Aile Konutu Nedir? 2026 – Şerh, Rızasız Satış ve TMK 194 Koruması
Meslek hayatımızda en dramatik telefonlardan biri şudur: “Eşim evi habersizce satmış, yeni malik tahliye ihtarı gönderdi.” Tapu onun üzerine olduğu için her şeyi yapabileceğini sanan eş, kanunun kırmızı çizgisine çarpar: Aile konutu, mülkiyet kimde olursa olsun tek başına tasarruf edilemeyen, anayasal aile korumasının tapudaki karşılığıdır. Bir imzayla konulan şerh, on yılların emeğiyle alınan evin bir gecede elden çıkmasını önler. Bu rehberde aile konutunun nasıl belirlendiğini, şerhin nasıl konulacağını, rızasız satışın ve kira fesihlerinin akıbetini, boşanma ve ölüm halindeki hakları avukat kaleminden anlatıyoruz.
Yazı İçeriği
- Aile Konutu Nedir, Nasıl Belirlenir?
- TMK m. 194 Koruması: Rıza Olmadan Neler Yapılamaz?
- Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?
- Rıza Alınmadan Yapılan Satışın Akıbeti
- Aile Konutu Özet Tablosu
- Aile Konutu Davaları Avukatı Muhammet Sarıkaya
- Kirada Oturulan Aile Konutu
- Boşanmada ve Ölümde Aile Konutu
- Emsal İlkeler ve Uygulama
- Aile Konutu Şerhi Talep Dilekçesi Örneği
- Aile Konutu Yargıtay Kararları
- Sıkça Sorulan Sorular
Aile Konutu Nedir, Nasıl Belirlenir?
Aile konutu; eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, acı ve tatlı günlerini paylaştığı, yaşamlarına yön verdikleri ortak yaşam merkezidir. Bir konutun aile konutu sayılması için tapunun eşlerden birinin üzerinde olması yeterlidir; belirleyici olan mülkiyet değil, ailenin fiilen o konutta yaşamasıdır. Yazlık, ikinci konut ve yatırım amaçlı taşınmazlar aile konutu değildir; koruma tek bir konut için geçerlidir. Hukuki dayanak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 194. maddesidir ve bu koruma, evlilik devam ettiği sürece kendiliğinden vardır; şerh, korumayı kuran değil, üçüncü kişilere duyuran bir kayıttır.
TMK m. 194 Koruması: Rıza Olmadan Neler Yapılamaz?
Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili şu işlemleri yapamaz:
- Konutu satamaz, bağışlayamaz veya devredemez
- Konut üzerindeki hakları sınırlayamaz; ipotek tesis edemez
- Kirada oturuluyorsa kira sözleşmesini feshedemez
Rızanın “açık” olması aranır; örtülü onay veya sonradan sessiz kalma yeterli değildir ve uygulamada rıza, tapuda veya yazılı biçimde alınır. Rıza sağlanamayan veya haklı sebep olmaksızın esirgenen hallerde ilgili eş, hakimin müdahalesini isteyebilir. Bu koruma, ekonomik gücü elinde tutan eşin diğerini bir imzayla evsiz bırakmasını önleyen bir denge mekanizmasıdır.
Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur?
Malik olmayan eş; kimliği, evlilik cüzdanı veya nüfus kayıt örneği ve konutta oturulduğunu gösteren yerleşim yeri belgesiyle tapu müdürlüğüne tek başına başvurarak aile konutu şerhi koydurabilir. Malik eşin rızası, katılımı veya mahkeme kararı gerekmez; işlem aynı gün tamamlanabilir. Başvuru Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü hizmetleri üzerinden randevu alınarak da yürütülebilir.
Şerhin işlevi ilan etmektir: Şerh varken hiçbir üçüncü kişi “aile konutu olduğunu bilmiyordum” diyemez; konut, eş rızası olmadan devredilemez ve ipotek edilemez hale gelir. Şerh; evliliğin sona ermesi, konutun aile konutu niteliğini yitirmesi veya eşlerin birlikte talebiyle kaldırılır.
Rıza Alınmadan Yapılan Satışın Akıbeti
Yerleşik içtihada göre TMK m. 194, bir geçerlilik kuralıdır: Malik eşin, diğer eşin açık rızasını almadan aile konutu üzerinde yaptığı devir ve ipotek işlemleri kural olarak geçersizdir ve rıza vermeyen eş, işlemin iptali için dava açabilir. Tapuda şerh bulunması ispatı kolaylaştırır; şerh yoksa uyuşmazlık, işlemi yapan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı (konutun aile konutu olduğunu bilip bilmediği veya bilebilecek durumda olup olmadığı) ekseninde çözülür. Banka lehine kurulan ipoteklerde dahi, eşin açık rızası alınmamışsa ipoteğin kaldırılmasına karar verilebildiği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Bu davalar Aile Mahkemesinde görülür ve dava süresince taşınmaza tedbir konulması hayati önem taşır.
Aile Konutu Özet Tablosu
| Konu | Bilgi |
|---|---|
| Hukuki dayanak | TMK m. 194; sağ kalan eş için TMK m. 240 ve 652 |
| Rıza olmadan yapılamayanlar | Satış, bağış, ipotek, kira sözleşmesinin feshi |
| Şerh başvurusu | Malik olmayan eş, tapu müdürlüğüne tek başına yapar |
| Şerh için gerekenler | Kimlik, evlilik kaydı, yerleşim yeri belgesi |
| Rızasız devrin sonucu | İşlem kural olarak geçersizdir; iptal davası açılabilir |
| Görevli mahkeme | Aile Mahkemesi |
| Korumanın süresi | Evlilik boyunca; boşanmanın kesinleşmesiyle sona erer |
Aile Konutu Davaları Avukatı Muhammet Sarıkaya

Aile konutu dosyaları, aile hukuku ile tapu ve borçlar hukukunun kesiştiği teknik uyuşmazlıklardır; ipoteğin kaldırılması, tapu iptali ve tedbir süreçleri saatlerle yarışılarak yürütülür. Av. Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarasıyla kayıtlı olarak ağırlıklı biçimde aile hukuku alanında çalışmakta; aile konutu şerhi, rızasız devir ve ipotek iptali ile boşanma sürecinde konut tedbirleri dosyalarında vekillik yürütmektedir. Küçükçekmece Adliyesi başta olmak üzere İstanbul genelindeki aile mahkemelerinde yürüttüğü dosyalarda; tapu kayıtlarının hızla toplanması, iyiniyet değerlendirmesine yönelik delillerin kurgulanması ve ihtiyati tedbirin ilk günden alınması üzerine çalışır. Avukatın mesleki geçmişi ve çalışma alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Revan Hukuk hakkımızda sayfasından ulaşabilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Aile konutunuz rızanız olmadan satıldı, ipotek edildi veya kira sözleşmesi feshedildiyse; şerh ve iptal dosyalarınız için aile hukuku alanında çalışan büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Küçükçekmece Boşanma Avukatı
Kirada Oturulan Aile Konutu
Koruma yalnızca mülkiyete bağlı değildir. Kiralanan konut aile konutuysa; sözleşmenin tarafı olan eş, diğer eşin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez. Dahası, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir ve bildirimde bulunan eşler, kira borcundan müteselsilen sorumlu olur. Böylece kiracı eşin tek taraflı fesihle aileyi sokakta bırakması engellenir; tahliye ihtarları ve fesih bildirimleri her iki eşe de yöneltilmedikçe sonuç doğurmaz.
Boşanmada ve Ölümde Aile Konutu
- Boşanma sürecinde: Dava boyunca hakim, konutun hangi eşe tahsis edileceğine tedbiren karar verebilir; tapu kimde olursa olsun konut, çoğunlukla çocuklarla birlikte yaşayan eşe özgülenir. Boşanmanın kesinleşmesiyle TMK m. 194 koruması ve şerh sona erer; konut artık mal paylaşımı davasının konusudur.
- Eşin ölümünde: Sağ kalan eş; mal rejimi tasfiyesinde katılma alacağına mahsuben (TMK m. 240) ve miras paylaşımında miras payına mahsuben (TMK m. 652), aile konutu üzerinde kendisine mülkiyet veya oturma (intifa) hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu, sağ kalan eşin yaşam merkezinden koparılmamasını amaçlayan güçlü bir korumadır.
Emsal İlkeler ve Uygulama
Şerh yoksa rızasız satış geçerli olur mu?
Yerleşik içtihada göre TMK m. 194’teki koruma şerhe bağlı değildir; rıza alınmadan yapılan devir kural olarak geçersizdir. Şerhin yokluğunda tartışma, devralan üçüncü kişinin iyiniyeti üzerinde yoğunlaşır: Konutun aile konutu olduğunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi korunmaz. Bu nedenle şerh, hak kurucu olmasa da ispat yükünü kökten değiştiren, vazgeçilmez bir önlemdir.
Banka ipoteğinde eş rızası aranır mı?
Evet. Aile konutu üzerinde kredi teminatı olarak kurulan ipoteklerde dahi diğer eşin açık rızası aranır; rıza alınmadan tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilebildiği istikrarlı uygulamayla kabul edilmiştir. Bankaların basiretli tacir olarak konutun niteliğini araştırma yükümlülüğü, iyiniyet savunmasını önemli ölçüde zayıflatır.
Fiilen ayrı yaşanan konut aile konutu mudur?
Aile konutu niteliği, ortak yaşamın fiilen o konutta sürdürülmesine bağlıdır. Eşlerin ortak iradeyle yaşam merkezini taşıması halinde eski konut korumadan çıkar; ancak bir eşin haksız biçimde konuttan uzaklaştırılması veya geçici ayrılıklar, konutun niteliğini tek başına ortadan kaldırmaz. Değerlendirme, her dosyada fiili duruma göre yapılır.
Aile Konutu Şerhi Talep Dilekçesi Örneği
… TAPU MÜDÜRLÜĞÜNE
TALEP EDEN: Ad Soyad (T.C. Kimlik No) – Adres
KONU: Aşağıda bilgileri yazılı taşınmazın tapu kaydına TMK m. 194/3 uyarınca aile konutu şerhi konulması talebidir.
TAŞINMAZ: … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parsel, … Blok, … numaralı bağımsız bölüm.
AÇIKLAMALAR: Yukarıda bilgileri yazılı taşınmaz, eşim … adına kayıtlı olup ailemizin birlikte yaşadığı aile konutudur. Bu husus, ekte sunulan yerleşim yeri belgesi ve nüfus kayıt örneği ile sabittir. Taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi işlenmesini talep ederim.
EKLER: Nüfus cüzdanı fotokopisi, evlilik kaydını gösterir nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi.
Talep Eden
Ad Soyad – İmza
Aile Konutu Yargıtay Kararları
Aşağıda aile konutu, şerh ve rızasız devir-ipotek konularına ilişkin güncel Yargıtay kararları birebir olarak verilmiş, her kararın altında konunun özeti avukatımızın kaleminden aktarılmıştır.
Aile Konutu Şerhi Davasında Tek Maktu Harç Yeterli midir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7756, K. 2026/865, T. 2.2.2026
Uyuşmazlık, 4271 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi hükmü uyarınca açılan tapu iptal ve tescil ile aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Davacı bu davayı açarken tek maktu harç yatırmıştır. Davacının birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı harca tabi iki davası bulunmaktadır. Yatırılan başvurma harcı dava dilekçesindeki tüm bu istekleri de kapsar ise de tüm taleplere ilişkin yalnızca tek maktu peşin karar harcının alındığı anlaşılmaktadır. Tapu iptal ve ve tescil davası nispi harca tabi bir dava olup, eksik harç tamamlanmadan müteakip işlemler yapılamaz. Davacı, dava dilekçesinde dava değerini 10.000,00 TL olarak belirtmiştir. O halde Mahkemece, öncelikle taşınmazın dava tarihindeki değerinin keşif yapılarak belirlenmesi, tespit edilecek değer üzerinden nispi peşin harç noksanlığının 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca tamamlattırılması, harcın tamamlanması halinde işin esasının incelenmesi, aksi halde Harçlar Kanununun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde hareket edilmesi gerekirken, harç noksanlığı giderilmeden işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, TMK m. 194 uyarınca açılan tapu iptali-tescil ile aile konutu şerhi davasında harcın nasıl belirleneceğini değerlendirmiştir. Bu tür davalarda hem tapu iptali ve tescil (malvarlığına ilişkin, nispi harca tabi) hem de aile konutu şerhi (maktu harca tabi) talepleri bir arada bulunabilir. Yalnızca tek maktu harç yatırılması yeterli değildir; tapu iptali ve tescil talebinin dava değeri üzerinden nispi harcın tamamlattırılması, eksik harç giderilmeden işin esasına girilmemesi gerekir.
Malik Eşin Rızasız Devrinde Tapu İptali ve Tescile Nasıl Karar Verilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/4484, K. 2026/359, T. 15.1.2026
Dava, aile konutuna dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın aile konutu niteliğinde olduğu ve malik olmayan eşin açık rızası alınmadan davalıya malik eş tarafından tapuda devredildiği, yapılan devir işleminin malik olmayan eşin açık rızasının alınmaması nedeniyle hükümsüz olduğu; hükümsüz olan bir işleme dayalı olarak taşınmazın tahliye ettirilmesinin taşınmazın aile konutu vasfını ortadan kaldırmayacağı; bu nedenle davanın kabulü gerekirken tahliye edildiği gerekçesiyle konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığı; ne var ki taraflar arasında boşanma davasının bulunduğu, UYAP kayıtlarında yapılan incelemede taraflar arasındaki boşanma davasında tarafların boşanmalarına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, tarafların boşanmaları nedeniyle dava konusu taşınmazın aile konutu vasfının ortadan kalkmış olması karşısında, aile konutuna dayalı olarak açılan eldeki davanın konusuz kaldığı, bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ise haklılık durumuna göre tayin ve takdir edilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup hükmün bu sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutu niteliğindeki taşınmazın malik olmayan eşin açık rızası alınmadan devredilmesi halinde verilecek kararı ortaya koymuştur. Taşınmazın aile konutu olduğu ve devrin diğer eşin açık rızası olmadan yapıldığı sabitse, işlem TMK m. 194 uyarınca geçersizdir; bu durumda tapu kaydının iptali ile taşınmazın önceki (malik eş) adına tescili gerekir. Rıza bulunmadan yapılan devir, üçüncü kişi adına geçerli bir mülkiyet doğurmaz.
Eşin Rızası Olmadan Kurulan İpotek Kaldırılır mı?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10517, K. 2025/11582, T. 22.12.2025
Davacı kadın, davalı eşi adına kayıtlı dava konu taşınmaza rızası dışında ipotek tesis edildiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmaz kaydına aile konutu şerhi konulmasını talep ve dava etmiştir. 14.06.2021 tarihli keşif tutanağında beyanı alınan davacı tanığı …’in beyanı ile taşınmazın aile konutu olmadığının kabulüne karar verildiği, oysa ki diğer davacı tanığı …’ın tarafların köyde de evi olduğunu ancak Türkiye’ye geldiklerinde davalının eşi ve çocuklarıyla davaya konu taşınmazda kaldıklarını belirttiği, diğer yandan 16.12.2020 tarihli ve davalı …’in kardeşinin beyanına dayalı emniyet tutanağında tarafların yurt dışından geldiklerinde davaya konu taşınmazda kaldıklarının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince, ailenin kullandığı başka konut olup olmadığı, taraflar asıl olarak yurt dışında yaşasalar da, dava konusu taşınmazı Türkiye’ye geldiklerinde aile konutu olarak kullanıp kullanmadıkları yönünden yeterli araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; dosyadaki çelişkiler giderilerek, gerekli araştırma yapılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ipotek tarihi itibarıyla taşınmazın aile konutu vasfında olup olmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, eşin açık rızası olmadan aile konutu üzerinde kurulan ipoteğin kaldırılıp kaldırılamayacağını değerlendirmiştir. Malik eş, aile konutu üzerinde diğer eşin açık rızasını almadan ipotek tesis edemez; rıza alınmadan kurulan ipotek TMK m. 194’e aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilir. Bu koruma, konut üzerinde banka veya üçüncü kişi lehine kurulan ipotekler bakımından da geçerlidir.
Birden Fazla Bölümlü Taşınmazda Aile Konutu Olan Kısım Nasıl Belirlenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9460, K. 2025/10860, T. 9.12.2025
Dava aile konutu olarak kullanıldığı ileri sürülen taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına yönelik olduğuna göre, öncelikle aile konutu olarak kullanılan bölümün belirlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, taşınmazın vasfı da dikkate alınarak, dava konusu taşınmazda usulünce keşif yapılıp, ipotek tesis tarihinde ve halen tarafların aile konutu olarak kullandıkları bağımsız bölümün belirlenmesi, uzman bilirkişilerden “aile konutu” olarak kullanılan bölümün kroki ve harita üzerinde işaretlenmesinin istenmesi, aile konutu olarak kullanılan bu bölümün değerinin belirlenip, bu bölümle sınırlı olacak şekilde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamına yönelik olarak ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, üzerinde birden fazla bağımsız bölüm bulunan taşınmazda, ipoteğin kaldırılması talebinde önce aile konutu olarak kullanılan kısmın belirlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Taşınmazın tamamı değil, ailenin fiilen yaşam merkezi olan bölüm aile konutu korumasından yararlanır. Bu nedenle mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesiyle hangi bağımsız bölümün aile konutu olduğunu saptamalı ve ipoteğin kaldırılmasına ilişkin kararı buna göre vermelidir.
Aile Konutunun Rızasız Devrinde Üçüncü Kişinin İyiniyeti Nasıl Değerlendirilir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/8732, K. 2025/10191, T. 25.11.2025
Dava; 4271 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi hükmü uyarınca tapu iptali ve tescil ile aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Somut olaya bakıldığında, yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, tapu kaydı, ekspertiz kayıtları, emniyet araştırma tutanağı, telefon kayıtları, icra dosyası, kira sözleşmesi vs. Tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın 2016 yılında satın alınarak davalı eş adına tescil edildiği, davacı ve ailesi tarafından aile konutu olarak kullanıldığı, dava açıldığı tarihte ve yargılama sırasında da aile konutu olarak kullanılmaya devam ettiği, davacı tarafça dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlandığı, dava konusu taşınmazın davalı …’e satışına karşı davacı kadının açık rızasının alınıp alınmadığı hususu yönünden yapılan incelemede ise, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, davalı …’in tanığı olan eksperin beyanı ve davacı kadın ile davalı … arasında sık sık yapılan iletişim kaydı bulunduğu, davalının iyiniyetli olduğu belirtilmişse de dava konusu taşınmazın 25.10.2018 tarihinde davalı eş tarafından davalı …’e satıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı eşin ticaret ile uğraştığı, sıklıkla yüklü miktarda kredi çektiği için eve taşınmaz değerinin tespiti amacıyla uzmanların geldiği, davacı kadının ve ortak çocuğun bu duruma alışkın olmaları sebebiyle bu durumu sorgulamadıklarının belirtildiği, yine davacı ile davalı … arasında dava konusu taşınmazın devrinden sonra 03.8.2019 tarihinde 7 dakikalık görüşme olduğu, mesaj kaydına dair sunulan fotoğrafta ise davacı kadının davalı …’e o gün içerisinde uygun olmadıkları daha sonraki bir tarihte gitmeleri konusunda beyanda bulunduğu, davacı kadının bu durumu, davalı … ile komşu oldukları, aynı zamanda …’in emlak işi ile uğraştığı, aile fertlerinden birinin taşınmaz alımı ile ilgili kendisine yetki verildiği, yani dava konusu taşınmaz ile ilgili konuşmadıkları yönünden açıklamada bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin karar gerekçesinde belirtilen olguların satış işlemine karşı davacı kadının açık rızasının alındığını, yahut davacı kadının kötüniyetli olduğunu, ya da iş bu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ispatlamayacağı, dava konusu taşınmazın davalı …’e satışından, eve icra memurlarının gelmesi ile davacı kadının bilgi sahibi olduğu, sonrasında iş bu davayı açtığı, davalı … tarafından davacı eşin açık rızasının alındığının ispatlanamadığı, aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devrinin, davacının açık rızasını gerektirdiği, ( HGK’nun 24,05.20 17… /2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı ), eşin “Açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “Geçersiz olduğunu” kabul etmek gerektiği anlaşılmakla, gerçekleşen bu durum karşısında yukarıda açıklanan yasal düzenleme ile ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davacı malik olmayan eşin açık rızası ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutunun rızasız devrinde, devralan üçüncü kişinin iyiniyetinin nasıl değerlendirileceğini ele almıştır. Taşınmazın aile konutu olduğunu bilen veya durumun gereğinden bilmesi gereken üçüncü kişi iyiniyet iddiasından yararlanamaz. Tapuda şerh bulunmasa dahi, somut olayın koşulları (tarafların ilişkisi, devrin şekli ve zamanı) üçüncü kişinin durumu bilebilecek konumda olduğunu gösteriyorsa devir geçersiz sayılır ve tapu iptaline karar verilir.
İpoteğin Kaldırılması Talebinde Aile Konutu Niteliği Nasıl Araştırılır?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3084, K. 2025/9574, T. 6.11.2025
Dava; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. hükmü uyarınca aile konutu nedeniyle ipoteğin kaldırılması ve aile konusu şerhi konulması istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan dava konusu taşınmazın, 23.05.2000 yılında davacının eşi davalı … adına tapuda tescil edildiği, taşınmaz üzerine dava konusu ipoteğin ise 05.11.2015 tarihinde konulduğu anlaşılmaktadır. Getirtilen abonelik kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın abonelikleri 2000 yılında davalı … adına açtırılmıştır. Ayrıca dinlenen davacı tanıkları da davacı ve davalı …’in uzun zamandır bu adreste oturduklarını belirtmişlerdir. Her ne kadar, Mahkemece aboneliklerin açılması, tanık beyanları ve yapılan keşif ile halen aile konutu olarak kullanıldığı dikkate alınarak dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu kanaatine varılmış ise de; davacının, davalı …’in ve ortak çocuklarının ikametlerini adres kayıt sistemine göre Batman’dan dava konusu taşınmaza 2016 yılında aldırdıkları, ipotek senedinde davalı …’in adresinin dava konusu taşınmaz olmayıp Batman olarak göründüğü, davalı … hakkında dava konusu adreste yapılan 18.12.2017 tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında “çevreden kapının devamlı olarak kapalı olduğu, kapıya bırakılan bilgi notlarına dönüş yapılmadığı, şahış bina içinde sorulduğunda adresin kendisine ait olduğu fakat ikamete nadir olarak geldiği, adresi fazla kullanmadığının belirtildiği” yazıldığı, dosyada davalı …’e yapılan en son verilen gerekçeli karar ve karar ilamı tebligatlarının Batman adresine tebliğ edildiği ve bu tebligatların Batman adresinde davacı ve tarafların ortak kızları tarafından farklı zamanlarda alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ipotek tarihinde ve halen taşınmazın aile konutu olarak kullanılmadığı sabittir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlanamadığı ve 4721 Sayılı Kanun’un 194. maddesinin korumasından yararlanamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, ipoteğin kaldırılması talebinde taşınmazın aile konutu niteliğinin öncelikle araştırılması gerektiğini belirtmiştir. İpoteğin TMK m. 194 kapsamında kaldırılabilmesi için, taşınmazın gerçekten ailenin ortak yaşam merkezi (aile konutu) olduğu; keşif, tanık ve nüfus/yerleşim kayıtlarıyla saptanmalıdır. Aile konutu niteliği belirlenmeden ipoteğin kaldırılmasına veya talebin reddine karar verilmesi eksik incelemedir.
Aile Konutu İçin Verilen Muvafakatnamenin Geçerliliği Nasıl İncelenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/5413, K. 2025/8026, T. 30.9.2025
Dava; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. hükmü uyarınca ipoteğin kaldırılması, tapu iptali ve tescil ile aile konusu şerhi konulması istemine ilişkindir. Hükme esas alınan raporda muvafakatnamedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda net bir görüş bildirilmediği gibi, kesin kanaat içermemesi sebebiyle hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde, Adli Tıp Kurumu’nun imza incelemesinde üst ve son merci olmadığı gözetilerek ehil bilirkişilerden oluşacak bir heyetten dava konusu belgede yer alan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığına ilişkin kesin kanaat içerir şekilde yeniden rapor alınarak, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutu işlemi için verildiği ileri sürülen muvafakatnamenin (rıza belgesinin) geçerliliğinin nasıl inceleneceğini değerlendirmiştir. TMK m. 194’teki açık rızanın gerçekten diğer eş tarafından ve özgür iradeyle verilip verilmediği araştırılmalıdır. Muvafakatnamedeki imzanın eşe ait olup olmadığı veya belgenin gerçekliği çekişmeliyse, imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmelidir; sahte veya geçersiz muvafakat, rızanın varlığını ortadan kaldırır.
Takipte Taraf Olmayan Eş, Aile Konutu Şerhine Dayanarak Haczedilmezlik İleri Sürebilir mi?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3649, K. 2025/5359, T. 17.9.2025
Taşınmaz üzerine şikayetçinin lehine aile konutu şerhi verilmiş bulunması, takipte taraf olmayan şikayetçinin bu şerhe dayanarak haczedilmezlik şikayetinde bulunmasına imkan tanımamaktadır. Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararının başvuru yapılan dosyaya özgü olduğu, genel mahkemede yargılama yapan diğer mahkemeleri bağlamayacağı, aile konutu kavramı ile haline münasip ev kavramının özdeş olmadığı, 2004 Sayılı Kanunun 82. maddesinde “borçlunun haline münasip evi” kavramı kullanılmış olup, kanun koyucunun amacının meskeniyet iddiasında bulunma hakkını sadece borçluya tanımak olduğu, borçlu haricindeki kişilere yorum yolu ile dava açma hakkı tanınmasının olanaklı olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle somut olaya İİK’nın ilgili maddelerinın uygulanması gerekir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayet hakkı ( aktif husumet ) yokluğundan istemin reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne hükmolunması ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, icra takibinde taraf olmayan eşin, lehine konulan aile konutu şerhine dayanarak haczedilmezlik şikayetinde bulunup bulunamayacağını değerlendirmiştir. Aile konutu şerhi, malik olmayan eşe taşınmazın haczedilemeyeceği yönünde bir haczedilmezlik hakkı sağlamaz; bu şerh yalnızca eşin rızası olmadan devir ve ipotek yapılmasını engeller. Bu nedenle takibin tarafı olmayan eş, aile konutu şerhine dayanarak haczin kaldırılmasını (haczedilmezlik şikayeti) isteyemez.
Tapuda Bağ Vasfıyla Kayıtlı Taşınmaz Aile Konutu Sayılır mı?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/3075, K. 2025/5958, T. 17.6.2025
Dava konusu taşınmazın tapuda “bağ” vasfıyla kayıtlı olduğu, dosya içindeki beyanlara ve keşif raporuna göre taşınmaz üzerinde birden fazla bağımsız bölüm bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava aile konutu olarak kullanıldığı ileri sürülen taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin kaldırılmasına yönelik olduğuna göre, öncelikle aile konutu olarak kullanılan bölümün belirlenmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; taşınmazın vasfı da dikkate alınarak, dava konusu taşınmazda usulünce keşif yapılıp, ipotek tesis tarihinde ve halen tarafların aile konutu olarak kullandıkları bağımsız bölümün belirlenmesi, uzman bilirkişilerden “aile konutu” olarak kullanılan bölümün kroki ve harita üzerinde işaretlenmesinin istenmesi, aile konutu olarak kullanılan bu bölümün değerinin belirlenip, bu bölümle sınırlı olacak şekilde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamına yönelik olarak ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, tapuda ‘bağ’ gibi konut dışı bir vasıfla kayıtlı taşınmazın aile konutu sayılıp sayılamayacağını değerlendirmiştir. Belirleyici olan tapudaki vasıf değil, taşınmazın fiilen ailenin ortak yaşam merkezi (konut) olarak kullanılıp kullanılmadığıdır. Taşınmaz üzerinde fiilen oturulan bağımsız bir bölüm varsa ve aile burada yaşıyorsa, tapudaki ‘bağ’ vasfına rağmen bu bölüm aile konutu korumasından yararlanabilir; bu husus keşifle saptanmalıdır.
Devirden Sonra Kira Sözleşmesi Yapılması Muvazaayı (Danışıklılığı) Gösterir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9213, K. 2025/5999, T. 17.6.2025
Dava konusu taşınmazın, davacının eşi tarafından 08.03.2018 tarihinde davalılardan birine devredildiği, hemen akabinde davalı ile kira sözleşmesi akdedilerek taşınmazda davacı ve davalı eşin birlikte oturmaya devam ettiği, 31.07.2018 tarihinde taşınmazı davalılardan birine devrettiği anlaşılmaktadır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan erkek eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir. Bu rıza alınmamıştır. Bu durumda tescil, yolsuz tescil niteliğini alacaktır. Ne var ki, taşınmazı ilk devralan bu taşınmazı devretmiştir. Taşınmazı devrinde Türk Medeni Kanunun 194. maddesi koşulları artık aranmaz. Bu durumda taşınmazı en son devralan davalı, kendisine bu taşınmazı devredenin üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu tescile dayanamaz. Toplanan delillerden, davalıların birbirlerini tanıdıkları; davalının taşınmazın aile konutu olduğunu bilerek satın aldığı; diğer davalının ise ilk satış işleminden çok kısa bir süre sonra taşınmazı satın aldığı anlaşılmakla davalının taşınmazı kendisine devreden üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği; diğer davalı ile el ve iş birliği içinde kötü niyetli olarak hareket ettiği de anlaşılmaktadır. Davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutunun devredilip hemen ardından devralan ile kira sözleşmesi yapılarak eşlerin konutta oturmaya devam etmesinin muvazaaya (danışıklılığa) işaret edip etmediğini değerlendirmiştir. Malik eşin taşınmazı devrettikten hemen sonra devralanla kira sözleşmesi yapıp ailenin aynı konutta kalması, devrin gerçek bir satış olmayıp diğer eşin aile konutu hakkını dolanmaya yönelik muvazaalı bir işlem olduğunu gösterebilir. Bu durumda devrin geçersizliği ve tapu iptali gündeme gelir.
Kiralanan Konutun Aile Konutu Olduğunun Tespiti Nasıl İstenir?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/9449, K. 2025/4753, T. 7.5.2025
Dava, kiralanan taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, konutun eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmış ise sözleşmenin tarafı olmayan eşin, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline geleceği düzenlenmiştir. Davacı, kiralayan davalı tarafa bir bildirimde bulunmadığından kira sözleşmesinin tarafı haline gelmemiştir. Davacı, kira sözleşmesine 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre taraf olmadığından, eşler arasında da kiralanan taşınmazın aile konutu olup olmadığı yönünde herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından, dahili davalı eşe karşı açılan dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine ilişkin davada da hukuki yarar bulunmamaktadır. Davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, kira ile sağlanan konutun aile konutu olduğunun tespiti davasını değerlendirmiştir. TMK m. 194/4 uyarınca, konut eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı haline gelir. Kiralanan taşınmazın aile konutu olduğu tespit edilerek, sözleşmenin tarafı olmayan eşin korumadan yararlanması sağlanır; bu tespit, kiracı eşin tek taraflı feshini ve aileyi sokakta bırakmasını önler.
Aile Konutunun Şirkete Satılması Halinde Tapu İptali İstenebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/10646, K. 2025/4653, T. 6.5.2025
Somut olayda, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu sabittir. Davalı önceki malik eş dava konusu aile konutunu, diğer davalı şirkete satış suretiyle devir etmiş olup yapılan yargılama ve toplanan delillerle bu işlem sırasında davacı eşin açık rızasının alındığı ispatlanamamıştır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir. ( HGK’nun 24,05.2017 tarih 2017/2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı ). Eş söyleyişle eşin “Açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “Geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı malik olmayan eşin açık rızası ispat edilemediğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ret hükmü kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutunun malik eş tarafından bir şirkete satılması halinde tapu iptali istenip istenemeyeceğini değerlendirmiştir. Taşınmazın aile konutu olduğu sabitse, malik eşin diğer eşin açık rızası olmadan bunu bir şirkete (tüzel kişiye) satması da TMK m. 194’e aykırıdır. Devralan şirketin durumu bilebilecek konumda olması halinde iyiniyet korumasından yararlanamayacağı gözetilerek, tapu kaydının iptaline karar verilir.
Eş, Kira Sözleşmesine Sonradan Taraf Olarak Eklenebilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/116, K. 2025/4354, T. 29.4.2025
Dava, aile konutu olduğunun tespiti ve davacının kira sözleşmesine taraf olarak eklenmesi istemine ilişkindir. Davacı erkek vekili tarafından taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ve davacının kira sözleşmesine taraf olarak eklenmesi talepli açılan dava neticesinde İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın davacı ve davalılardan birinin aile konutu olması nedeniyle davalıya karşı açılan davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi gereği aile konutu tespiti davasının ancak eşe karşı açılabileceği, üçüncü kişilere husumet yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı yönünden davanın reddine, davacının kira sözleşmesine taraf olarak eklenmesine ilişkin talebinin ise kiralayana yapılacak tek taraflı bildirimle kira sözleşmesinin tarafı haline gelebilmesinin mümkün olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Somut olayda; davacı erkek tarafından, aile konutu olduğunun tespiti talep edilen taşınmazda davacı erkek ile davalının kira sözleşmesi ile oturdukları, davalının dava konusu taşınmazın maliki olmadığı, davacının 4721 Sayılı Kanun’un 194. maddesinin üçüncü fıkrasındaki korumadan ancak davalı kadının dava konusu taşınmazın mülkiyetine sahip olması durumunda faydalanabileceği; yine kira sözleşmesi ile oturulan ev için ev sahibine tek taraflı bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı olabileceği halde yapmadığı gibi kiralanan taşınmazın aile konutu olduğu yönünde eşler arasında çekişme bulunmadığı, bu durumda davacının davalıya karşı da dava açmakta hukuki yararının olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, davalıya karşı açılan aile konutunun tespiti davası yönünden de hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, aile konutu olarak kiralanan taşınmazda, sözleşmenin tarafı olmayan eşin sonradan sözleşmeye taraf olarak eklenmesini değerlendirmiştir. Kiralanan konutun aile konutu olduğu tespit edildiğinde, TMK m. 194/4 gereğince eş, kiralayana bildirimde bulunarak kira sözleşmesine taraf olabilir. Mahkeme, taşınmazın aile konutu niteliğini saptayarak davacı eşin sözleşmeye taraf olarak eklenmesine karar verir; böylece her iki eş de kira ilişkisinde korunur.
Aile Konutu Olarak Bir Eşe Özgülenen Taşınmazda Elatmanın Önlenmesi İstenebilir mi?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/2122, K. 2025/440, T. 3.2.2025
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Dava açıldığı tarihte, davaya konu bağımsız bölümün aile konutu olarak davalıya özgülendiği ve tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu belli ise de davalının güncel nüfus kaydında dava dışı eşinden boşandığı, boşanma ile taşınmazın aile konutu vasfının sona erdiği gözetilmek suretiyle elatma hususunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Avukat Kaleminden Özet: Bu kararda Yargıtay, boşanma veya ayrılık sürecinde aile konutu olarak bir eşe özgülenen (tahsis edilen) taşınmazda, diğer eşin elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteyip isteyemeyeceğini değerlendirmiştir. Dava tarihinde taşınmaz aile konutu olarak bir eşe özgülenmişse, o eşin konutta oturması hukuka uygun olduğundan diğer eş elatmanın önlenmesi ve ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep edemez. Özgüleme kararı geçerli olduğu sürece, konutta oturan eşin kullanımı haksız sayılmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Aile konutu şerhi nasıl ve nereden konulur?
Malik olmayan eş; kimlik, evlilik kaydı ve yerleşim yeri belgesiyle tapu müdürlüğüne tek başına başvurarak şerh koydurabilir. Eşin rızası veya mahkeme kararı gerekmez.
Tapu eşimin üzerine, evi bensiz satabilir mi?
Hayır. Aile konutu, sizin açık rızanız olmadan satılamaz, bağışlanamaz ve ipotek edilemez. Rızasız yapılan işlem kural olarak geçersizdir ve iptali dava edilebilir.
Şerh koymadıysam haklarımı kaybeder miyim?
Koruma şerhsiz de vardır; ancak şerh yoksa devralanın iyiniyeti tartışılır ve ispat yükü ağırlaşır. Bu nedenle şerh, en kısa sürede konulmalıdır.
Kiracıyız; eşim kira sözleşmesini tek başına feshedebilir mi?
Hayır. Aile konutu olarak kiralanan konutta sözleşmenin tarafı eş, diğer eşin açık rızası olmadan feshedemez; diğer eş bildirimle sözleşmeye taraf da olabilir.
Aile konutu şerhi ne zaman kalkar?
Boşanmanın kesinleşmesi, konutun aile konutu niteliğini yitirmesi veya eşlerin birlikte başvurusu ile kaldırılır. Evlilik sürdükçe malik eş tek başına kaldıramaz.
Boşanınca aile konutu kime kalır?
Dava sürecinde hakim konutu tedbiren bir eşe tahsis edebilir. Boşanma kesinleşince koruma biter; konutun akıbeti mal rejimi tasfiyesinde (katılma alacağı) belirlenir.
Eşim ölürse evde oturmaya devam edebilir miyim?
Evet. Sağ kalan eş; katılma alacağına ve miras payına mahsuben aile konutu üzerinde mülkiyet veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK m. 240 ve 652).
Avukat’a Sor
Aile konutunuzun rızasız satışı, ipoteği veya şerh işlemlerine ilişkin sorularınızı doğrudan avukata iletebilir, tapu kayıtları üzerinden dosyanıza özel ön değerlendirme talep edebilirsiniz. Erken tedbir, konutun elden çıkmasını önler.
Avukat’a Sor

Av. Muhammet Sarıkaya
Avukat Muhammet Sarıkaya, 1995 yılında İstanbul’da doğmuştur. 2009-2013 yılları arasında İstanbul’un köklü liselerinden Hasan Polatkan Anadolu Lisesi’nde öğrenim görmüş; 2014 yılında başladığı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2018 yılında mezun olmuştur. 2019 yılında avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatını almış ve İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerine başlamıştır. Ağırlıklı çalışma alanları aile hukuku, ceza hukuku, miras hukuku, idare hukuku ve tazminat hukukudur. Mesleki faaliyetlerini hukukun üstünlüğü, adalet ilkesi, gizlilik ve mesleki etik kurallar çerçevesinde sürdürmekte; güncel mevzuat ve yargı kararlarını yakından takip ederek çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.
Baro Doğrulaması: Avukat Muhammet Sarıkaya, İstanbul Barosu’na 68766 sicil numarası ile kayıtlıdır. İstanbul Barosu levha kaydını doğrulamak için tıklayın.