Evlat Edinme 2026 – Şartları, Süreci ve Sonuçları (TMK 305-320)
Evlat edinme, hukukun en insani kurumudur: Bir çocuğa aile, bir aileye evlat kazandırır. Ama tam da bu yüzden kanun koyucu kapıyı ardına kadar açmamış; sürecin her adımını çocuğun üstün yararını gözeten sıkı şartlara bağlamıştır. Uygulamada iki yol vardır: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aracılığıyla koruma altındaki bir çocuğun evlat edinilmesi ve akraba veya tanıdık bir küçüğün doğrudan mahkeme kararıyla evlat edinilmesi. Her iki yolda da 1 yıllık bakım şartı, rızalar ve sosyal inceleme aşamaları dosyanın kaderini belirler. Bu rehberde evlat edinme şartlarını, ergin evlat edinmeyi, süreci adım adım, sonuçlarını (soyadı, mirasçılık, nüfus) ve sık yapılan hataları avukat kaleminden anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- Evlat Edinme Nedir?
- Küçüklerin Evlat Edinilmesinin Şartları
- Rıza Şartı ve Rızanın Aranmadığı Haller
- Erginlerin ve Kısıtlıların Evlat Edinilmesi
- Evlat Edinme Şartları Özet Tablosu
- Evlat Edinme Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Evlat Edinme Süreci Adım Adım
- Evlat Edinmenin Sonuçları: Soyadı, Velayet, Miras
- Emsal İlkeler ve Uygulama
- Evlat Edinme Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Evlat Edinme Nedir?
Evlat edinme, kan bağı bulunmayan kişiler arasında mahkeme kararıyla yapay bir soybağı kurulmasını sağlayan aile hukuku kurumudur; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 305 ila 320. maddelerinde düzenlenir. Evlat edinme bir sözleşme değil, hakim kararıyla kurulan bir statüdür: Noterde veya kendi aralarında yapılan “evlatlık” anlaşmaları hukuken sonuç doğurmaz. Tüm süreçte pusula tektir: Evlat edinmenin, her halde küçüğün yararına olması ve evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi.
Küçüklerin Evlat Edinilmesinin Şartları
Kanunun aradığı temel şartlar şunlardır:
- 1 yıl bakım ve eğitim şartı: Küçük, evlat edinen tarafından 1 yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmalıdır. Bu fiili birliktelik, mahkemenin ilişkinin sağlamlığını test ettiği süredir.
- Yaş farkı: Evlat edinilen küçük, evlat edinenden en az 18 yaş küçük olmalıdır.
- Birlikte evlat edinme: Eşler ancak birlikte evlat edinebilir; evli olmayanlar birlikte evlat edinemez. Eşlerin en az 5 yıldan beri evli olmaları veya her ikisinin de 30 yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir. Bir eş, diğerinin çocuğunu (üvey çocuğu) evlat edinmek isterse en az 2 yıldan beri evli olmaları veya kendisinin 30 yaşını doldurmuş olması yeterlidir.
- Tek başına evlat edinme: Evli olmayan kişi, 30 yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir. Evli kişinin tek başına evlat edinmesi ise ancak istisnai hallerde (diğer eşin sürekli ayırt etme gücünden yoksunluğu, 2 yılı aşkın süredir nerede olduğunun bilinmemesi veya mahkeme kararıyla 2 yılı aşkın süredir ayrı yaşama) mümkündür.
- Sosyal inceleme: Mahkeme, evlat edinenin kişiliği, sağlığı, ekonomik durumu, aile ortamı ve çocukla ilişkisi hakkında kapsamlı araştırma yaptırır; uzman raporu alınır.
Rıza Şartı ve Rızanın Aranmadığı Haller
Ayırt etme gücüne sahip küçük, rızası olmadıkça evlat edinilemez; vesayet altındaki küçük için ayrıca vesayet dairelerinin izni gerekir. Kural olarak küçüğün öz ana ve babasının rızası da şarttır: Rıza, küçüğün doğumundan itibaren 6 hafta geçmeden verilemez; küçüğün oturduğu yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak tutanağa geçirilir ve verilmesinden itibaren 6 hafta içinde aynı usulle geri alınabilir.
Ancak iki halde ana ve babadan birinin rızası aranmaz: Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyor ya da ayırt etme gücünden sürekli yoksunsa; veya küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa. Bu hallerde rızanın aranmamasına mahkeme karar verir. Uygulamada bu, çocuğuyla yıllardır ilgilenmeyen ebeveynin sürece kilit vurmasını önleyen kritik hükümdür.
Erginlerin ve Kısıtlıların Evlat Edinilmesi
18 yaşını doldurmuş kişiler de evlat edinilebilir; ancak şartlar farklıdır (TMK m. 313): Evlat edinenin altsoyunun açık muvafakati aranır ve şu üç halden biri bulunmalıdır: Ergin, bedensel veya zihinsel engeli nedeniyle sürekli yardıma muhtaçsa ve evlat edinen tarafından en az 5 yıldır bakılıyorsa; evlat edinilecek kişi, küçükken en az 5 yıl süreyle evlat edinen tarafından bakılıp eğitilmişse; ya da başka haklı sebepler varsa ve ergin, evlat edinenle en az 5 yıldır aile halinde birlikte yaşıyorsa. Evli bir ergin ancak eşinin rızasıyla evlat edinilebilir; bunlar dışında küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.
Evlat Edinme Şartları Özet Tablosu
| Konu | Şart |
|---|---|
| Bakım süresi (küçük) | Evlat edinen yanında 1 yıl bakım ve eğitim |
| Yaş farkı | En az 18 yaş |
| Eşlerin birlikte evlat edinmesi | 5 yıllık evlilik veya her iki eşin 30 yaşını doldurması |
| Üvey çocuğun evlat edinilmesi | 2 yıllık evlilik veya evlat edinenin 30 yaşını doldurması |
| Tek başına evlat edinme | Evli değilse 30 yaş; evliyse yalnızca kanuni istisnalarda |
| Rızalar | Ayırt etme gücüne sahip küçük + öz ana baba (doğumdan 6 hafta sonra) |
| Görevli mahkeme | Evlat edinenin oturma yeri Aile Mahkemesi |
| Ergin evlat edinme | Altsoyun muvafakati + 5 yıllık bakım veya birlikte yaşam halleri |
Evlat Edinme Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya

Evlat edinme dosyaları; rıza tutanaklarının usulü, bakım süresinin ispatı ve sosyal inceleme aşamasının yönetimi gibi ince basamaklardan oluşur ve tek bir usul eksiği, aylarca süren hazırlığı boşa çıkarabilir. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde aile hukuku alanında çalışmakta; küçüklerin ve erginlerin evlat edinilmesi, rızanın aranmaması talepleri ve evlatlık ilişkisine bağlı nüfus ile miras uyuşmazlıklarında vekillik yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki aile mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; belge setinin eksiksiz hazırlanması, uzman incelemesine hazırlık ve duruşma sürecinin tek plan altında yürütülmesi üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Evlat edinme başvurunuzun şartlara uygunluğunun analizi, rıza süreçleri ve dava takibi için aile hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Evlat Edinme Süreci Adım Adım
- Yolun seçilmesi: Koruma altındaki bir çocuk için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı il müdürlüğüne başvurulur; başvuru, sosyal inceleme ve sıra süreciyle çocuk, ailenin yanına 1 yıllık izleme dönemi için yerleştirilir. Akraba veya tanıdık bir küçük içinse süreç doğrudan mahkemede yürür.
- Şart analizi ve belgeler: Yaş, evlilik süresi, sağlık, adli sicil, gelir ve konut durumu belgelenir; 1 yıllık fiili bakım kayıt altına alınır.
- Rızaların alınması: Öz ana babanın rızası mahkemede tutanağa geçirilir; rıza alınamayan hallerde rızanın aranmaması ayrıca talep edilir.
- Dava ve sosyal inceleme: Evlat edinenin oturma yeri Aile Mahkemesinde dava açılır; mahkeme kapsamlı araştırma yaptırır, tarafları ve gerektiğinde uzmanları dinler.
- Karar ve tescil: Şartlar sağlanmışsa evlat edinmeye karar verilir; kesinleşen karar nüfusa işlenir, küçük evlat edinenin soyadını alır ve dilerse evlat edinen küçüğe yeni bir ad verebilir.
Evlat Edinmenin Sonuçları: Soyadı, Velayet, Miras
- Velayet ve soyadı: Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer; küçük, evlat edinenin soyadını alır. Velayetin kapsamı için velayet davası rehberimize bakabilirsiniz.
- Mirasçılık: Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olur; evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Buna karşılık evlat edinen, evlatlığa mirasçı olmaz.
- Evlenme yasağı: Evlatlık ile evlat edinen ve altsoyu arasında evlenme yasağı doğar; ayrıntı için evlenme engelleri yazımıza bakabilirsiniz.
- Nüfus ve gizlilik: Evlatlık ilişkisi nüfusa tescil edilir; kayıtlar ve belgeler gizlidir, ancak evlatlığın kökenini öğrenme hakkı saklıdır.
Emsal İlkeler ve Uygulama
1 yıllık bakım şartı nasıl ispatlanır?
Uygulamada mahkemeler; okul ve sağlık kayıtları, komşu ve öğretmen beyanları, fotoğraf ve yazışmalar ile sosyal inceleme raporundaki gözlemler üzerinden küçüğün fiilen evlat edinen yanında yaşayıp yaşamadığını denetler. Kağıt üzerinde kalan, fiilen kurulmamış birlikteliklerde talep reddedilir; şart, kararın verildiği ana kadar dolmuş olmalıdır.
Öz anne veya baba rıza vermiyorsa süreç tıkanır mı?
Hayır, her zaman değil. Çocuğuna karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmeyen ya da kim olduğu veya nerede olduğu bilinmeyen ebeveynin rızasının aranmamasına mahkemece karar verilebilir. Bu değerlendirmede ebeveynin çocukla ilgilenme çabası, kişisel ilişki ve nafaka geçmişi somut olgularla incelenir.
Evlatlık ilişkisi kaldırılabilir mi?
Evet, ancak dar şartlarla: Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişiler dava açabilir; esasa ilişkin diğer noksanlıklarda ise her ilgili kaldırma davası açabilir. Dava hakkı, sebebin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl geçmekle düşer ve küçüğün yararı ağır biçimde zedelenecekse kaldırmaya karar verilemez.
Evlat Edinme Yargıtay Kararları
Aşağıda evlat edinme, rıza şartı ve evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Evlat Edinilmesinde Rıza ve Yarar Nasıl Değerlendirilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7588, K. 2025/4035, T. 21.4.2025
Dava, evlat edinme istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde davalıların evlilik dışı ilişkisinden davaya konu kişinin 29.03.2019 tarihinde dünyaya geldiği, davalıların ailelerinin durumu öğrenmesi halinde küçüğün can güvenliğinin bulunmaması sebebi ile küçüğü Kurum’a küçük henüz 1 haftalıkken 05.04.2019 tarihinde bırakmak zorunda kaldıkları, 04.09.2019 tarihli sosyal inceleme raporuna göre küçüğü Kurum’a bıraktıktan sonra hiç aramadıkları ve ziyaret etmedikleri, Kurum tarafından davalı ile telefonla irtibata geçilmesi üzerine küçüğün evlat edinilmesini istemedikleri, evlenip küçüğü alacaklarını söyledikleri, bu görüşme sonrasında küçüğün henüz 6 aylıkken koruyucu annesi davacıya teslim edildiği, davalının eşinden 09.09.2021 tarihinde boşanıp davalı ile 24.05.2022 tarihinde evlendiği, davalı biyolojik annenin 27.06.2022 tarihli başvurusuna kadar da küçüğü arayıp sormadıkları ve bu şekilde velayet görevlerini özenle yerine getirmedikleri anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından alınan tek sosyal inceleme raporunda da belirtildiği üzere; bu süreçte evlat edinilmek istenen kişi ile davacı arasında anne-çocuk ilişkisinin kurulduğu, küçüğün bütün bebeklik dönemini kesintisiz olarak birlikte geçirdiği ve annesi olarak benimsediği, davacıdan ayrılmasının küçüğün psikolojik gelişimini olumsuz etkileyeceği, evlat edinmeyi düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nda evlat edinmenin şartları arasında “çocuğun Kurum’dan koruyucu aile olarak almamış olmak” koşulunun düzenlenmediği, evlat edinmeye karar verilirken ve diğer bütün şartlar değerlendirilirken öncelikle dikkat edilmesi gereken hususun, küçüğün evlat edinilmesinin küçüğün üstün yararına uygun olup olmaması olduğu, doktrinde de çocuğun üstün yararına uygun olmasının evlat edinmenin en önemli şartı olduğu, evlat edinme işleminin olmazsa olmazı ( condictio sine qua non ) olduğunun vurgulandığı, başka bir deyişle evlat edinmenin, çocuğun yararı koşuluyla doğrudan bağlantılı olduğu, “Çocuğun Yararı” ilkesinin birincil ve en üst ilke olarak kabul edildiği, Kanun koyucunun da aynı görüşü benimsediği, TMK md.305/2’de evlat edinmenin “her hâlde” küçüğün yararına bulunması gerektiğini vurgulamasından da anlaşıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde evlat edinme davalarında korunması gereken öncelikli kişinin evlat edinilmesine karar verilecek olan küçük olduğuna göre kişinin davacı tarafından evlat edinilmesi ve davalı anne ve babanın rızalarının aranmamasına karar verilmesi küçüğün üstün yararı gereğidir. Bütün bu açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde; çocuğun üstün yararı gereğince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bozulması gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun evlat edinilmesi talebini, çocuğun üstün yararı ve rıza koşulları çerçevesinde değerlendirmiştir. Evlat edinme her hâlde küçüğün yararına olmalı; öz ana babanın rızası ve kanunun aradığı diğer şartlar eksiksiz incelenmelidir. Ailenin durumu öğrenmesi ihtimali gibi kişisel kaygılar değil, çocuğun menfaati esas alınarak; rızaların usulüne uygun alınıp alınmadığı ve şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak karar verilmelidir.
Biyolojik Ana Babanın Rızasının Aranmaması Koşulları Nasıl Belirlenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8284, K. 2024/539, T. 6.2.2024
Dava, evlat edinme istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, küçüğün biyolojik ana babasının evlat edinmede rızalarının aranmaması koşullarının oluşup oluşmadığı, evlat edinmenin küçüğün üstün yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Evlat edinilmek istenen küçüğün doğumu sırasında annenin ağır şekilde rahatsızlanması sonrasında, ailenin küçüğe bakacak imkanları olmaması sebebi ile Kurum bakımına bırakıldığı, annenin sağlığı iyiye gidince aileye teslim edildiği, çocuk aile yanında iken davacı tarafından ziyarete gidildiğinde çocuğun bakımsız olması sebebi ile davacının çocuğu yanına aldığı, sonrasında küçüğün götürüldüğü hastanede düzenlenen sağlık raporunda çocuğun enteral beslenmeye muhtaç durumda olduğunun bildirildiği, küçüğün beslenmesinin dâhi ana ve baba tarafından gereken şekilde sağlanamadığı, dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporunda küçüğün ana ve babasının yaşadığı konutun iki odadan ibaret olduğu, evde mutfak, tuvalet ve banyonun bulunmadığı, küçüğün diğer kardeşlerinin beslenme ihtiyacının dâhi komşuların yardımları ile karşılandığı, Mahkemenin kararında da belirtildiği üzere dosya kapsamındaki bütün belgelerden davacı ile evlat edinilmek istenen küçük arasında anne-çocuk bağının kurulduğu, bakım şartının ve evlat edinilmeye karar verilmesi için gerekli diğer şekil şartlarının da oluştuğu, bu nedenle evlat edinmede ana-babanın rızasının aranmamasına ve davanın kabulüyle küçüğün davacı tarafından evlat edinilmesine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle çocuğun üstün yararı gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyip kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, biyolojik ana babanın rızasının aranmamasına ilişkin koşulların nasıl belirleneceğini ortaya koymuştur. TMK m. 311 uyarınca; ana veya babanın kim olduğu ya da uzun süredir nerede oturduğu bilinmiyorsa, ayırt etme gücünden sürekli yoksunsa veya küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa rızası aranmaz. Bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği somut delillerle araştırılmalı; şartların varlığı hâlinde rıza aranmaksızın evlat edinmenin diğer koşulları da değerlendirilmelidir.
Babanın Nerede Olduğu Bilinmiyorsa Rızası Aranmadan Evlat Edinmeye Karar Verilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/818, K. 2023/5221, T. 7.11.2023
Dava, evlat edinme istemine ilişkindir. Uyuşmazlıkta davalı babanın nerede oturduğu bilinmediğine ve İlk Derece Mahkemesince de araştırılmasına rağmen nerede olduğu tespit edilemediğine göre, 4721 Sayılı Kanun’un 311. maddesi şartlarının olayda oluştuğunun kabulüyle babanın rızasının aranmamasına karar verilmesi ve evlat edinmenin diğer şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilerek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken davacının dava dilekçesindeki talepleri tam olarak incelenmeden ve duruşma dahi açılmaksızın dosya üzerinden davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, davalı babanın nerede oturduğunun bilinmemesi ve araştırmaya rağmen tespit edilememesi hâlinde, rızası aranmadan evlat edinmeye karar verilebileceğini belirtmiştir. TMK uyarınca, ana veya babanın uzun süredir nerede olduğu bilinmiyorsa rızası aranmaz. Bu nedenle mahkemece gerekli araştırma yapılıp babanın yeri tespit edilemediğinde, rızanın aranmamasına karar verilerek işin esasına girilmesi gerekir.
Yurt Dışında Verilen Evlat Edinme Kararı Türkiye’de Nasıl Tanınır ve Tenfiz Edilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5783, K. 2022/2231, T. 9.3.2022
Dava, evlat edinme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. Türkiye tarafından da kabul edilen Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Kanununda İşbirliğine Dair Sözleşmede ülkelerarası evlat edinmelerin çocuğun yüksek yararlarına uyularak yapılması için koruyucu tedbirleri tesis etmenin sözleşmenin amacı olduğu belirlenmiş, uluslararası evlat edinmelerin şartlarını belirleyen düzenlemede de, evlat edinmenin sınırları gösterilmiş ancak burada belirli bir süre bakım ve eğitim şartından bahsedilmemiştir. Buna göre tabi olduğu yabancı ülke hukukuna göre evlat edinilen küçüğün, Türk Medeni Kanunu’nun 305/1. maddesi uyarınca bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olmaması, küçüğün yüksek yararları da dikkate alındığında Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmez. Davacının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini istediği yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, mahkemece, talebin MÖHUK’un ilgili maddeleri uyarınca aranan tanıma ve tenfiz şartları yönünden değerlendirilerek sonucu uyarınca karar vermek gerekirken, belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, yurt dışında verilen evlat edinme kararının Türkiye’de tanınması ve tenfizini değerlendirmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu Ülkelerarası Evlat Edinme Sözleşmesi ve milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca, yabancı mahkemece verilen evlat edinme kararı, tanıma-tenfiz koşulları sağlandığında Türkiye’de hüküm ifade eder. Mahkeme, kararın usulüne uygunluğunu ve kamu düzenine aykırı olup olmadığını inceleyerek tanıma veya tenfize karar verir.
Öz Anne Çocuğunu Terk Etmişse Rızası Aranmadan Evlat Edinme Mümkün müdür?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/18-2045, K. 2021/1154, T. 5.10.2021
Dava, evlat edinme, ana ve baba rızasının aranmaması, çocukla velayet ilişkisinin kurulması istemine ilişkindir. Biyolojik annenin küçüğe karşı doğum sonrası kim olduğunu dahi bilmediği bir kişiye çocuğu terk etmesi, topuk kanı için çocuğun sağlık ocağına çağrılmasına rağmen çocuğun kendisinden olmadığını, kimliğinin çalınarak doğum yapıldığını söyleyerek inkar etmesi, ancak adli soruşturma neticesinde biyolojik anne olduğunun öğrenilmesi üzerine ve uzun süre sonra durumu ailesine anlatarak kabul etmesi karşısında TMK’nın 311/2. maddesinde düzenlenen küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği hususunda Özel Daire ve yerel mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her ne kadar davalı baba yargılama aşamasında küçük Seher T.’nün babası olduğunu öğrenmiş ve tanıma yoluyla çocukla soybağı kurulmuş ise de, davalının yargılama aşamasındaki beyanı ve hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporu içeriğinden; davalının çocukla kişisel ilişki kurma talebinin bulunmadığı, baba olarak çocuğun bakımını üstlenmeyi istemediği, kendisini baba olarak hissetmediği ve babalık görevini yerine getiremeyeceği açık olup davalı baba tarafından küçük Seher T.’ye karşı özen yükümlüğünün yeterince yerine getirildiğinden bahsetme olanağı bulunmamaktadır. Davacının küçük Seher’i bir anne sevgi ve şefkatiyle benimsediği, çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal açıdan sağlıklı gelişimini sağlayabileceği ortamın oluştuğu, davacının evlat edinmesine engel herhangi bir olumsuz durumunun da bulunmadığı, çocuğun üstün yararının evlat edinilmesinde daha ağır olduğu anlaşılmıştır. Yine çocuk ruh sağlığı uzmanı tarafından düzenlenen raporda; küçük Seher T.’nün 39 günlük iken geçici bakım sözleşmesi ile bakımını üstlenen, bugüne kadar biyopsikososyal açıdan bebeğin gelişimini olumlu yönde etkileyen, aralarında güvenli anne-bebek bağlanmasının oluştuğu, temel bakımını yapan kişi ile kalmasının ruh sağlığı açısından gerekli olduğu, bebeğin temel bağlanma kişisinden ayrılmasının ruhsal gelişimi açısından bu dönemde sakıncalı olduğu, uzman heyetin belirlediği yaşta biyolojik anne ile tanışması ve uzmanların önereceği zamanlama ile bu iletişimin yürütülmesinin uygun olduğu bildirildiğinden, davalı-birleşen davada davacı tarafından açılan birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. O hâlde, mahkemece davalı babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediği gözetilerek TMK’nın 311/2. maddesi gereğince rızasının aranmamasına, küçüğün davacı tarafından evlat edinilmesinde üstün yararı bulunduğundan asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen direnme kararı yerinde bulunmuştur.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, öz annenin çocuğunu doğumdan hemen sonra terk etmesi hâlinde rızasının aranmadan evlat edinmeye karar verilip verilemeyeceğini değerlendirmiştir. Biyolojik annenin, çocuğu kim olduğunu dahi bilmediği bir kişiye terk etmesi, özen yükümlülüğünün ağır biçimde ihlali sayılır. Bu durumda annenin rızasının aranmamasına karar verilerek, çocuğun üstün yararı gözetilip evlat edinme ve velayet ilişkisinin kurulması değerlendirilmelidir.
Evlat Edinme Davasında Davacı ve Davalı Sıfatı Kime Aittir?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/13616, K. 2019/11787, T. 26.12.2019
Dava; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 305 ve devamı maddeleri kapsamında küçüğün evlat edinilmesi istemine ilişkindir. Evlat edinme davalarında davacı sıfatı tek başına evlat edinmede evlat edinen, birlikte evlat edinmede ise evlat edinen eşlere; davalı sıfatı ise evlat edinilene aittir. Evlat edinilen küçük ise dava yasal temsilcilerine (küçük anne-babasının velayeti altında ise anne ve babaya, eğer küçüğe vasi atanmış ise vasiye ), ergin kısıtlı ise vasisine dava yöneltilmelidir. Dolayısı ile davalı gösterilen (Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ) davada davalı sıfatı bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle hakkındaki davanın reddi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir. 4721 Sayılı TMK’nin 463. maddesi gereği vesayet altındaki bir kişinin evlat edinilmesi için bu konuda vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden evlat edinilecek küçük evlilik dışı doğum olarak doğmuş olup, Aile Mahkemesi’nin kararı ile annenin küçük üzerindeki velayet hakkının kaldırılmasına ve çocuğun evlat edinilmesi esnasında rızasının aranmamasına karar verildiği, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile küçüğe vasi atanmasına karar verildiği, dosya içerisindeki fotokopi suretine göre vesayet makamının ek kararı ile küçüğün evlatlık verilebilmesi için vasiye izin ve yetki verilmesine karar verildiği, iş bu kararın aslı veya onaylı sureti getirtilerek denetlenmediği gibi denetim makamının küçüğün evlat edinilmesine dair izin verilmesi kararı olup olmadığı ve evlat edinmede babanın rızasının olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesi isabetsizdir. Küçüğün evlat edinilmesine dair sosyal inceleme raporlarının çocuğun yasal temsilcisi olan vasitarafından hazırlandığı, küçüğün yasal temsilcisi olarak davalı sıfatı ile dosyanın tarafı olan vasisinin yasaklılık durumu dikkate alınmadan sunduğu raporların hükme esas alınması bozma nedenidir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlat edinme davasında davacı ve davalı sıfatının kime ait olduğunu belirlemiştir. Tek başına evlat edinmede davacı evlat edinen kişi; birlikte evlat edinmede ise eşlerdir. Davalı sıfatı ise rızası aranması gereken öz ana ve babaya (ve gerekli hâllerde küçüğe/kayyıma) aittir. Taraf sıfatının doğru belirlenmesi, rızaların usulüne uygun alınması ve davanın esasına girilmesi bakımından zorunludur.
Daha Önce Başkası Tarafından Evlat Edinilmiş Çocuk Yeniden Evlat Edinilebilir mi?
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/7250, K. 2016/4421, T. 15.3.2016
Davacılar, kendi kızlarını evlat edinmek istemektedirler. Davalının daha önce dedesi ve babaannesi tarafından evlat edinilmiş olması, evlat edinenlerle evlatlık arasında yapay bir soybağı kurar ise de, evlatlığın gerçek anne ve babası ile hukuken geçerli biçimde oluşmuş kan bağına dayanan soybağı ilişkisini ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanununun soybağının kurulmasına ilişkin 282’nci ve devamı maddeleri ile, evlat edinmeye ilişkin 305 ve devamı maddeleri hükümlerine göre, ana ve babanın kendi çocuklarını evlat edinmeleri mümkün olmadığı halde, mahkemece, bu husus gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, daha önce başkası (dede ve babaanne) tarafından evlat edinilmiş bir çocuğun, öz ana babası tarafından yeniden evlat edinilip edinilemeyeceğini değerlendirmiştir. Önceki evlat edinme yapay bir soybağı kursa da, bu durum çocuğun gerçek ana babası tarafından yeniden evlat edinilmesine kesin engel oluşturmaz; belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme, mevcut evlatlık ilişkisi ile talep edilen yeni ilişkiyi çocuğun yararı yönünden değerlendirerek karar vermelidir.
Evlat Edinenlerin Boşanıp Yeniden Evlenmesi Evlatlık İlişkisini Etkiler mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/6232, K. 2025/4034, T. 21.4.2025
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemi hakkındadır. Evlat edinenlerin 08.08.1989 tarihinde evlenip 29.03.2001 tarihinde boşandıkları ve daha sonra 31.05.2005 tarihinde tekrar evlendikleri, davacıya 2001-2003 yılları arasında baktıklarını iddia ederek evlat edinme davası açtıkları, davacının evlat edinmesine dair kararda davacının davalıların evliliklerinin devamı sırasında davacıya en az bir yıl süre ile baktıklarına ilişkin bir gerekçe olmadığı, iş bu davanın yapılan yargılamasında da bakım şartı gerçekleşmeksizin evlat edinmeye karar verildiğinin ispatlandığı anlaşılmaktadır. O halde esaslı unsurları olmaksızın kurulan evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, birlikte evlat edinen eşlerin sonradan boşanıp yeniden evlenmelerinin evlatlık ilişkisine etkisini değerlendirmiştir. Eşlerin evlat edinme kararından sonra boşanıp tekrar evlenmeleri, kurulmuş olan evlatlık ilişkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; evlatlık ilişkisi ancak kanunda sayılan sebeplerle ve dava yoluyla kaldırılabilir. Bu nedenle salt boşanma ve yeniden evlenme, ilişkinin kaldırılması için yeterli sayılmaz.
Önceki Davada Kesinleşen Ret Kararı Yeni Evlat Edinme Davasını Engeller mi?
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/4746, K. 2015/18041, T. 8.12.2015
Dava; evlat edinilmeye karar verilmesi istemine ilişkindir. Her ne kadar kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının önceki evlat edinme davası sırasında evli olduğu ve tek başına evlat edinemeyeceği gerekçesiyle o davanın reddine karar verilmiş olması, eldeki davanın açıldığı tarihte ise davacının boşanmış olması, koşulların oluşması halinde davacının tek başına evlat edinebilmesinin mümkün olması, evlat edinme talebinin niteliği gereği koşullarının oluşması halinde yeniden dava açılmasının mümkün olması ve her iki davanın dava sebeplerinin ve koşullarının farklı olması gözetildiğinde önceki davanın kesin hüküm oluşturduğundan söz edilemez. Davacının aynı zamanda evlat edinilmek istenen küçüğün vasisi olması nedeniyle küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesi sonra işin esasına girilerek evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri konusunda kapsamlı bir araştırma yapılması, tarafların bu konuda göstereceği deliller toplanarak gerektiğinde uzman görüşünün alınıp bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, önceki evlat edinme davasında verilen kesin ret kararının, sonradan açılan yeni davayı engelleyip engellemeyeceğini değerlendirmiştir. Kesin hüküm (kesin ret), ancak taraflar, konu ve dava sebebi aynı olduğunda yeni davayı engeller. Davacının önceki davadaki durumu (örneğin o tarihte evli olup tek başına evlat edinememesi) değişmişse, koşullar farklılaştığından kesin hükümden söz edilemez ve yeni davanın esası incelenmelidir.
Koruyucu Aile, Yanında Büyüttüğü Küçüğü Evlat Edinebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/2-302, K. 2012/287, T. 11.4.2012
Dava, koruyucu aile olan evli çiftin, küçüğü birlikte evlat edinmesi istemine ilişkindir. Sokağa bırakılan ve kurumca koruyucu aile olarak davacılara verilen küçüğün davacılar ile duygusal bağının oluştuğu; evlilik dışı ilişkisi sonucu küçüğü dünyaya getiren davalı annenin, küçüğün babasının kim olduğu yönünde açıklamada bulunmadığı, davalı annenin çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getiremediği anlaşıldığından, davalı annenin evlat edinmeye rızasının alınmasına gerek yoktur. Davalı anne gerek yargılama sırasında ve gerek davadan sonraki dönem için küçük ile şahsi ilişki kurulması yönünde karar verilmesi isteminde bulunmuş; bu istem bozma nedenine göre Özel Dairece incelenmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, koruyucu aile olarak küçüğü yanında büyüten evli çiftin bu küçüğü evlat edinip edinemeyeceğini değerlendirmiştir. Sokağa bırakılan ve kurumca koruyucu aile olarak davacılara verilen küçükle davacılar arasında güçlü bir duygusal bağ oluşmuşsa, çocuğun üstün yararı bu bağın korunmasını gerektirir. Diğer yasal şartlar da sağlanıyorsa, koruyucu ailenin küçüğü evlat edinmesine karar verilebilir.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması Davasında Husumet Kime Yöneltilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/18-2518, K. 2021/1155, T. 5.10.2021
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. Aile Mahkemesi’nin dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından evlat edinilmek istenene husumet yöneltilerek eşinin torunu olan davalıyı evlat edinmek istediğini beyan ettiği, davalının davayı kabul ettiği ve davacının eşinin eşinin torununu evlat edinmesine bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği, mahkemece davanın TMK’nın 306/3. maddesi gereğince açıldığı ve aranan koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Evlat edinilenin eşinin torunu olduğundan TMK’nın 306/3. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı, TMK’nın 306. maddesi gereğince eşlerin ancak birlikte evlat edinebileceği şartının yerine getirilmediği gibi evlat edinilenin dava tarihinde ergin olması nedeniyle TMK’nın 313/1. maddesi gereğince evlat edinenin altsoyu konumunda olan davacının açık muvafakatının alınmadığı saptanmıştır. O hâlde, evlat edinme davası sırasında erginlerin evlat edinmesine ilişkin koşullar gerçekleşmediğinden evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında husumetin kime yöneltileceğini belirlemiştir. Dava, evlatlık ilişkisinin taraflarına (evlat edinen ile evlatlığa) yöneltilmelidir; husumetin yanlış kişiye yöneltilmesi hâlinde işin esasına girilemez. Somut olayda husumetin doğru tarafa yöneltilip yöneltilmediği denetlenerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekir.
Baba Rıza Vermiyorsa Özen Yükümlülüğü Araştırılmadan Dava Reddedilebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/8467, K. 2022/1932, T. 1.3.2022
Dava; evlat edinme kararı verilmesi istemine ilişkindir. Davalı küçüğün babası olup rızasının bulunmadığını bildirmiş ve mahkemece babanın rızasının bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının halen hükümlü olarak ceza evinde bulunduğu, davalının cezaevinde olması nedeni ile de velâyet görevini yerine getiremeyeceği gibi, TMK m. 311/2 gereğince “Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa” hükmünün somut olayda gerçekleştiği dikkate alınarak, evlat edinmede baba rızası aranmamasına karar verilerek davanın kabulü gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, babanın rıza vermediğini bildirmesi hâlinde, özen yükümlülüğü araştırılmadan davanın reddedilemeyeceğini vurgulamıştır. Babanın rıza vermemesi tek başına ret sebebi değildir; mahkeme, babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirip getirmediğini araştırmalı, gerekiyorsa rızanın aranmamasına karar vermelidir. Bu inceleme yapılmadan, salt baba rıza vermedi gerekçesiyle davanın reddi hatalıdır.
Evlat Edinme Talebi, Velayet Davası İçinde Bekletici Sorun Oluşturur mu?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/1452, K. 2016/7485, T. 13.4.2016
Davacı velayetleri annelerinde bulunan çocukların velayetlerinin anneden alınarak kendisine verilmesini talep etmiş, davanın reddine karar verilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında velayetleri davaya konu olan çocuklar hakkında evlat edinme davası açıldığı, tarafların davada davalı olarak yer aldıkları, davanın kabulüne karar verilerek çocukların evlat edinilmesine karar verildiği, kararın tebliğ aşamasında olup, henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Aile Mahkemesi’nin çocukların evlat edinilmesine dair ilamı kesinleştiği takdirde velayet hakkı evlat edinenlere geçeceğinden, eldeki davanın konusu kalmayacaktır. Mahkemece Aile Mahkemesi’nin evlat edinmeye dair davasının kesinleşmesi beklenilerek, sonucu uyarınca karar verilmelidir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, velayet davası ile evlat edinme talebinin bir arada bulunması hâlinde izlenecek yolu değerlendirmiştir. Velayetin değiştirilmesi ve evlat edinme birbirinden farklı taleplerdir; biri velayetin kime ait olacağını, diğeri soybağı kurulmasını konu alır. Mahkeme, her talebin kendi şartlarını ayrı ayrı değerlendirmeli; gerektiğinde evlat edinmeye ilişkin sonucu velayet yönünden de gözeterek çocuğun üstün yararına göre karar vermelidir.
Evlilik Dışı Çocukta Anne, Babanın Rızasının Aranmaması İçin Bağımsız Dava Açabilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/10286, K. 2011/14804, T. 3.10.2011
– Küçük, annesinin evlilik dışı ilişkisinden doğmuştur. Küçüğün annesinin, babanın evlat edinmede rızasının aranmamasına ilişkin mahkemeden karar istemesi yasal olarak mümkün değildir. Evlat edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir. Verilen rıza, evlat edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlat edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir. Evlat edinmeye küçüğün ana ve babasının vereceği rıza, tek taraflı bir irade beyanı olup, mahkemeye ulaştığı ve tutanağa geçirildiği anda hukuki sonuç doğurur. Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta geçmeden önce verilemez. Davacı anne, küçüğün evlat edinilmesine rızasının olduğunu beyan ettiğine göre, bu beyanının tutanağa geçirilip tespiti ile yetinilmesi gerekirken, annenin bu talebinin reddedilmesi doğru bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlilik dışı doğan çocukta, annenin babanın rızasının aranmaması için bağımsız (tek başına) bir dava açıp açamayacağını değerlendirmiştir. Babanın rızasının aranmaması, ancak evlat edinme davası içinde ve o davanın koşulları çerçevesinde incelenebilir; anne, bundan bağımsız olarak yalnızca babanın rızasının aranmamasına ilişkin ayrı bir dava açamaz. Bu tür talep, evlat edinme davasının bir parçası olarak ileri sürülmelidir.
Geçici Bakım Sözleşmesiyle Yerleştirmede Bir Yıllık Bakım Şartı Nasıl Hesaplanır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3088, K. 2025/4929, T. 12.5.2025
Küçüğün geçici bakım sözleşmesi ile aile yanına yerleştirildiği, TMK’nın 312. maddesinde yerleştirmeden kast edilenin, küçüğün, kişi veya eşlerin yanına yerleştirilmesi olduğu, küçüğün ailenin yanına yerleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Küçüğün geçici bakım sözleşmesi ile evlat edinecek aile yanına yerleştirilmesi evlat edinme davasında önce ayrı bir dava olarak evlat edinmede ana/baba rızasının aranmaması davasına engeldir. İş bu husus 6100 Sayılı HMK’nın 114/2. maddesi gereği dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hâkim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Küçüğün geçici bakım sözleşmesi ile evlat edinecek aile yanına yerleştirilmiş olmasına göre, ana ve baba rızasının aranmaması konusunun evlat edinme davası içinde değerlendirilmesi gerektiğinden, açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, geçici bakım sözleşmesiyle aile yanına yerleştirilen küçükte bir yıllık bakım şartının nasıl hesaplanacağını belirlemiştir. TMK m. 312 anlamında yerleştirme, küçüğün kişi veya eşlerin yanına fiilen bırakılmasıdır; bir yıllık bakım süresi, bu fiili yerleştirmenin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle geçici bakım sözleşmesiyle yerleştirme tarihi esas alınarak, bir yıllık bakım şartının dolup dolmadığı değerlendirilmelidir.
Koruma Altına Alınan ve İlgilenilmeyen Çocuklarda Rıza Şartı Nasıl Uygulanır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/4675, K. 2018/390, T. 11.1.2018
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davaya konu 2007 ve 2008 doğumlu çocukların iş bu davadan önce kesinleşen karar ile koruma altına alındıkları, anne ve babalarının boşandıkları, anne ve babanın çocuklara karşı ilgisiz ve ihmalkar davrandıkları, çocuklar hakkında evlat edinme işlemlerinin başlatıldığı ve bu kapsamda ailelerin yanına yerleştirildikleri, uzman raporunda çocukların ailelerine dönmeleri halinde travma yaşayacaklarının bildirildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeple bu çocuklar yönünden de evlat edinmede ana-baba rızasının aranmamasına karar verilecek yerde, talebin reddi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, koruma altına alınan ve öz ana babası tarafından ilgilenilmeyen çocuklarda rıza şartının nasıl uygulanacağını değerlendirmiştir. Çocukları koruma altına alınmış, boşanmış ve çocuklarıyla fiilen ilgilenmeyen ana babanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılıyorsa, rızalarının aranmamasına karar verilebilir. Bu değerlendirmede, ana babanın çocukla kişisel ilişki ve bakım geçmişi somut olgularla incelenmelidir.
Evlatlık, Evlat Edinenin Altsoyu (Alt Soyu) Sayılır mı?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/1983, K. 2025/7379, T. 16.9.2025
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmaktadır. 4721 Sayılı Kanun’un kuralları ve sistematiği dikkate alındığında, evlatlığın alt soy sayılmayacağı sonucuna varmanın hukuka uygun bir yorum olduğu anlaşılmaktadır. TMK’nun 313/1 maddesindeki, “evlât edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin ve kısıtlılar evlat edinilebilir” biçimindeki düzenlemede yer alan “alt soydan” doğal/biyolojik yolla kurulan hısımlık ilişkisini anlamak, evlatlık yoluyla oluşan hısımlık ilişkisinin bu kapsama girmeyeceğini kabul etmek gerekmektedir. Bu durumda, murisin davalıyı evlat edinmesinde önceki evlatlığı davacının açık muvafakatinin alınmamasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Hâl böyleyken, murisin davalıyı evlat edinmesi sırasında, önceki evlatlık davacının evlat edinmeye açık muvafakatinin bulunmadığı gerekçesiyle, murisle davalı arasında kurulmuş olan evlatlık ilişkisinin kaldırılması hukuka uygun olmamıştır. Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlatlığın, evlat edinenin altsoyu sayılıp sayılmayacağını değerlendirmiştir. 4721 sayılı Kanun’un kuralları ve sistematiği dikkate alındığında, evlatlık evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olsa da teknik anlamda ‘altsoy’ kavramı içinde değerlendirilemez. Bu ayrım, özellikle altsoyun muvafakatinin arandığı hâllerde ve miras ilişkilerinde önem taşıdığından, evlatlığın altsoy sayılmayacağı gözetilerek sonuca varılmalıdır.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılmasında Hangi Tarihteki Hükümler Uygulanır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/2-422, K. 2024/370, T. 10.7.2024
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasına ilişkindir. Evlat edinmeye ilişkin kararının 09.06.2006 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlüğe girdiği 12.01.2014 tarihine kadar da 4721 Sayılı Kanun’un 319. maddesinin “Dava hakkı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her halde evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer” hükmünü taşıdığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla iptal kararının yürürlüğünden önce; 09.06.2011 tarihinde evlatlık ilişkisi yoluyla kurulan soybağının iptali” için kanunda belirtilen “ilgililer” tarafından açılması mümkün evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası açma hakkı, düşmüştür. Zira iptal kararının yürürlüğünden önce evlatlık ilişkisinin üzerinden beş yıl geçmiş ve ilgililerin bu tarihten sonra dava açma hakkı kalmamıştır. Böyle olunca, 09.06.2006 tarihinde kesinleşmiş mahkeme kararı ile kurulan soybağı, ilgililerin beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde evlatlık ilişkisinin kaldırılması yönünde dava açma hakkını kullanmamaları nedeni ile kesinleşmiştir. Evlat edinilen evlat edinenin altsoyuna dahil olmakla kan hısmı gibi birinci zümre mirasçısı olmuş ve mirasta hak sahipliği kazanmıştır. Bundan böyle nasıl ki gerçek ana baba ile çocuk arasında kan bağına dayanan soybağı ilişkisini ortadan kaldırmak mümkün değilse, somut olayda da geçerli şekilde kurulduğu ve kesinleştiği anlaşılan evlatlık ilişkisinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar karşısında; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından çok önce, beş yıllık hak düşürücü süre dolup, davalı yararına maddi anlamda kazanılmış hak doğduktan sonra açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmelidir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında hangi tarihteki hükümlerin uygulanacağını belirlemiştir. Evlat edinme kararının kesinleştiği tarih ile sonradan yürürlüğe giren (Anayasa Mahkemesi iptal kararı gibi) değişiklikler arasındaki dönem gözetilerek, olaya uygulanacak hukuk doğru saptanmalıdır. Kaldırma davası, ilişkinin kurulduğu ve kaldırma sebebinin doğduğu tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilir.
Eşi Vefat Eden Kişi Ergin Birini Tek Başına Evlat Edinebilir mi?
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/3333, K. 2013/5683, T. 8.4.2013
Dava, Türk Medeni Kanununun 313. maddesi uyarınca ergin kişinin evlat edinilmesi istemine ilişkindir. Davacının eşinin 2011 tarihinde vefat ettiği, 1945 doğumlu davacı ile 1965 doğumlu davalının 1984 tarihinden bu yana ve halen birlikte aile halinde yaşadıkları, davacının altsoyunun bulunmadığı, davacının davalıyı evlat edinmesine karar verilmesini istediği, davalının da davayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Ergin kişinin evlat edinilmesine ilişkin koşullar davada gerçekleşmiştir. Davanın kabulüyle evlat edinmeye karar vermek gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, eşi vefat etmiş bir kişinin ergin (18 yaşını doldurmuş) birini tek başına evlat edinip edinemeyeceğini değerlendirmiştir. TMK m. 313 uyarınca ergin evlat edinmede aranan şartlar (uzun süreli birlikte yaşama/bakım ve altsoyun muvafakati) sağlanıyorsa, eşi vefat eden kişi ergin birini tek başına evlat edinebilir. Somut olayda uzun yıllar süren aile birlikteliği ve diğer koşullar gözetilerek karar verilmelidir.
Evlatlık, Kendi Öz Ailesi ve Kökeni Hakkındaki Nüfus Bilgilerini Öğrenebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5782, K. 2022/2513, T. 16.3.2022
Dava, evlatlık verilen kızının nüfus bilgilerinin ve evlat edinen aile hakkında bilgi verilmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun m.314/6 gereğince evlat edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme kararı olmadıkça veya evlatlık istemedikçe hiçbir şekilde açıklanamaz. O halde, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu ve bu nedenle aktif dava ehliyeti olduğunun kabulüyle dava dilekçesinin ve eklerinin davalıya tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, davacının iddiasını ispata yönelik bildirdiği delillerinin toplanılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken duruşma dahi açmadan tensiple davanın reddi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlatlık verilen kişinin öz ailesi ve kökeni hakkındaki nüfus bilgilerini öğrenme hakkını değerlendirmiştir. TMK m. 314/son uyarınca evlat edinmeyle ilgili kayıtlar gizli olmakla birlikte, evlatlığın kendi kökenini (öz ailesini) öğrenme hakkı saklıdır. Bu nedenle evlatlık, öz ailesine ve evlat edinme sürecine ilişkin bilgileri talep edebilir; mahkeme bu hakkı gözeterek gerekli bilgilerin verilmesine karar verebilir.
Birlikte Evlat Edinilen Çocukla Öz Anne Arasında Kişisel İlişki Kurulur mu?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/2-533, K. 2016/331, T. 16.3.2016
Dava, evlat edinilen çocukla davacı anne arasında kişisel ilişki kurulması talebine ilişkindir. Davacı, davalılar tarafından birlikte evlat edinilen küçüğün öz annesidir. Evlat edinme; evlatlıkla evlat edinenler arasında soybağı ilişkisi kurar ise de, evlatlığın kendi ailesiyle arasındaki soybağı ilişkisi evlat edinme ile ortadan kalkmaz. Ana ve babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilmiş olan çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve bunu sürdürmesi, çocuk için bir hak olduğu kadar, çocuklarıyla düzenli şekilde kişisel ilişki elde etmek ve bu ilişkiyi sürdürmek ana ve baba için de bir haktır. Bu tür kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya engellenebilir. Küçüğün bir başka aile tarafından evlat edinilmiş olması, gerçek ana ve babanın çocuklarıyla kişisel ilişkisini keser ise de gerçek ailesi ile aralarındaki soybağının bir gereği olarak bu hakkı ilanihaye ortadan kaldırmaz. Koşullarının varlığı halinde ve küçüğün menfaatine uygun düştüğü ölçüde hakim kararıyla bu ilişki yeniden tesis edilebilir. Olağanüstü hallerin varlığı halinde çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkının diğer kişilere; özellikle çocuğun hısımlarına da tanınabilir. Davacı, davalılarca birlikte evlat edinilen küçüğün öz annesi olduğundan aralarında birinci derecede kan hısımlığı ilişkisi vardır. Sosyal inceleme raporunda; çocuğun gerçek annesini bildiği, annesiyle ilişkisinin koparılmasının küçük üzerinde olumsuz etki doğuracağı, kişisel ilişki kurulmasının gelişimine katkı sağlayacağı bildirilmiştir. Dosyada, küçüğün öz annesiyle kişisel ilişkisinin, onun yüksek yararına aykırı düşeceğine dair ciddi sebep ve olgu bulunmamaktadır. Davacı, çocuğunun davalılarca evlat edinildiğini, küçük de annesini bildiğine göre, davacı bakımından artık evlatlıkla ilgili kayıtların gizliliğinden de söz edilemez. İsteğin kabulüyle davacı ile davalıların evlatlığı küçük arasında uygun sürelerle kişisel ilişki tesisi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, birlikte evlat edinilen çocukla öz annesi arasında kişisel ilişki kurulup kurulamayacağını değerlendirmiştir. Evlat edinmeyle çocuğun öz ana babasıyla soybağı sona erdiğinden, kural olarak öz anne ile evlatlık arasında kişisel ilişki kurulması istenemez; evlat edinme, çocuğu yeni ailesine tam olarak bağlamayı amaçlar. Bu nedenle öz annenin kişisel ilişki talebi, evlat edinmenin amacı ve çocuğun üstün yararı gözetilerek değerlendirilir.
Üvey (İlk Eşten Olma) Çocuğun Evlat Edinilmesinde Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/5025, K. 2016/6319, T. 6.6.2016
Dava, evlat edinmeye izin verilmesi istemine ilişkindir. Somut olayda davacı ile dahili davalı evli olup; davacı, ilk eşinden olma çocuğunu evlat edinmek üzere, genel kural gereği, davalının ikametgahında dava açmıştır.TMK’nın 315. maddesindeki düzenlemede kesin yetki kuralı bulunmayıp, ancak davalı tarafından bu hususun ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde dikkate alınır. Hâkim, yetkinin kesin olmadığı hallerde, bu hususu re’sen nazara alamaz. Davalının yetkiye dair bir itirazı bulunmamaktadır. Buna göre davanın, ilk açıldığı yer olan Söke 2. Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, bir eşin ilk eşinden olma (üvey) çocuğunu evlat edinmesinde yetkili mahkemeyi belirlemiştir. Evlat edinme davasında genel kural, evlat edinenin (davacının) oturma yeri mahkemesinin yetkili olmasıdır. Üvey çocuğun evlat edinilmesinde de bu genel yetki kuralı uygulanır; davanın, davalının değil evlat edinmek isteyen davacının oturma yeri Aile Mahkemesinde açılması gerekir.
Evlatlık İlişkisi Hangi Sebeplerle ve Kimler Tarafından Kaldırılabilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/560, K. 2022/2243, T. 9.3.2022
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkindir.Mahkeme kararı ile kurulmuş olan bir evlatlık ilişkisi, ancak TMK’da düzenlenmiş olan sebeplerin varlığı halinde, belirli kişilerin ikame edeceği evlatlık ilişkisinin kaldırılması davası ile kaldırılabilir. Evlât edinmenin esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakat olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya her ilgilinin evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilecektir. Evlat edinen davalı, bölge adliye mahkemesi kararından sonra vefat etmiş olduğu için mirasçılarının belirlenerek kararın mirasçıların tebliğ edilmesi için dosyanın iadesine karar verilmiştir. İade sonrasında davalının mirasçısı olmadığına ilişkin nüfus müdürlüğü yazısı eklenerek dosya gönderildiğine göre, öncelikle davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığının belirlenebilmesi için davacının iddiasını ispata yönelik delillerinin toplanması, davalının mirasçısı olmadığının tespit edilmesi halinde davanın hazineye ihbar edilerek davaya dahil edilmesinin sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, mahkeme kararıyla kurulmuş evlatlık ilişkisinin hangi sebeplerle ve kimler tarafından kaldırılabileceğini ortaya koymuştur. Evlatlık ilişkisi ancak TMK’da sayılan sebeplerin (yasal sebep olmaksızın rıza alınmaması veya esasa ilişkin diğer noksanlıklar) varlığında, belirli kişilerce açılacak dava ile kaldırılabilir. Kanunda öngörülmeyen sebeplerle veya dava hakkı bulunmayan kişilerce açılan kaldırma talepleri kabul edilemez.
Menfaat Çatışması Halinde Küçük Davada Kim Tarafından Temsil Edilir?
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/11068, K. 2016/10313, T. 27.6.2016
Dava, evlatlık ilişkisinin kaldırılması isteğine ilişkindir. Menfaat çatışması sebebiyle, velayet sorumluluğuna sahip olan kişiler, çocuğu davada temsil edemezler. Bu durumda, yasal düzenleme gereğince davada küçüğü temsil etmek, hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kayyım tayin edilmesi ve kayyımın huzuru ile davanın görülmesi, göstermesi halinde onun delillerinin de toplanması zorunludur. Doğrudan çocuğun haklarıyla ilgili olan bu husus gözetilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında menfaat çatışması bulunması hâlinde küçüğün kim tarafından temsil edileceğini belirlemiştir. Velayet veya vesayet sorumluluğuna sahip kişilerle küçük arasında menfaat çatışması varsa, bu kişiler çocuğu davada temsil edemez; bu durumda çocuğa kayyım atanarak dava kayyım aracılığıyla yürütülür. Menfaat çatışması gözetilmeden, temsil yetkisi bulunmayan kişiyle davanın görülmesi hatalıdır.
Şartlara Uymayan Evlat Edinme İşleminde İlişkinin Kaldırılmasına Karar Verilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5926, K. 2022/1930, T. 1.3.2022
Dava; evlat edinen tarafından açılan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesi kapsamında evlatlık ilişkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. Somut olayda davacı evlat edinme işleminin evlat edinme şartlarına uygun olarak yapılmadığını iddia ederek evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. TMK’nun 6. maddesine göre taraflardan her biri iddiasını ispatla yükümlü olup somut olayda iddiaların ispat külfeti davacı üzerinde bulunmaktadır. Mahkemenin evlat edinme ilişkisinin kaldırılmasına yönelik davayı kabul gerekçesi çocuğa kayyım atanamamış olması, kararın aile mahkemesi sıfatıyla verilmemiş olması ve bakım şartının yeteri kadar araştırılmadan karar verilmiş olması şeklindedir. Ancak; çocuk ile velisi arasında çıkar çatışması olduğunda çocuğun kayyım tarafından temsil edilmesi hususu çocuğu korumak için kabul edilmiş bir düzenleme olup 17 yaşını bitirmiş bir çocuğa kayyım atanmamış olması gerekçe gösterilerek evlat edinilenin menfaatini ağır biçimde zedeleyeceği, evlat edinme kararını veren mahkemenin duruşma tutanaklarında “aile mahkemesi sıfatıyla” ibaresinin bulunması ve bakım şartının gerçekleştiği hususunun kesinleşen mahkeme kararında yer aldığı bu nedenle kesinleşmiş bir mahkeme kararının başka bir mahkeme tarafından yok sayılamayacağı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını sistematik olarak sıkı kurallara bağlayan ve evlatlık ilişkisinin taraflarca keyfi bir şekilde kaldırılmasının önünü kapayan Türk Medeni Kanunundaki düzenlemeler de dikkate alındığında, mahkemece davanın kabulüne dayanak yapılan hususların esasa ilişkin eksiklik olarak kabulünün mümkün olmadığı bu sebeple ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlat edinme şartlarına uyulmadan yapılan işlemde evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilip verilemeyeceğini değerlendirmiştir. TMK m. 318 uyarınca, evlat edinme esasa ilişkin noksanlıklarla (örneğin kanuni şartların gerçekleşmemesiyle) sakatsa, ilgililer evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir. Ancak kaldırmaya karar verilirken küçüğün yararının ağır biçimde zedelenip zedelenmeyeceği de gözetilmelidir; çocuğun yararı ağır zarar görecekse kaldırmaya karar verilemez.
Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması Davasında Hak Düşürücü Süre Nedir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/12552, K. 2010/14280, T. 15.7.2010
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 318. maddesi uyarınca evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkindir. Dava hakkı, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her halde evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Süre hak düşürücüdür. Yasada öngörülen beş yıllık süre geçmemiştir. Hak düşürücü süre yönünden taraflarca gösterilen delillerinin toplanması, davanın süresinde açıldığının belirlenmesi halinde ise iddia çerçevesinde diğer delillerin toplanması ve sonucu uyarınca hüküm kurulması gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasında hak düşürücü süreyi belirlemiştir. TMK m. 319 uyarınca dava hakkı, kaldırma sebebinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece kendiliğinden gözetilir; sürenin geçmesinden sonra açılan kaldırma davası, esasa girilmeden süre yönünden reddedilir.
Evlat Edinenin Hepatit B Taşıyıcısı Olması Evlat Edinmeye Engel midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7941, K. 2025/4846, T. 12.5.2025
Evlat edinme talebinde bulunan başvurucunun pozitif hepatit HBS AG’sinin mevcut olduğu, bilirkişi raporunda evlat edinilecek çocuğun Anti-HBs Antikor titresi koruyucu düzeyde ( >10 IU/ml ) oluşmuş ise davacının evlat edinmede Kronik Hepatit B taşıyıcısı olmasının engel teşkil etmediği; ancak bu değerlendirmenin evlat edinilecek çocuğun aşı durumuna ve bağışıklı düzeyine göre değişkenlik gösterebileceği ifade edilmiştir. Raporda yer verilen bu değerlendirme, koşula bağlı ve genellemeye açık olmayan nitelikte olup taşıyıcılık durumunun evlat edinmeye her koşulda engel teşkil etmediği yönünde net ve bağlayıcı bir görüş içermemektedir. Somut dosyada evlat edinilmek istenen belirli bir çocuk bulunmamaktadır. Mahkemece, davalı idarenin ileri sürdüğü çocuk sağlığını ilgilendiren bu olgular, karar gerekçesinde hiç tartışılmamış, yalnızca bilirkişi raporuna dayanılarak evlat edinmeye ehliyet ve yeterliliğin mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Oysa bilirkişi görüşleri hakimi bağlamaz ( HMK madde 266/2 ); hâkim tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar vermek zorundadır. Sonuç olarak, davacı taşıyıcı olsa bile bu durum tek başına evlat edinmeye engel oluşturmaz ise de çocuğun üstün yararı gereği risklerin bilimsel çerçevede ve çocuğun bireysel durumu özelinde değerlendirilmesi ve ihtimal dahilinde kalsa da evlat edinilecek çocuğun sağlığının riske atılması çocuğun yüksek menfaatine uygun olmayacaktır. Davalı kurumun evlat edinme başvurusunun reddi gerekçeleri yerinde olduğu ve bu suretle davanın reddine karar verileceği yerde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlat edinmek isteyen kişinin Hepatit B (HBsAg pozitif) taşıyıcısı olmasının evlat edinmeye engel oluşturup oluşturmadığını değerlendirmiştir. Bilirkişi raporuna göre evlat edinilecek çocukta koruyucu düzeyde antikor oluşmuşsa ve bulaş riski bertaraf edilmişse, başvurucunun Hepatit B taşıyıcısı olması tek başına evlat edinmeye engel sayılmaz. Belirleyici olan çocuğun sağlığının korunması ve üstün yararı olduğundan, tıbbi veriler ışığında değerlendirme yapılarak karar verilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlat edinmek için kaç yaşında olmak gerekir?
Evli olmayan kişi 30 yaşını doldurmuşsa tek başına evlat edinebilir. Eşler ise 5 yıldır evliyseler yaş şartı aranmaksızın, değilseler her ikisi 30 yaşını doldurmuşsa birlikte evlat edinebilir. Her durumda küçükten en az 18 yaş büyük olunmalıdır.
Bekar biri evlat edinebilir mi?
Evet. 30 yaşını doldurmuş olmak kaydıyla evli olmayan kişi tek başına evlat edinebilir; süreç ve sosyal inceleme aynı titizlikle yürütülür.
Eşimin çocuğunu evlat edinebilir miyim?
Evet. Üvey çocuğun evlat edinilmesi için en az 2 yıldan beri evli olmak veya 30 yaşını doldurmuş olmak yeterlidir; diğer şartlar (bakım, rızalar) aynen aranır.
Evlat edinilen çocuk mirasçı olur mu?
Evet. Evlatlık ve altsoyu, evlat edinene kan hısmı gibi mirasçı olur; öz ailesindeki mirasçılığı da devam eder. Evlat edinen ise evlatlığa mirasçı olmaz.
Evlat edinme ne kadar sürer?
Bakanlık yoluyla süreç; başvuru, sıra ve 1 yıllık izleme dönemiyle birlikte çoğunlukla 2 yılı bulur. Şartları hazır dosyalarda mahkeme aşaması ortalama 3 ila 8 ayda tamamlanır.
Evlat edinilen çocuğun soyadı ve adı değişir mi?
Küçük, evlat edinenin soyadını alır; evlat edinen isterse çocuğa yeni bir ad da verebilir. Ergin evlatlık ise dilerse evlat edinenin soyadını alabilir.
Evlat edinme hangi mahkemede görülür?
Evlat edinenin oturma yeri Aile Mahkemesinde görülür; eşler birlikte evlat ediniyorsa eşlerden birinin oturma yeri mahkemesi yetkilidir.
Avukat’a Sor
Evlat edinme başvurunuzun şartlara uygunluğu, rıza süreçleri ve dava aşamalarına ilişkin sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Doğru hazırlık, süreci aylarca kısaltır.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.