Batıl Olan Evlenmeler ve Butlan Sebepleri 2026 – TMK 145 Rehberi
Halk arasında “nikah zaten geçersizmiş, kendiliğinden yok sayılır” inancı yaygındır; oysa hukukta işler böyle yürümez. Batıl olan evlenmeler dahi, bir mahkeme “iptaline” demedikçe geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını (mirasçılık dahil) doğurmaya devam eder. Bu yüzden butlan davası, çoğu zaman sanıldığından çok daha kritik bir davadır: Kimi dosyada yıllar önce kıyılmış ikinci bir nikahın, kimi dosyada ise düğün gecesi öğrenilen ağır bir gerçeğin hukuki tasfiyesidir. Bu rehberde mutlak ve nisbi butlan sebeplerini, davayı kimin hangi sürede açabileceğini, butlan kararının çocuklara ve mal paylaşımına etkisini avukat kaleminden anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- Evliliğin Butlanı Nedir? Yokluk ve Butlan Ayrımı
- Mutlak Butlan Sebepleri (TMK m. 145)
- Nisbi Butlan Sebepleri: Yanılma, Aldatma, Korkutma
- Butlan Davasını Kim, Hangi Sürede Açabilir?
- Butlan Sebepleri Özet Tablosu
- Evliliğin Butlanı Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Butlan Kararının Sonuçları: Çocuklar, Mal Rejimi, Nafaka
- Emsal İlkeler ve Uygulama
- Evliliğin İptali Dava Dilekçesi Örneği
- Evliliğin Butlanı Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Evliliğin Butlanı Nedir? Yokluk ve Butlan Ayrımı
Butlan, kuruluşundaki ağır sakatlık nedeniyle evliliğin mahkeme kararıyla iptal edilmesidir ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 145 ila 160. maddelerinde düzenlenir. Butlanı, “yokluk”tan ayırmak gerekir: Aynı cinsiyetten kişilerin evlenmesi veya yetkili evlendirme memuru önünde yapılmayan (yalnızca dini törenle kurulan) birliktelikler hukuken hiç doğmamış sayılır; bunlar için iptal davasına dahi gerek yoktur. Butlanla sakat evlilik ise hakim kararına kadar ayakta kalır: Eşler mirasçıdır, çocuklar evlilik içi sayılır, nafaka ve mal rejimi hükümleri işler (TMK m. 156). Bu nedenle butlan, kendiliğinden sonuç doğuran bir durum değil, açılması gereken bir davadır.
Mutlak Butlan Sebepleri (TMK m. 145)
Mutlak butlan, kamu düzenini ilgilendiren ağır sakatlıklardır ve kanun dört sebep sayar:
- Mevcut evlilik: Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması. Uygulamada en sık görülen mutlak butlan sebebidir; özellikle yurt dışı boşanmasını Türkiye’de tanıtmadan yeniden evlenenlerde ortaya çıkar.
- Sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu: Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli biçimde ayırt etme gücünden yoksun bulunması.
- Evlenmeye engel akıl hastalığı: Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması.
- Yasak hısımlık: Eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlığın bulunması. Hangi hısımların evlenemeyeceğine ilişkin ayrıntı için evlenme engelleri rehberimize bakabilirsiniz.
Mutlak butlan davası herhangi bir süreye tabi değildir; Cumhuriyet savcısı tarafından resen açılır ve ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir. Ancak kanun iki yumuşatma öngörür: Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmesi halinde davayı yalnızca diğer eş açabilir; ilk evlilik butlan kararından önce sona ermiş ve ikinci eş iyiniyetliyse, mevcut evlilik sebebiyle butlana karar verilemez (TMK m. 147).
Nisbi Butlan Sebepleri: Yanılma, Aldatma, Korkutma
Nisbi butlan, yalnızca iradesi sakatlanan eşin (ve bir halde yasal temsilcinin) ileri sürebileceği sebeplerdir:
- Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk (TMK m. 148): Evlenme sırasında geçici bir sebeple (ağır hastalık, bilinç bulanıklığı gibi) ayırt etme gücünden yoksun olan eş iptali isteyebilir.
- Yanılma (TMK m. 149): Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi kastetmediği halde yanılarak evlenme; ya da eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez kılacak derecede önemli bir nitelikte yanılma.
- Aldatma (TMK m. 150): Eşin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı edilme; ya da kendisinin veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi.
- Korkutma (TMK m. 151): Kendisinin veya yakınlarının hayatı, sağlığı, namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlendirilme.
Butlan Davasını Kim, Hangi Sürede Açabilir?
Mutlak butlanda dava; Cumhuriyet savcısı tarafından resen, ayrıca ilgisi olan herkes tarafından süresiz olarak açılabilir. Nisbi butlanda ise iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak 6 ay ve her halde evlenmenin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer (TMK m. 152).
Küçük veya kısıtlının yasal temsilcisinin izni olmadan evlenmesi halinde, izni alınmayan yasal temsilci de iptali isteyebilir; ancak evlenen sonradan 18 yaşını doldurur, kısıtlılığı sona erer veya kadın gebe kalırsa artık iptale karar verilemez (TMK m. 153). Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; yetki ve yargılama usulünde boşanmaya ilişkin hükümler kıyasen uygulanır (TMK m. 160), yani dava eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son 6 aydır birlikte oturulan yerde açılır. Dava dosyası e-Devlet üzerinden takip edilebilir.
Butlan Sebepleri Özet Tablosu
| Sebep | Türü | Davacı | Süre |
|---|---|---|---|
| Mevcut evlilik | Mutlak butlan | Savcı (resen) ve ilgililer | Süresiz |
| Sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu | Mutlak butlan | Savcı ve ilgililer | Süresiz |
| Evlenmeye engel akıl hastalığı | Mutlak butlan | Savcı ve ilgililer | Süresiz |
| Yasak hısımlık | Mutlak butlan | Savcı ve ilgililer | Süresiz |
| Yanılma, aldatma, korkutma | Nisbi butlan | Yalnızca iradesi sakatlanan eş | 6 ay / her halde 5 yıl |
| Yasal temsilci izninin yokluğu | Nisbi butlan | Yasal temsilci | Erginlik, kısıtlılığın kalkması veya gebelikle düşer |
Evliliğin Butlanı Davası Avukatı Muhammet Sarıkaya

Butlan dosyaları; sebebin doğru nitelendirilmesi, 6 aylık kısa sürenin korunması ve aldatma-yanılma iddialarının ispatı üzerine kurulur; yanlış nitelendirme, davanın boşanmaya dönüşmesine veya reddine yol açabilir. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde aile hukuku alanında çalışmakta; evliliğin butlanı, evlenme engelleri ve bunlara bağlı tazminat ile mal rejimi dosyalarında vekillik yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki aile mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; tıbbi kayıtların toplanması, iyiniyet değerlendirmesi ve butlana bağlı mali sonuçların eksiksiz talep edilmesi üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Evliliğinizin iptali gerektiğini düşünüyor veya aleyhinize açılmış bir butlan davasıyla karşı karşıyaysanız, aile hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Butlan Kararının Sonuçları: Çocuklar, Mal Rejimi, Nafaka
Butlan kararı geleceğe etkilidir ve sonuçları bakımından kanun, boşanma hükümlerine köprü kurar (TMK m. 156-158):
- Çocuklar: Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasa bile evlilik içinde doğmuş sayılır; velayet, kişisel ilişki ve nafaka boşanmadaki kurallara göre düzenlenir. Bu konuda velayet davası rehberimize bakabilirsiniz.
- İyiniyetli eş: Evlenirken iyiniyetli olan eş, bu evlilikle kazandığı kişisel durumunu (örneğin erginliği) korur; maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin boşanma hükümleri kıyasen uygulanır.
- Mal rejimi: Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır; edinilmiş malların tasfiyesi için mal paylaşımı davası gündeme gelir.
- Mirasçılık: Butlan kararı kesinleşinceye kadar eşler birbirinin yasal mirasçısıdır; karar kesinleştiğinde bu sıfat sona erer.
Emsal İlkeler ve Uygulama
İkinci evlilik hangi halde ayakta kalır?
Yerleşik uygulamaya göre; evli kişinin ikinci evliliği mutlak butlanla sakat olsa da, ilk evlilik butlan kararından önce sona ermiş ve ikinci evlilikteki diğer eş iyiniyetliyse evliliğin butlanına karar verilemez. İyiniyet, ikinci eşin ilk evliliğin varlığını bilmemesi ve bilebilecek durumda olmamasıdır; ispat yükü somut olaya göre titizlikle değerlendirilir.
Hastalığın gizlenmesi hangi şartla iptal sebebi olur?
Aldatma sebebine dayalı iptal için gizlenen hastalığın, eşin kendisi veya altsoyu için ağır tehlike oluşturacak nitelikte olması aranır; her rahatsızlığın açıklanmaması iptal sebebi değildir. Uygulamada bulaşıcı ve ağır seyirli hastalıkların bilinçli gizlenmesi bu kapsamda değerlendirilir ve tıbbi kayıtlarla ispat belirleyicidir.
Butlan yerine boşanma tercih edilebilir mi?
Evet; butlan sebebi bulunan eş, dilerse boşanma davası da açabilir ve uygulamada süre riski bulunan nisbi butlan hallerinde boşanma çoğu zaman daha güvenli yoldur. Ancak kişisel durum, tazminat ve iyiniyet korumaları bakımından iki dava farklı sonuçlar doğurabileceğinden seçim, dosya bazında yapılmalıdır; genel süreç için boşanma davası nasıl açılır rehberimize bakabilirsiniz.
Evliliğin İptali Dava Dilekçesi Örneği
KÜÇÜKÇEKMECE NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE
DAVACI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres
VEKİLİ: Av. Muhammet Sarıkaya – Küçükçekmece / İstanbul
DAVALI: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres
KONU: TMK m. 150 uyarınca aldatma sebebiyle evliliğin butlanı (iptali) ile müvekkil lehine maddi ve manevi tazminat talebidir.
AÇIKLAMALAR: Taraflar …/…/… tarihinde evlenmiştir. Müvekkil, evlenme kararını davalının kendisinden bilinçli olarak gizlediği ve ekte sunulan tıbbi kayıtlarla sabit, altsoy sağlığı için ağır tehlike oluşturan hastalığı bilmeksizin vermiştir. Gerçek, …/…/… tarihinde öğrenilmiş olup işbu dava 6 aylık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. İrade sakatlığı nedeniyle evliliğin iptali ile kusurlu davalıdan tazminat talep zorunluluğu doğmuştur.
DELİLLER: Nüfus kayıtları, tıbbi kayıtlar, tanık beyanları, mesaj kayıtları ve sair her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Davanın kabulü ile tarafların evliliğinin BUTLANINA (iptaline), müvekkil lehine … TL maddi ve … TL manevi tazminata karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. Muhammet Sarıkaya
Evliliğin Butlanı Yargıtay Kararları
Aşağıda evliliğin butlanı ve iptaline ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Birden Fazla Evlilik Görülen Murisin Mirasçılık Belgesinde Hangi Araştırma Yapılır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3865, K. 2026/1618, T. 12.2.2026
Murisin aile nüfus kayıt tablosuna göre birden fazla kez evlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kişilerle evlendiği tarihlerin ve bunlar ile olan evliliklerinin sona erme tarihlerinin araştırılarak belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, birden fazla evlilik yapmış görünen murisin mirasçılık belgesi düzenlenirken yapılması gereken araştırmayı belirlemiştir. Murisin hangi kişilerle, hangi tarihlerde evlendiği ve bu evliliklerin ne zaman sona erdiği eksiksiz araştırılmadan; hangi eşin (ve ondan olan çocukların) mirasçı olduğu doğru saptanamaz. Bu nedenle mahkeme, nüfus kayıtlarındaki evlilik ve boşanma tarihlerini netleştirerek mirasçılık belgesini buna göre düzenlemelidir.
Butlan Davası Kabul Edilen Kadına Tedbir ve Yoksulluk Nafakası Verilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6465, K. 2024/1154, T. 22.2.2024
Uyuşmazlık, davalı-davacı kadının açtığı evlenmenin butlanı davasının kabulüne karar verilmesinin, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası takdirinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı-davacı kadın vekili “tedbir nafakası talebinden feragat ettiğini beyan ederek dosyanın kesinleşmesine” karar verilmesini talep etmiştir. Erkek ise dilekçe ile “anlaşma uyarınca kadının nafaka talebinden feragat ettiğini ve temyiz talebinin konusuz kaldığını” beyan etmiş ise de dilekçe ekinde herhangi bir anlaşma metninin sunmadığı anlaşılmıştır. Bu hale göre, kadının tedbir nafakasından feragat ettiğine dair dilekçe ve erkeğin dilekçesi birlikte değerlendirip kadının feragat beyanının yoksulluk nafakasını da içerip içermediği taraflara açıklattırılarak feragat hususunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evliliğin butlanına karar verilen kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilip hükmedilemeyeceğini değerlendirmiştir. Butlan davasında da boşanmaya ilişkin hükümler kıyasen uygulandığından, evlenirken iyiniyetli olan ve butlan nedeniyle yoksulluğa düşecek eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Ancak nafakanın koşulları (iyiniyet, yoksulluğa düşme ve kusur durumu) somut olayda değerlendirilerek karar verilmelidir.
Evliliğin Yokluğu ile Mutlak Butlan İddiaları Bir Arada İleri Sürülürse Nasıl İncelenir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/2-670, K. 2022/1571, T. 22.11.2022
Dava, evliliğin iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından dava ve cevaba cevap dilekçelerinde öncelikli olarak evlenmenin yokluğunu, olmadığı takdirde mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali ile davalının mirastan yoksunluğunun talep edildiği, ilk derece mahkemesince gerçekleştirilen ön inceleme duruşmasına taraf vekillerinin katıldığı, uyuşmazlık konusu olarak “tarafların evliliğin yokluğunun tespiti, olmadığı takdirde mutlak butlan ile iptalini ve TMK’nın 578. maddesi uyarınca davalının mirastan yoksunluğunun konularında anlaşamadıkları” yönünde tespitin yapıldığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi hâkimi tarafından HMK’nın 33. maddesine uygun şekilde hukuki sebebin olaya uygulandığı ve dosyada mevcut delillere göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca istinaf itirazı üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesince davanın hukuki nitelemesinin davacı tarafından ileri sürülmemiş bulunan “davanın TMK’nın 148. maddesine dayalı olarak açıldığı” gerekçesiyle karar gerekçesinin düzeltilmesi suretiyle istinaf talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, davacının hem evliliğin yokluğunu hem de mutlak butlanı bir arada ileri sürmesi halinde izlenecek yolu ortaya koymuştur. Yokluk ve butlan farklı hukuki kurumlar olduğundan, mahkeme öncelikle evliliğin kurucu unsurlarının bulunup bulunmadığını (yokluk) inceler; evlilik kurulmuş sayılıyorsa bu kez mutlak butlan sebeplerinin varlığını araştırır. Talepler bu sıra ve nitelik gözetilerek ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Akıl Hastalığına Dayalı Mutlak Butlanda Adli Tıp Raporu Nasıl Değerlendirilir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-2712, K. 2020/988, T. 2.12.2020
Dava, mutlak butlanla evliliğin iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davalı hakkında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca davacının mutlak butlan hukuksal sebebine dayalı evliliğin iptali davasının kabul edilmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Adli Tıp Kurumu raporu ile davalı hakkında “Kişide ( Bipolar Affektif Bozukluk ) denilen ( manik ) ve ( deresif ) ataklarla seyreden ve arada tam bir akli sağlık içinde olduğu, serbest ara devrelerden oluşan ruhsal rahatsızlığın halen remisyon ( iyilik ) halinin saptandığı, ancak dava dosyasında mevcut tıbbi belgelerde evlilik tarihinden bir hafta önceki özel hastanesde yapılan muayenesine ait bulgular ve evlilik tarihinden yaklaşık bir ay sonra üniversite Tıp Fakültesindeki Bipolar Affektif Bozukluk ( mixt epizod psikotik özellikli ) tanısı dikkate alındığında evlilik tarihinde şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan bu akıl hastalığının etkisinde olduğu tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre evlenme tarihinde fiil ehliyetine haiz olmadığı oybirliği ile mütalaa,” edilmiştir. Yerel mahkeme ile Özel Daire arasında evlenme tarihi itibari ile davalının TMK’nın 145/b.2-3. maddelerinde belirtildiği şekilde ayırt etme gücüne sahip olmadığı gibi evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının etkisinde olduğu yönünde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davalıda sabit olan Bipolar Affektif Bozukluk denilen manik ve deresif ataklarla seyreden, serbest ara devreler arasında kişinin akli sağlık içinde olabildiği bu tür akıl hastalığının muayene esnasında “remisyon ( iyilik )” döneminde olmasının hastalığın iyileştiği anlamına gelip gelmediği noktasında toplandığına göre; Davalının evlenme tarihi itibari ile evlenmeye engel derecede akıl hastası olduğu ve bu hastalığın etkisiyle ayırt etme gücünden yoksun bulunduğu, muayene tarihinde ise mevcut hastalığın remisyon döneminde olduğu, remisyon sözcüğünün kelime anlamının “kronik hastalığı olduğu bilinen kişilerde hastalık aktivitesinin bulunmadığı durumlar için kullanılan tıbbi bir terim” olduğu, bu açıklama karşısında remisyon teriminin Kanun’un 147/2. maddesinin aradığı anlamda tam bir iyileşmeyi kapsamadığının anlaşılması karşısında, mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptaline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddi doğru değildir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, akıl hastalığına dayalı mutlak butlan davasında Adli Tıp Kurumu raporunun nasıl değerlendirileceğini belirlemiştir. Belirleyici olan, kişinin evlenme tarihinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olup olmadığıdır. Adli Tıp raporu bu tarihe ilişkin net bir değerlendirme içermeli; rapor yetersiz veya çelişkiliyse giderilmeden hüküm kurulmamalı, gerekirse yeniden ya da ek rapor alınmalıdır.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Butlanda İyileşme (Şifa) İhtimali Araştırılmalı mıdır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/4574, K. 2020/5067, T. 22.10.2020
Dava, evliliğin kurulması sırasında taraflardan birinin evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması nedeniyle evliliğin bu sebeple butlanına karar verilmesi istemine ilişkindir. İyileşme veya ayırt etme gücünün sonradan kazanılması halinde dava hakkı ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşene ait olacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinin her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece, tarafların evlenme tarihinde davalı kadının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde yapılan araştırmanın yeterli olmadığı da gözetildiğinde, davalı kadının evlenme tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel derece akıl hastası olup olmadığı hususunun, davalının, dosya içerisindeki tüm tedavi kayıtları ve raporlarla birlikte bir kez de Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi gerekir. Tespit sonucuna göre mutlak butlan sebebi mevcutsa butlana karar verilmesi; davalı iyileşmiş ise, Türk Medeni Kanunu’nun 147/2. maddesi hükmü de nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olduğundan kararın bozulması gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlenmeye engel akıl hastalığına dayalı butlan davasında hastalığın iyileşme (şifa) ihtimalinin de araştırılması gerektiğini vurgulamıştır. Akıl hastalığının evlenmeye engel olup olmadığı ve tedaviyle iyileşip iyileşemeyeceği, resmi sağlık kurulu raporuyla ortaya konmalıdır. İyileşme ihtimali ve hastalığın güncel durumu değerlendirilmeden, eksik inceleme ile butlana karar verilmesi doğru değildir.
Ayırt Etme Gücü Yoksunluğuna Dayalı Butlanda Evlenme Anındaki Durum Nasıl Belirlenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/1023, K. 2018/10252, T. 1.10.2018
Dava, boşanma istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinin her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir. Mahkemece, tarafların evlenme tarihinde kadının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde herhangi bir araştırma yapılmadığı da gözetildiğinde, kadının evlenme tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel derece akıl hastası olup olmadığı hususunun, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınmak suretiyle tespit edilmesi; buna göre mutlak butlan sebebi mevcutsa butlana karar verilmesi; değilse erkeğin ikinci kademede nisbi butlan sebebiyle evlenmenin iptali isteği dikkate alınarak bu çerçevede toplanan delillerin değerlendirilmesi ile gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi, erkeğin mutlak ve nisbi butlan sebeplerine dayalı evlenmenin iptali isteği sonucunda verilecek kararların tarafların boşanma davalarını etkileyecek nitelikte bulunduğu da gözetilerek, tarafların boşanma davalarının eldeki dosyadan tefrik edilmesi, erkeğin açtığı mutlak ve nisbi butlan sebebi ile evlenmenin iptali davasının sonucu beklendikten sonra boşanma davaları hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, sürekli ayırt etme gücü yoksunluğuna dayalı butlanda belirleyici anın evlenme anı olduğunu ortaya koymuştur. TMK m. 145/2 uyarınca butlan için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması gerekir. Bu husus, evlenme tarihindeki tıbbi durumu gösteren kayıtlar ve Adli Tıp incelemesiyle saptanmalı; sonraki tarihli raporlar tek başına yeterli sayılmamalıdır.
Evlenmeye Engel Akıl Hastalığı ile Ayırt Etme Gücü Yoksunluğu Nasıl Ayrılır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/21927, K. 2017/12848, T. 16.11.2017
Dava, evliliğin butlanı istemine ilişkindir.Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması, evliliği mutlak butlanla sakatlar. Ancak, ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir. Bu hallerde dava hakkı, sonradan iyileşen eşe aittir. 08.06.2016 tarihli raporda “hastalığın remisyonda” olduğu ifade edildiğine göre, davalının ayırt etme gücünü sonradan kazanmış veya akıl hastalığının iyileşme sürecinde olması ihtimal dahilindedir. İyileşme veya ayırt etme gücünün sonradan kazanılması halinde de, Türk Medeni Kanununun 147/2. maddesi hükmüne göre, dava hakkı ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşene ait olacaktır. O halde, davalının, dosya içerisindeki tüm tedavi kayıtları ve raporlarla birlikte bir kez de Adli Tıp Kurunuma sevk edilerek rapor alınması, davalı iyileşmiş ise, Türk Medeni Kanununun 147/2. maddesi hükmü de nazara alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, ‘sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu’ ile ‘evlenmeye engel akıl hastalığı’ sebeplerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu iki hal birbirinden farklı butlan sebepleridir; biri kişinin irade oluşturma yeteneğini, diğeri hastalığın evliliğe etkisini konu alır. Mahkeme, davacının dayandığı sebebi doğru nitelendirmeli ve her biri için gerekli tıbbi incelemeyi ayrı ayrı yaptırarak sonuca varmalıdır.
Yoksulluk Nafakası Talebi Tahkikat Aşamasında İleri Sürülebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/16604, K. 2017/7142, T. 8.6.2017
Dava, boşanma istemine ilişkindir. Davalı kadın cevap dilekçesinde yoksulluk nafakası talep etmediği halde, tahkikat aşamasında sunduğu dilekçesinde yoksulluk nafakası talep etmiş olup; davacı erkeğin açık rızası ve usulünce yapılmış bir ıslah işlemi de bulunmadığından, iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu talep hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilecek yerde, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. Davalı kadın evliliğin iptali halinde TMK madde 158 uyarınca iyi niyetli olduğundan bahisle haklarının korunması talebi, Mahkemece davanın TMK madde 145’e dayalı olarak açıldığından ve bu davada istenemeyeceğinden bahisle reddedilmiş olup, davalının iyiniyetli olduğuna dair iddiası hususunda araştırma yapılarak evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunun korunması talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, talebin reddi isabetsizdir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, cevap dilekçesinde yoksulluk nafakası istemeyen tarafın bu talebi tahkikat aşamasında ileri sürüp süremeyeceğini değerlendirmiştir. Yoksulluk nafakası, kural olarak usulüne uygun ve süresinde talep edilmelidir; cevap dilekçesinde istenmeyen nafaka, karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça tahkikat aşamasında (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı nedeniyle) ileri sürülemez. Bu usule aykırı biçimde hükmedilen nafaka hatalıdır.
Akıl Hastalığına Dayalı Butlan Talebinde Sağlık Kurulu Raporu Zorunlu mudur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/5037, K. 2015/5513, T. 24.3.2015
Dava, boşanma ve ziynet eşyalarının iadesine ilişkindir. Kadının akıl hastası olduğu iddia edilmektedir.Akıl hastalığı nedeniyle mutlak butlanla evliliğin birliğinin iptaline karar verilmesi için eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması ve bu durumun her türlü şüpheden uzak resmi sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir.Mahkemece kadın için alınan raporlar yeterli değildir.Dava dosyasının bir bütün halinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek davacı-davalı ( kadın )’ın evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunup bulunmadığı veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunup bulunmadığı yönünde rapor almak ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonucu uyarınca bir karar vermek gerekir.Davacı-davalı ( kadın ), dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen iadesini mümkün olmadığı takdirde ise hesaplanacak bedelinin tarafına ödenmesini de talep etmiş olup, mahkemece bu taleple ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, akıl hastalığı nedeniyle mutlak butlan istenen davada resmi sağlık kurulu raporunun zorunluluğunu vurgulamıştır. Kişide evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunup bulunmadığı, ancak tam teşekküllü bir sağlık kurulu (gerekirse Adli Tıp) raporuyla belirlenebilir. Bu rapor alınmadan, yalnızca beyan veya tanıkla akıl hastalığına dayalı butlana karar verilmesi eksik incelemedir.
Hısımlığa Dayalı Butlanda Nüfus Kaydı Düzeltme Davası Bekletici Sorun mudur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25814, K. 2014/25415, T. 11.12.2014
Yargılama devam ederken, davalılardan B.’nin annesi tarafından Silvan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/686 esas sayılı dosyası ile babası öldüğü için amcasının nüfusuna kayıt ettirildiğinden bahisle nüfus kayıt düzeltme davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bu davanın sonucu eldeki davayı etkileyeceğinden mahkemece bu davanın bekletici mesele yapılarak sonucu uyarınca karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, hısımlığa dayalı butlan davasında, taraflar arasındaki hısımlık kaydına ilişkin açılan nüfus kaydı düzeltme davasının bekletici sorun yapılması gerektiğini belirtmiştir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, evlenmeye engel hısımlığın gerçekte var olup olmadığını doğrudan etkileyeceğinden, bu davanın sonucu beklenmelidir. Bekletici mesele yapılmadan verilen karar bozulur.
Ayırt Etme Gücünden Yoksunluk İddiasında Mahkeme Nasıl İnceleme Yapmalıdır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2-1182, K. 2014/842, T. 5.11.2014
Dava, boşanma yanında mutlak butlan hukuksal nedenine dayalı olarak evlenmenin iptali istemine ilişkindir. Kadın, eşinin evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun bulunduğunu ileri sürmüş, delil olarak vesayet dosyasına dayanmıştır. Yerel Mahkeme, vesayet dosyası ve içerisinde bulunan sağlık kurulu raporu uyarınca karar verdiği gibi Özel Dairece de anılan rapordan söz edilerek hüküm bozulmuştur. Sözü geçen vesayet dosyası ve içerisinde bulunan sağlık kurulu raporunun dosyaya eklenmediği anlaşılmıştır. Sağlık kurulu raporunun incelenmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. İlgili raporun eklenmesinden sonra, dosyanın Yargıtay’a gönderilmek üzere mahkemesine geri çevrilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, ayırt etme gücünden yoksunluk iddiasına dayalı butlan davasında mahkemenin yapması gereken incelemeyi ortaya koymuştur. Kişinin evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı, tıbbi kayıtlar ve Adli Tıp Kurumu raporuyla, evlenme tarihine ilişkin olarak belirlenmelidir. Eksik tıbbi inceleme veya evlenme tarihini kapsamayan raporlarla karar verilmesi doğru değildir.
Evliliğin İptalinde Kadın Lehine Maddi Tazminat Nasıl Belirlenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/379, K. 2021/1281, T. 15.2.2021
Dava, evliliğin iptali istemine ilişkindir. Olayda, ilk derece mahkemesinin ilk kararı ile kadın yararına hükmedilen 50.000 TL maddi tazminat miktarı davacı kadın tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle davalı erkek yararına usulî kazanılmış hak oluşmuştur. İlk derece mahkemesince usulî kazanılmış hakka aykırı şekilde davacı kadın yararına bozma sonrasına 90.000 TL maddi tazminata hükmedilmesi hatalıdır. Mahkemece verilen hüküm kadın yararına hükmedilen maddi tazminatın miktarı yönünden bozulmuş, diğer yönlerden onanmıştır. Hükmün bozma kapsamı dışında kalan kısımları ise kesinleşmiştir. Mahkemece, bu durum gözetilmeden kesinleşen vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, kararın bozulması gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evliliğin iptali (butlan) halinde iyiniyetli kadın lehine hükmedilecek maddi tazminatın belirlenmesini değerlendirmiştir. Butlan davasında da boşanmadaki tazminat hükümleri kıyasen uygulanır; iyiniyetli eşin evliliğin iptali nedeniyle uğradığı maddi zarar, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek hakkaniyete uygun biçimde belirlenmelidir. Tazminatın miktarı somut olayın koşullarıyla orantılı olmalıdır.
Cumhuriyet Başsavcılığının Açtığı Butlan Davasında Hüküm Nasıl Kurulur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/12973, K. 2016/12221, T. 23.6.2016
Dava,evlenmenin iptali davası olup Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davaname ile açılmıştır. Mahkemece ilk hükümde evliliğin mutlak butlanla iptaline karar verilmiş, hüküm “Cumhuriyet Savcısının duruşmaya katılımı sağlanmadan yargılamaya devam edildiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Savcıya duruşma gününü bildirir tebligat çıkarılmış ise de tebligat usule uyulmadan yapılmış, Cumhuriyet Savcısının katılımı olmadan dava görülmüştür.Savcının duruşmalara katılımı sağlanmadan yokluğunda yargılamaya devam edilmesi ve hüküm kurulması doğru değildir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan mutlak butlan davasında hükmün nasıl kurulacağını belirlemiştir. Mutlak butlan sebebi bulunduğunda evliliğin iptaline karar verilir; ancak hükmün, davayı açan makam ve taraflar doğru gösterilerek, infaza ve nüfusa tescile elverişli biçimde açık kurulması gerekir. Hüküm fıkrasındaki belirsizlik veya eksiklik bozma sebebidir.
Aralarında Yasak Hısımlık Bulunmayan Eşlerin Evliliği Butlanla İptal Edilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/2438, K. 2012/9306, T. 12.4.2012
Türk Medeni Kanununun 146. gereğince mutlak butlan nedeniyle evliliklerinin iptaline karar verilmişse de; gerek davalıların, gerekse dinlenen tanıkların beyanlarından, davalılar arasında aslında yakın hısımlık bulunmadığı, davalı Fatma’nın babası olan Hüseyin’le davalı Ahmet’in kardeş olmadıklarının belirtilmesi karşısında, davalılara nüfus kaydında düzeltim davası açmak üzere süre verilerek, sonucu uyarınca karar vermek gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aralarında gerçekte evlenmeye engel yasak hısımlık bulunmayan eşlerin evliliğinin butlanla iptal edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Somut olayda, davalıların beyanları ve tanık anlatımlarından aralarında evlenmeye engel derecede bir hısımlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda hısımlığa dayalı butlan sebebi gerçekleşmediğinden, evliliğin iptaline karar verilmesi hatalı olup davanın reddi gerekir.
Muvazaalı (Gerçek Olmayan) Evlilik Nedeniyle Mirasçılık Belgesi İptal Edilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/7-695, K. 2011/673, T. 2.11.2011
Dava, mirasçılık belgesinin iptaline ilişkindir. Olayların oluş silsilesi ve hayat deneyimleri dikkate alındığında, murisin eski eşinin kızı olan davalının muris ile olan evlenme akdinin kurulması anında, murisin daha önceden öz annesi ile evli olduğunu bilmemesi düşünülemez. Evlilik akdinin kurulması anında davalının iyi niyetli olduğu kabul edilemez. Dolayısıyla, evlilik akdinin kurulduğu anda iyiniyetli olmayan davalı, mirasçı da olamaz.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Hukuk Genel Kurulu, gerçek bir evlilik iradesine dayanmayan (muvazaalı) evlilik nedeniyle düzenlenen mirasçılık belgesinin iptal edilip edilemeyeceğini değerlendirmiştir. Olayların gelişimi ve hayatın olağan akışı, murisle davalı arasındaki evliliğin gerçek bir evlilik amacı taşımadığını gösteriyorsa, bu evliliğe dayanılarak mirasçı sıfatı kazanılamaz. Bu nedenle muvazaa iddiası araştırılarak, gerçek olmayan evliliğe dayalı mirasçılık belgesinin iptaline karar verilebilir.
Boşanma Davası Devam Ederken Eş Ölürse Dava Evliliğin İptaline Dönüştürülebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/22503, K. 2014/22453, T. 12.11.2014
Boşanma davasını açan koca dava devam ederken ölmüştür. Davacı mirasçılarının vekili, ıslah dilekçesi ile, davaya evliliğin iptali olarak devam edilmesini istemiştir. Boşanma davasının devamı sırasında taraflardan birinin ölümü ile boşanma davası konusuz kalır. Ölen davacının mirasçılarının açılmış olan davayı devam ettirme hakları, boşanma yönünden olmayıp, diğer eşin kusurunun tespiti bakımındandır. Hakları yalnızca buna münhasır olan mirasçıların, ıslahla davayı bir başka davaya dönüştürmeleri mümkün değildir. Ölenin mirasçıları tarafından davaya devam edildiğine göre, diğer eşin kusurunun tespiti bakımından tarafların delilleri toplanarak, hasıl olacak sonucuna göre bu hususta bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan husus gözetilmeden, ıslaha geçerlilik tanınarak, davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, boşanma davası devam ederken davacı eşin ölmesi halinde davanın evliliğin iptaline dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini ele almıştır. Boşanma davası, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan eşin ölümüyle konusuz kalır; mirasçılar bu davayı butlan (iptal) davasına çeviremez. Ancak mirasçılar, ölen eşin kusurunun tespitini yalnızca yasada öngörülen sınırlı hallerde isteyebilir; boşanma davası bu yolla evliliğin iptali davasına dönüştürülemez.
Evlilik Öncesi Borçların Gizlenmesi Aldatma (Nisbi Butlan) Sebebi midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7105, K. 2025/3426, T. 9.4.2025
Davacı-davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen “evlilik öncesi borçlarını kadına söylemediği” kusuru davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmemektedir. Bu itibarla, Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevî tazminata hükmedilme koşulları oluşmamıştır. O halde, davalı-davacı kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, eşin evlilik öncesi borçlarını diğer eşe söylememesinin aldatmaya dayalı nisbi butlan sebebi oluşturup oluşturmadığını değerlendirmiştir. Evlilik öncesi borçların açıklanmaması, TMK m. 150 anlamında namus ve onura ilişkin bir aldatma ya da ağır bir hastalığın gizlenmesi niteliğinde değildir; dolayısıyla tek başına nisbi butlan sebebi sayılmaz. Ayrıca bu husus, kadının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığından manevi tazminatı da gerektirmez.
Eşin Başkasından Hamile Kaldığının Gizlenmesi Nisbi Butlan Sebebi Olur mu?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7739, K. 2022/9912, T. 1.12.2022
Dava, nisbi butlan sebebiyle evlenmenin iptali talebine ilişkindir. Davalı kadının, davacı ile evlenmeden önce bir başkasıyla daha birlikte olduğu ve o kişiden hamile kaldığı belirlenmiş durumdadır. Davacı erkek evlenmeden önce davalının kendisinden hamile kaldığını düşünmüş ve davalı kadının kendisinden başka bir erkekle ilişkisinin bulunduğundan habersiz, kendisi için davalı kadınla birlikte yaşamayı çekilmez bir duruma sokacak derecede, davalı kadının önemli bir niteliğinde yanılarak onunla evlenmiştir. Bu sebeple, TMK 149/2 maddesi gereğince nisbi butlan koşulları oluştuğundan, davacı erkeğin davasının kabulü gerekirken reddi isabetsizdir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, kadının evlenmeden önce başkasından hamile kaldığı halde bunu gizlemesinin nisbi butlan (aldatma) sebebi oluşturabileceğini değerlendirmiştir. Eşin, birlikte yaşamayı çekilmez kılacak derecede önemli bir olguyu (örneğin başkasından gebelik) kasten gizlemesi, diğer eşin iradesini sakatlayan bir aldatma niteliğinde olabilir. Bu nedenle iddia araştırılarak, aldatmanın ve süre koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre karar verilmelidir.
Hastalığın Gizlenmesine Dayalı Nisbi Butlanda Ağır Tehlike Ölçütü Nedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2-2294, K. 2020/671, T. 23.9.2020
Dava, nispi butlan nedeniyle evliliğin iptali olmadığı takdirde boşanma istemine ilişkindir. Olayda, davalı hakkında dava dilekçesinde dayanılan psikolojik ve fiziksel rahatsızlıklarına yönelik mahkemece yapılan yargılamada sağlık raporunun alındığı, alınan raporda “kişinin herhangi bir akıl hastalığının olmadığı” tespitinin yapıldığı, bu raporun da hükme esas alınarak davacının nisbi butlan hukuksal sebebine dayalı evliliğin iptali istemi hakkında ret kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacının yanılma ve aldatma sonucu evlilik iradesinin sakatlandığı gerekçesiyle evliliğin iptalini talep ettiği davasında TMK’nın 150/2 maddesi kapsamında davalıya ilişkin “davacı erkek ya da altsoyu için ağır tehlike oluşturan bir hastalığının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise, hastalığın tedavi edilebilir nitelikte olup olmadığı” yönünde tam teşekküllü bir devlet hastanesi ya da üniversite hastanesinden aldırılacak heyet raporuyla tespiti sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, ilgili raporun hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğunun kabulüyle hükme esas alınarak, davacının TMK’nın 150/2 maddesine dayalı nisbi butlan sebebiyle evliliğin iptali talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan ilave nedenlerle bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, hastalığın gizlenmesine dayalı nisbi butlanda aranan ‘ağır tehlike’ ölçütünü ortaya koymuştur. Aldatma sebebiyle iptal için, gizlenen hastalığın eşin kendisi veya altsoyu için ağır tehlike oluşturacak nitelikte olması gerekir. Her rahatsızlığın açıklanmaması iptal sebebi değildir; hastalığın niteliği ve tehlike derecesi tıbbi kayıtlarla değerlendirilerek sonuca varılmalıdır.
İyileşme Halindeki (Remisyon) Akıl Hastalığı Evliliğin Butlanını Gerektirir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/20396, K. 2014/5254, T. 10.3.2014
Dava, evliliğin iptali istemine ilişkindir. Davalının “atipik psikoz ve zeka geriliği” tanısıyla tedavi gördüğü, ve hastalığının remisyon ( iyileşme ) halinde olduğu, hastalığının süreğen ( kronik ) özellikte olduğu, ilaç tedavisiyle iyilik halinin sağlanabildiği, kişinin kendi başına yaşamını sürdürebileceği, vasi tayinine yer olmadığı sağlık kurulu raporunda bildirilmiştir. Rapor davalıda mevcut ruhsal rahatsızlığın, davacının veya alt soyunun sağlığı için ağır bir tehlike oluşturup oluşturmadığı hususunda eksik ve hüküm kurmaya yeterli değildir. O halde, mahkemece yapılacak iş, davalıda evlenme öncesi mevcut olan ve kronik özellik gösteren “atipik psikoz” adlı ruhsal hastalığın davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturup oluşturmadığı konusunda yeniden resmi sağlık kurulu raporu almak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, iyileşme (remisyon) halindeki akıl hastalığının evliliğin butlanını gerektirip gerektirmediğini değerlendirmiştir. Belirleyici olan, hastalığın evlenme sırasında evlenmeye engel derecede bulunup bulunmadığıdır; hastalık evlenme anında kontrol altında (remisyonda) ise ve evlenmeye engel oluşturmuyorsa butlana karar verilemez. Hastalığın süregen olup olmadığı ve evlenme anındaki durumu Adli Tıp incelemesiyle saptanmalıdır.
Korkutma (İkrah) Nedeniyle Evliliğin İptali Hangi Şartlarda Kabul Edilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/15742, K. 2016/16145, T. 19.12.2016
Dava, evliliğin nisbi butlan sebebiyle iptali, aksi halde boşanma istemine ilişkindir. Davalı tarafından kendisine baskı yapıldığı ve korkutulduğunu, bu sebeple evlenmek zorunda kaldığını beyan etmiştir. Davacı kadının evlendikleri gün kollukta vermiş olduğu ifadesinde kendi rızası ile evlendiğini beyan ettiği, tanıklar da davacı kadının rızası ile evlendiğini, baskı ve korkutmanın söz konusu olmadığını, öncesinde de uzun süreli arkadaşlıklarının bulunduğunu, kadının düğünün ertesi günü ailesiyle görüşmeye gittiğinde dönmek istemediğini ifade etmişlerdir. Evlenme sözleşmesi sırasında davalı tarafından davacının korkutulduğu, davacının baskı altına alınarak evliliğin gerçekleştiği ispatlanamamıştır. Davanın reddi gerekir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, korkutma (ikrah) nedeniyle evliliğin iptalinin hangi şartlarda kabul edileceğini belirlemiştir. TMK m. 151 uyarınca, kişinin kendisinin veya yakınlarının hayatı, sağlığı, namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlendirilmiş olması gerekir. Bu korkunun ciddiyeti ve evlenme iradesini gerçekten sakatlayıp sakatlamadığı somut delillerle ortaya konmalı; ayrıca dava, korkunun etkisinin kalktığı tarihten itibaren yasal süresinde açılmalıdır.
Evlendirme Memuru Huzurunda İrade Açıklanmamışsa Evlilik Yok Hükmünde midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/7587, K. 2025/9307, T. 3.11.2025
Dava, resmi nikah sırasında evlendirme memuru huzurunda bulunmadığı, imza atmadığı ve evlenme iradesini açıklamadığı ileri sürülerek evlenmenin kurucu unsurlarının bulunmaması sebebiyle evlenmenin yokluğuna karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacının Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi nüfus kayıtlarında evli olarak kayıtlı bulunduğunun başından beri bilgisi dahilinde olduğu ve davalı kadın tarafından açılan boşanma davasına kadar evliliğin yokluğu yönünde bir iddia ileri sürmediği, on altı yıl boyunca evliliği fiilen sürdürdüğü, evlilikten iki ortak çocuğun doğduğu ve evliliğin tüm sorumlulukları ile haklarından faydalandığı bu süreçten sonra, eşinin boşanma davası açması üzerine resmi nikaha ilişkin bilgisinin olmadığı yönündeki beyanına itibar edilmesi hukuken mümkün olmayıp açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Açıklanan sebeplerle ve yasal düzenleme gereğince hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evlendirme memuru huzurunda evlenme iradesi açıklanmamış veya imza atılmamışsa evliliğin hukuki durumunu değerlendirmiştir. Evlendirme memuru önünde tarafların bizzat ‘evet’ demesi (irade açıklaması), geçerli bir evliliğin kurucu (asli) unsurudur. Bu unsur hiç gerçekleşmemişse evlilik butlanla değil, yoklukla sakattır; yani hiç doğmamış sayılır ve bu durumun tespiti istenir. Bu husus, evlenme defteri ve imza incelemesiyle araştırılmalıdır.
Butlan Kararında Çocuğun Velayeti ve Kişisel İlişkisi Düzenlenmeli midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/21618, K. 2014/20697, T. 23.10.2014
Mahkemece evliliğin butlanına karar verilse dahi, evlilik içinde doğmuş sayılan çocuk dikkate alınarak, velayet ve kişisel ilişki yönlerinden bir düzenleme yapılması yasal bir zorunluluktur. Bu yön dikkate alınmaksızın müşterek çocuğun velayeti konusunda herhangi bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evliliğin butlanına karar verilse dahi bu evlilikten doğan çocuk yönünden velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuk, evlilik içinde doğmuş sayıldığından, tıpkı boşanmada olduğu gibi velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası hususları mahkemece düzenlenmelidir. Bu düzenleme yapılmadan hüküm kurulması eksiktir.
Evliliğin Yokluğunun Tespitinde Evlenme Defteri ve İmza İncelemesi Nasıl Yapılır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/17966, K. 2014/25724, T. 15.12.2014
Dava, evliliğin yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Evlenme akdini yapan belediyeden tarafların evlenme akitlerinin kayıtlı olduğu evlenme defterinin istenmesi, defterdeki imzaların taraflara gösterilerek kendilerine ait olup olmadığının sorulması, nikah defterindeki fotoğraflarla taraflara ait fotoğrafların karşılaştırılması, evlenme törenine katılan evlenenlerin irade beyanlarına şahitlik eden nikah tanıklarının davacının huzurunda dinlenmesi, bu tanıklara evlendirme memuru önünde evlenme iradesini açıklayan şahsın davacı olup olmadığının açıkça sorulması, gerektiğinde evlenme defterindeki imzanın davacı tarafından kabul edilmemesi halinde, imza incelemesi yaptırılması, bu suretle evlendirme memuru huzurunda irade beyanında bulunan kişinin davacı olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun hukuki durumu, ana ve babasının sonradan evlenmesiyle kendiliğinden “evlilik içinde doğan çocuklara” ilişkin hükümlere ( TMK m. 292 ) tabi çocuklar gibi değildir. Böyle olmakla birlikte çocukla babası arasında bir soybağı ihtilafı da çıkarılmamıştır. Davacı, bu çocuğun kendi çocuğu olmadığını ileri sürdüğüne göre, davacının bu çocuğun anası olup olmadığı sorununun çözümü, taraflar arasında geçerli bir evliliğin mevcut olup olmadığına bağlı ve sorunun bu bölümünün çözümünde etkili değildir. Başka bir ifade ile taraflar arasındaki evlilik sahih olsa bile, çocuğu doğuran kadın davacı olmayabilir. Öyleyse, öncelikle evlilik dışında doğmuş olan bu çocuğun, anasının kızlık hanesine değil de, hangi sebeple “tarafların evlilik hanesine” üstelik evlilikten önce tescil edildiğinin nüfus müdürlüğünden sorulması, tescilin hukuki dayanağının açık bir şekilde tespiti, bundan sonra, çocuğun ana adının tashihine ilişkin isteğin, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 4/1. maddesi kapsamına giren bir dava olmayıp, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36’ncı maddesine dayanan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin olduğu, dolayısıyla, bu isteğin aile mahkemelerinin görevi kapsamında bulunmadığı, asliye hukuk mahkemesinin görevine dahil olduğu nazara alınarak, bu talep bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yönün nazara alınmaması da doğru bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, evliliğin yokluğunun tespiti davasında yapılması gereken incelemeyi belirlemiştir. Evlenmenin gerçekten kurulup kurulmadığı; evlendirme akdini yapan belediyeden evlenme defterinin getirtilmesi, defterdeki imzaların taraflara ait olup olmadığının incelenmesi ve gerekirse imza (bilirkişi) incelemesi yaptırılması suretiyle araştırılmalıdır. Bu inceleme yapılmadan, evliliğin yok hükmünde olduğuna veya olmadığına karar verilemez.
Sıkça Sorulan Sorular
Batıl evlilik kendiliğinden geçersiz midir?
Hayır. Butlanla sakat evlilik, mahkemenin iptal kararına kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurur; mirasçılık dahil. İptal için mutlaka dava açılması gerekir.
Butlan davasında süre var mıdır?
Mutlak butlan süresizdir. Nisbi butlanda (yanılma, aldatma, korkutma) süre; öğrenmeden itibaren 6 ay ve her halde evlenmeden itibaren 5 yıldır.
Butlan kararı çocukları etkiler mi?
Hayır. Butlanına karar verilen evlilikten doğan çocuklar evlilik içinde doğmuş sayılır; soybağları korunur, velayet ve nafaka boşanma kurallarına göre düzenlenir.
İmam nikahlı birliktelik için butlan davası gerekir mi?
Hayır. Yetkili memur önünde yapılmayan birliktelik hukuken “yok” hükmündedir; ortada iptal edilecek bir evlilik bulunmadığından butlan davasına gerek yoktur.
Butlan davasında nafaka ve tazminat istenebilir mi?
Evet. İyiniyetli eş yönünden maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin boşanma hükümleri kıyasen uygulanır; talep dilekçede yer almalıdır.
Aldatılarak evlendirildim, boşanma mı butlan mı açmalıyım?
İkisi de mümkündür. Butlan 6 aylık süreye tabidir ancak iyiniyet korumaları sağlar; boşanma süreye bağlı değildir. Seçim, sürenin durumu ve dosyadaki ispat gücüne göre yapılmalıdır.
Butlan davası hangi mahkemede açılır?
Aile Mahkemesinde açılır; yetki bakımından boşanma kuralları uygulanır ve dava, eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son 6 aydır birlikte oturulan yerde açılabilir.
Avukat’a Sor
Evliliğin butlanı veya aleyhinize açılan iptal davasına ilişkin sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Butlan mı boşanma mı sorusunun doğru cevabı, süre ve tazminat haklarınızı korur.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.