ve hastane kayıtları ile tanık beyanlarını birlikte değerlendirir.
Delil dosyası tipik olarak şunlardan oluşur: Nüfus kayıt örneği ve aile nüfus tablosu, ebe veya doğuma tanık olanların beyanları, ilkokul kayıt ve diploma tarihleri, aşı ve sağlık karnesi, fotoğraflar ve varsa dini nikah, muhtarlık gibi yardımcı kayıtlar. Mahkeme ayrıca kardeşlerin doğum tarihlerini ve annenin doğum yapabileceği yaş aralığını kendiliğinden denetler.
Dava Adım Adım Nasıl Açılır?
- Ön analiz: Doğum yeri (hastane kaydı var mı?), kardeş tarihleri ve talep edilen tarihin diğer kayıtlarla uyumu denetlenir; askerlik ve emeklilik etkisi hesaplanır.
- Dilekçe ve dava: Kişinin yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesinde, ilgili Nüfus Müdürlüğü hasım gösterilerek dava açılır; harç ve gider avansı yatırılır.
- Duruşma ve araştırma: Duruşmalar, nüfus müdürlüğü temsilcisinin katılımıyla yürütülür; tanıklar dinlenir, kişi hastaneye sevk edilerek kemik grafili sağlık kurulu raporu aldırılır.
- Karar ve tescil: Gerçek yaş belirlenirse doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilir; kesinleşen karar nüfusa işlenir ve yeni kimlik alınır. Dosya e-Devlet üzerinden izlenebilir.
Yaş Düzeltme Davası Özet Tablosu
| Konu | Bilgi |
|---|---|
| Hukuki dayanak | 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36 |
| Görevli ve yetkili mahkeme | Kişinin yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi |
| Davalı | İlgili Nüfus Müdürlüğü |
| Süre | Zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur |
| Temel şartlar | Resmi doğum kaydı olmaması, görünüş uyumu, aynı yaşta kardeş bulunmaması |
| Kilit delil | Kemik grafili sağlık kurulu raporu (yaklaşık 25 yaşa kadar) |
| Sınır | Aynı kayıt üzerinde düzeltme kural olarak bir kez yapılır |
| Ortalama süre | 3 ila 8 ay |
Yaş Düzeltme Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya

Yaş düzeltme dosyaları “kolay dava” görünümüne rağmen; kayıt çelişkisi denetimi, kemik testi sınırları ve bir kez düzeltme kuralı nedeniyle hata kaldırmayan dosyalardır. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde aile hukuku ve nüfus davaları alanında çalışmakta; yaş büyütme ve küçültme, isim ve kayıt düzeltme dosyalarında vekillik yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki asliye hukuk mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; hastane sevkinin ilk celsede alınması, tanık ve belge setinin eksiksiz sunulması ve askerlik ile emeklilik etkisinin önceden hesaplanması üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Nüfustaki doğum tarihiniz gerçeği yansıtmıyorsa; yaş büyütme veya küçültme dosyanızın şartlarının analizi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Askerlik ve Emekliliğe Etkisi
Bu davada en çok yanılınan konu, kararın etkileridir. Mahkeme kararıyla düzeltilen yaş; kimlik, eğitim ve genel hukuk düzeninde geçerlidir. Ancak iki özel alanda sınır vardır: Askerlik mevzuatı uyarınca, askerlik çağına girdikten sonra yapılan ve resmi sağlık kuruluşu doğum kaydına dayanmayan yaş değişiklikleri askerlik işlemlerinde dikkate alınmaz. Sosyal güvenlik mevzuatında da sigortalılık başlangıcından sonra yapılan yaş düzeltmeleri, emeklilik yaşının hesabında kural olarak hüküm ifade etmez. Yani yaş küçülterek askerliği ertelemek veya emekliliği öne çekmek mümkün değildir; davadan beklenen fayda, bu kurallar ışığında dava açılmadan önce mutlaka hesaplanmalıdır.
Emsal Yargıtay Kararı ve İlkeler
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 01.03.2010, E. 2009/13015, K. 2010/3119
Kararda; doğum tarihinin düzeltilmesi davalarının kamu düzeniyle yakından ilgili olduğu, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden araştırma yapacağı ve diğer kayıtlarla çelişki yaratmayacak biçimde hüküm kuracağı vurgulanmış; gerçek yaşın saptanması için ilgilinin tam teşekküllü bir hastaneye sevkiyle kemik grafileri de çekilmek suretiyle sağlık kurulu raporu aldırılmadan karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır.
Hastane kaydı varsa dava dinlenir mi?
Yerleşik uygulamaya göre resmi sağlık kuruluşundaki doğum kaydı kesin nitelikte kabul edilir; bu kayda dayalı nüfus yazımına karşı yaş düzeltme talebi, kaydın sahteliği ispatlanmadıkça reddedilir. Hastane kaydındaki maddi yazım hataları ise dayanak belge esas alınarak idari yoldan düzeltilebilir.
Kardeş kayıtlarıyla çelişki neden dava kaybettirir?
Nüfus kütüğü bir bütündür: Talep edilen tarih, aynı anneden doğan kardeşlerin tarihleriyle biyolojik olarak bağdaşmıyorsa (aralarında yaklaşık 180 günden az fark kalıyorsa) mahkeme, doğru sicil ilkesi gereği talebi reddeder. Bu nedenle dava öncesi tüm aile kayıtlarının tek tek denetlenmesi zorunludur.
Yaş Düzeltme Dava Dilekçesi Örneği
KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres
VEKİLİ: Av. Muhammet Sarıkaya – Küçükçekmece / İstanbul
DAVALI: Küçükçekmece İlçe Nüfus Müdürlüğü
KONU: Nüfus kaydında …/…/… olan doğum tarihinin, gerçek doğum tarihi olan …/…/… olarak düzeltilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR: Müvekkil, köyde ve herhangi bir sağlık kuruluşu dışında dünyaya gelmiş; doğumu, dönemin koşulları nedeniyle nüfusa iki yıl geç bildirilmiştir. Kütükteki tarih gerçeği yansıtmamaktadır; müvekkilin gerçek doğum tarihi, ilkokul kayıtları, aşı kartı ve doğuma tanık kişilerin beyanlarıyla sabittir. Talep edilen tarihte aynı anneden doğmuş bir kardeş bulunmamakta olup düzeltme, hiçbir kayıtla çelişki yaratmayacaktır. Gerçek yaşın tespiti için müvekkilin tam teşekküllü bir hastaneye sevkiyle kemik grafilerine dayalı sağlık kurulu raporu aldırılmasını talep ederiz.
DELİLLER: Nüfus kayıtları, okul ve aşı kayıtları, sağlık kurulu raporu (kemik yaşı incelemesi), tanık beyanları ve sair her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Davanın kabulü ile müvekkilin doğum tarihinin …/…/… olarak DÜZELTİLMESİNE karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. Muhammet Sarıkaya
Yaş Düzeltme Yargıtay Kararları
Aşağıda yaş düzeltme davasına ve düzeltilen yaşın ceza ile emeklilik süreçlerine etkisine ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Ceza Mahkemesi, Hukuk Mahkemesinin Kesinleşmiş Yaş Düzeltme Kararıyla Bağlı mıdır?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/7658, K. 2026/2092, T. 24.3.2026
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.04.2000 tarihli ve 5-74/79 Sayılı kararında da belirtildiği üzere ceza mahkemesinin daha önce hukuk mahkemesince verilip kesinleşen yaş düzeltme kararı ile bağlı olmadığı, gerçek yaşın tespitine ilişkin araştırma yapabileceği ve buna ilişkin karar verilebileceğine işaret edilmiş olup hükümlünün hastane doğum kaydının getirtilmesi, hastanede doğmamış olması halinde, hangi tarihte hangi eğitim kurumlarında eğitim gördüğünün araştırılması, daha sonrasında olay tarihindeki kesin yaşının tespiti açısından İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve suç tarihinde kemik yaşı konusunda rapor aldırılarak sonucuna göre hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebi ile ilgili hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Kabule göre de; yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin kabulüne karar verildikten sonra, yeniden yapılan yargılama sonunda hükümde değişiklik yapılmaması halinde önceki hükmün onaylanması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, infazda tereddüt oluşturacak biçimde ayrıca yeniden hüküm kurulması suretiyle 5271 Sayılı Kanun’un 323/1. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ceza mahkemesinin daha önce hukuk mahkemesince verilip kesinleşen yaş düzeltme kararıyla bağlı olmadığını vurgulamıştır. Ceza yargılamasında sanığın/hükümlünün gerçek yaşı; suçun niteliği, ceza indirimleri ve zamanaşımı bakımından belirleyici olduğundan, ceza mahkemesi hukuk mahkemesinin kararıyla yetinmeyip gerçek yaşı bağımsız olarak araştırabilir. Karar uyarınca mahkeme; hastane doğum kaydını getirtmeli, kişi hastanede doğmamışsa hangi tarihte hangi eğitim kurumlarında okuduğunu araştırmalı ve olay tarihindeki kesin yaşı belirlemek için Adli Tıp Kurumundan kemik yaşı raporu aldırarak sonucuna göre karar vermelidir; eksik araştırmayla hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
Sanığın Suç Tarihindeki Yaşı Ceza İndirimini Nasıl Etkiler?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/870, K. 2026/1973, T. 12.3.2026
1. Sanık … hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz istemleri yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın yaşı konusunda alınan raporlar karşısında suç tarihinde 18 yaşından büyük olduğu ve yaş küçüklüğü nedeniyle indirim hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edilmediği, hükme esas alınan adli raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemlerin sanık … tarafından kasten gerçekleştirdiğinin saptandığı, sanık …’ın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, maktulden sanığa yönelen haksız söz veya davranış bulunmaması karşısında sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında isabetsizlik bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından katılan vekili ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık … hakkında maktule yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin temyiz istemi yönünden; Oluşa ve dosya içeriğine göre; olaydan iki gün önce sanık …’ın, eski kız arkadaşı …’nin maktul …’a ait araçta bulunduğunu görmesi üzerine motosikleti ile aracın önünü keserek tartışma çıkardığı, bu suretle maktul ile aralarındaki husumetin kaynağının bizzat sanık …’tan sadır olduğu, aynı olay sırasında sanık …’ın da tartışmaya dahil olup maktulün aracına tekme atmasıyla taraflar arasındaki gerginliğin büyüdüğü, olay günü ise sanık … ile sanık …’ın birlikte hareket ederek maktul ile görüşmeyi kararlaştırdıkları, tanık anlatımlarına ve dosya kapsamına göre olayda kullanılan bıçağın sanık …’a ait olduğuna dair tanıklar …, …, …’un aynı yönde beyanlarının bulunduğu, bıçağı sanık …’a sanık …’ın verdiğine dair tanıklar … ve …’in aynı yönde beyanlarının bulunduğu, sanıkların birlikte buluşma yerine gittikleri, sanık …’ın olay mahallinde bıçaklama anına yakın mesafede bulunduğu ve bıçaklama sonrasında sanık …’a “bıçakladın, kaç artık” dediğinin tanık … ve …’un beyanlarıyla doğrulandığı olayda; sanık …’ın, suçun asli faili olan sanık …’a husumetin doğmasına neden olan sürecin içinde yer alması, suç aletini temin edip vermesi, fail ile birlikte olay yerine gitmesi ve fiilin icrasını kolaylaştıran davranışlarda bulunması karşısında, eyleminin 5237 Sayılı Kanun’un 39/2-b maddesinde düzenlenen “suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak” kapsamında kaldığı ve bu itibarla eyleme yardım eden sıfatıyla katıldığı anlaşıldığından sanık …’ın 5237 Sayılı Kanun’un 81/1, 39… /1-2-3. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın suç tarihindeki yaşının ceza indirimine etkisini değerlendirmiştir. Kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyette, sanığın yaşı konusunda alınan raporlar karşısında suç tarihinde 18 yaşından büyük olduğu belirlendiğinden, yaş küçüklüğüne bağlı indirim hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu karar, yaş tespitinin ceza miktarını doğrudan belirlediğini; suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık lehine indirim uygulanırken, raporlarla 18 yaşından büyük olduğu saptanan sanık yönünden bu indirimin uygulanmayacağını ortaya koymaktadır.
Kesinleşmiş Hükümde Yaş Düzeltmesi Kazanılmış Hak Doğurur mu?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/7893, K. 2026/1794, T. 10.3.2026
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21.11.2013 tarihli ve 2013/625 Esas, 2013/6605 Karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşen hükme yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan sanık müdafinin talebinin kabulüyle yapılan yargılamada; 5271 Sayılı Kanun’un 311. maddesinde sınırlı olarak sayılan sanık lehine yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, Mahkemece önceki hükmün onaylanmasına karar verilmesi yerine yeniden hüküm kurulması ve kesinleşmiş hükümlerde kazanılmış hak olmayacağının gözetilmemesi yönlerinden hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmüne karşı yaş düzeltmesine dayalı yargılamanın yenilenmesi talebini değerlendirmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde sanık lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup, bu koşullar oluşmadan yeniden yargılama yapılamaz. Ayrıca yenileme kabul edilse dahi, mahkemenin önceki hükmü onaylamakla yetinmesi gerekirken yeniden hüküm kurması ve kesinleşmiş hükümlerde kazanılmış hak bulunmadığının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur; kesinleşmiş cezanın yeniden ele alınması ancak kanunda sayılan dar koşullarda mümkündür.
Sigortalılıktan Sonra Yapılan Yaş Düzeltmesi Emeklilik Şartlarında Dikkate Alınır mı?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12743, K. 2026/2321, T. 2.3.2026
I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 21.04.2021 tarihli ilk tahsis talep tarihini takip eden ay başı itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi özetle; davacı hakkında Kurumlarınca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu, davacının yaş tashihinin işe girdikten sonra yapılması nedeniyle emeklilik şartları için doğum tarihinin 15.04.1983 olarak esas alındığını, Kanun’un 57. maddesi gereğince uzun ve kısa vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortasından yararlanmada sigortalıların yararlanmaya başlamadan önceki yaş düzeltmelerinin kabul edildiğini, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; davacı taraf, iş bu davayı 06.09.2021 tarihinde açmış olduğu, yargılama devam ederken 23.03.2023 tarihinde davalı Kuruma başvuruda bulunduğu, davalı Kurum tarafından 7438 Sayılı Kanun kapsamında yeniden tahsis talebinde bulunulması nedeniyle davacıya 01.04.2023 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlandığı görülmekle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi’nin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bakımından tahsis istemine ilişkin açılmış olan eldeki davada, 15.04.1972 tarihinin doğum tarihi olarak esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmakta ise de, 506 Sayılı Kanun’un 60-g bendi hükmüne dayalı olarak tahsis şartlarının 21.04.2021 tarihi itibari ile gerçekleşmediği anlaşılmakta olup, kaldırma kararından sonra davacıya 23.03.2023 tarihli ikinci tahsis talebine dayalı olarak, 01.04.2023 tarihi itibari ile Kurumca hali hazırda tahsis yapılması, bu konuda da uyuşmazlığın bulunmaması karşısında, Kurum işleminin yerinde olduğu dikkate alınarak davasının tümden reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; haklı davanın kabul edilmesini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigortalılık başladıktan sonra yapılan yaş düzeltmesinin emeklilik şartlarında dikkate alınıp alınmayacağını değerlendirmiştir. Kurum, davacının yaş tashihinin işe girdikten sonra yapılması nedeniyle emeklilik şartları bakımından ilk sigortalılıktaki doğum tarihini esas almıştır. Daireye göre; uzun ve kısa vadeli sigortalardan yararlanmada, sigortalının yararlanmaya başlamadan (işe girmeden) önce yapılan yaş düzeltmeleri kabul edilir; ancak sigortalılık tescilinden sonra yapılan yaş tashihi 506 sayılı Kanun’un 120/2. maddesi uyarınca yaşlılık aylığında nazara alınamaz. Bu nedenle Kurum işlemleri ve mahkemenin ret kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yaş Düzeltme Davası İşe Girmeden Önce Açılmışsa Emeklilikte Hangi Tarih Esas Alınır?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/13315, K. 2026/2326, T. 2.3.2026
Dava, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 506 Sayılı Kanun’un 120/2. maddesi gereğince sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihinin yaşlılık aylığında nazara alınamayacağı açıktır. Eldeki davada, davacının doğum tarihinin 01.01.1979 olarak nüfusta kayıtlı olduğu, davacının bu doğum tarihinin doğru olmadığı gerçeği yansıtmadığı düzeltilmesi gerektiği gerekçesi ile Asliye Hukuk Mahkemesine 03.05.1991 tarihinde yaş tahsisi davası açıldığı bu dava devam ederken 24.06.1991 tarihinde işe girdiği tarihte yaşının nizalı olduğu henüz kesinleşmiş bir doğum tarihinin mevcut olmadığı açıktır. Sonuç olarak da davacının yaş tahsisi davası kabul edilip doğum tarihinin 01.01.1974 olarak düzeltildiği anlaşılmakla Kurum tarafından işe girmeden önce nizalı olan doğum tarihinin esas alınması yerinde olmayıp davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, yaş düzeltme davasının işe girmeden önce açılmış olması halinde emeklilikte hangi doğum tarihinin esas alınacağını belirlemiştir. Kural olarak sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş tashihi yaşlılık aylığında dikkate alınmaz. Ancak somut olayda davacı, işe girmeden önce (03.05.1991’de) yaş düzeltme davası açmış; işe girdiği 24.06.1991 tarihinde henüz kesinleşmiş bir doğum tarihi bulunmadığından, doğum tarihi ‘nizalı’ (çekişmeli) durumdaydı. Dava kabul edilip doğum tarihi düzeltildiğinden, Kurumun işe girişte çekişmeli olan eski tarihi esas alması yerinde görülmemiş; düzeltilmiş doğum tarihine göre davanın kabulü gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Nüfustaki Maddi Hata (Kayıt Düzeltimi) Yaş Tashihi Sayılır mı ve Emeklilikte Kabul Edilir mi?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10047, K. 2026/2262, T. 26.2.2026
SOMUT UYUŞMAZLIK VE SONUÇ: 10. Somut uyuşmazlıkta, davacı sigortalının 10.05.1970 doğum tarihinin hatalı olarak, 10.05.1980 olarak yazıldığı mahkeme kararı ile sabittir. Burada kayıtta maddi hata vardır. Davacının 1983 yılında ilkokuldan mezun olduğu, 1987 yılında da sigortalı olarak işe girdiği de kayıtlarla sabittir. Burada yaş tashihinden söz edilemez. Kayıt düzeltimi olduğu açıktır. 11. Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının 6100 Sayılı HMK’nın 373/5 maddesi uyarınca yerinde görülmesi gerekirken, gönderme kararı verilmesi isabetli olmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, nüfustaki bir yanlışlığın ‘yaş tashihi’ mi yoksa ‘kayıt (maddi hata) düzeltimi’ mi olduğunu ve bunun emeklilikteki sonucunu ortaya koymuştur. Somut olayda davacının gerçek doğum tarihi 10.05.1970 iken nüfusa hatalı olarak 10.05.1980 yazılmış; 1983 yılında ilkokuldan mezun olması ve 1987’de sigortalı çalışmaya başlaması karşısında, on yaşında ilkokul bitirip on yedi yaşında çalışmaya başlaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan burada gerçek bir yaş tashihi değil, açık bir maddi hatanın (kayıt düzeltiminin) söz konusu olduğu kabul edilmiştir. Kayıt düzeltimi niteliğindeki bu düzeltme, yaş tashihi sayılmadığından 506 sayılı Kanun’un 120/2. maddesindeki sınırlamaya tabi değildir; bu nedenle direnme kararının yerinde görülmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Nüfusa Kayıt Tarihinden Önceki Bir Doğum Tarihine Düzeltme Yapılabilir mi?
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2006/7834, K. 2006/8256, T. 30.10.2006
Mahkemece, davacının 22/2/1981 olan doğum tarihi 22/2/1982 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 28/9/1981 tarihinde kaydedilmiştir. Bir şahsın doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından bu suretle bir düzeltme nüfus kayıtlarında çelişki yaratacaktır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, kişinin nüfusa kaydedildiği tarihten önceki bir doğum tarihine düzeltme yapılamayacağını vurgulamıştır. Somut olayda mahkeme, davacının 22.02.1981 olan doğum tarihini 22.02.1982 olarak düzeltmiş; ancak davacı nüfusa 28.09.1981 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı söz konusu olamayacağından, düzeltilen doğum tarihinin (1982) nüfusa kayıt tarihinden (28.09.1981) sonraya gelmesi nüfus kayıtlarında çelişki yaratır. Bu nedenle talep edilen doğum tarihi, nüfusa kayıt tarihiyle çelişmeyecek biçimde belirlenmeli; kişinin kendi tescil tarihinden sonra doğmuş görünmesine yol açan bir düzeltmeye karar verilemez.
Sıkça Sorulan Sorular
Yaş düzeltme davasını kimler açabilir?
Kaydı düzeltilecek ergin kişinin kendisi; küçükler için ise velisi (anne-baba) açabilir. Hukuki yararı bulunan mirasçılar, ölen yakınlarının kaydı için de dava açabilir.
Yaş büyütme veya küçültme davasında süre var mı?
Hayır. Dava herhangi bir zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi değildir; ancak aynı kayıt üzerindeki düzeltme kural olarak bir kez yapılabildiğinden dava tek seferde doğru kurgulanmalıdır.
Hastanede doğan biri yaşını değiştirebilir mi?
Kural olarak hayır. Resmi doğum kaydı esastır; sahteliği ispatlanmadıkça bu kayda aykırı yaş düzeltme talebi kabul edilmez.
Kemik testi kaç yaşına kadar sonuç verir?
Kemik gelişimi yaklaşık 25 yaşında tamamlandığından test bu yaşa kadar güvenilir sonuç verir; daha ileri yaşlarda okul, aşı ve askerlik kayıtları ile tanık beyanları öne çıkar.
Yaş küçültürsem askerliğim ertelenir mi?
Hayır. Askerlik çağına girdikten sonra yapılan ve resmi doğum kaydına dayanmayan yaş değişiklikleri askerlik işlemlerinde dikkate alınmaz.
Yaş büyütme erken emeklilik sağlar mı?
Hayır. Sigortalılık başlangıcından sonra yapılan yaş düzeltmeleri, emeklilik yaşının hesabında kural olarak dikkate alınmaz.
Dava ne kadar sürer, tek celsede biter mi?
Hastane sevki ve rapor süreci nedeniyle çoğunlukla 2 ila 4 celse, ortalama 3 ila 8 ay sürer. Belgeleri hazır dosyalarda süre kısalır.
Avukat’a Sor
Yaş büyütme veya küçültme dosyanızın şartlarını, kayıt çelişkisi riskini ve beklenen faydayı doğrudan avukata sorabilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Bir kez düzeltme kuralı nedeniyle ilk deneme doğru kurgulanmalıdır.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.